Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray, sağlık hizmetlerinin insan ve bilim merkezli olmaktan çıkarılıp tamamen ekonomik kazanç eksenine oturtulduğunu belirterek, gelinen noktada sistemin sürdürülemez hale geldiğini söyledi. Sağlığın doğuştan gelen bir hak olduğunu vurgulayan Aksaray, performans baskısı, niteliksiz muayene süreleri ve artan istifalarla birlikte kamu sağlık sisteminin ciddi bir çöküş yaşadığını ifade etti.

‘Kare Kök-K / Square Root-K’ Eskişehirli sanatseverlerle buluştu
‘Kare Kök-K / Square Root-K’ Eskişehirli sanatseverlerle buluştu
İçeriği Görüntüle

HERGÜN 6 HEKİM İSTİFA ETTİ

Sağlığa erişimin pazarlık konusu haline geldiğini söyleyen Aksaray, hastaların temel haklarından mahrum edildiğini söyledi. Aksaray, “Mevcut iktidarın uyguladığı politika; merkezde insanın, hastanın, bilimin olduğu bir politika değil. Sadece paranın olduğu bir politika. Bütün bu sistemden en çok yararlanan sermaye. Yani bizim sağlık hakkımız aslında pazarlanıyor sermayeye. Oysa sağlık doğuştan gelen bir hak. Bizim istediğimiz şey gerçekten herkesin eşit, nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz şekilde sağlık hizmeti almasın. Bu mümkün, bunun için ülkemizde bütçe var. Yaptıkları tamamen günübirlik yama metotlarla bu sistemi ayakta tutmak. Artık bir yere geldi, kendileri de götüremiyorlar. Sağlıktan çok oy kazandılar ama herhalde o açıdan da kendilerini sorgulayacak bir noktaya gelmiş olmalılar. Halk çünkü memnun değil. Öyle bir şey ki, ne kadar çok hasta olursa sistem ondan besleniyor. Yani aslında toplumun hastalanmasından beslenen bir sağlık sisteminden ve bunu proje olarak sunan bir bakanlıktan bahsediyoruz. Bunu kabul etmemiz mümkün değil, mümkün değil. Çok hasta gelsin isteniyor sisteme. Bunun için performanslar veriliyor. Ne kadar çok hasta bakarsanız diye. Biz hekimler bunu istemiyoruz. Biz performans falan istemiyoruz. Biz hak ettiğimiz mütevazi maaşlarımızı istiyoruz ve 20 dakikada bir gerçekten hak ettiğimiz ve hastalarımızın hak ettiği sürede hasta bakmak istiyoruz. Gerçekten hekimlik yapmak istiyoruz, iyi hekimlik yapmak istiyoruz. Oysa onların öyle bir derdi yok. Onlar hasta gelsin, sistem bol bol ilaç tükettirsin, tıbbi malzeme tükettirsin, bunu istiyorlar. Ve gelinen noktada tabii ki hekimler mutsuz. Örneğin 2025 yılında Türkiye'de, kamudan her gün 6 hekim istifa etmiş. Bu çok büyük bir rakam. Yani gerçekten bakanlığın şapkasını önüne koyup ben ne yaptım demesi lazım. Gerçekten dayanmak mümkün değil bu sisteme. Bir kere dünyanın her yerinde bütün aklı başında yöneticiler insanların hastalanmaması üzerine kurgularlar sağlık sistemlerini. Bir insanın hastalanmaması onun her şeyden önce mutlu olması demektir. Ayrıca ikinci büyük kazanım ekonomik kazanımdır. Devlet bütçesine ekonomik kazanımıdır. Yani siz toplumu hastalandırmamak üzerine bir kurgu yapmak zorundasınız.” diye konuştu.

Kaynak: HABER MERKEZİ