Türkiye’de gayrimenkul satışlarında yıllardır süren “düşük bedel gösterme” alışkanlığı artık ciddi yaptırımlarla karşı karşıya. Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), teknolojik analizler ve veri eşleştirme yöntemleriyle geçmiş yıllara ait tapu işlemlerini mercek altına aldı. Yapılan taramalarda alıcı ve satıcının anlaşarak devleti zarara uğrattığı on binlerce işlem tespit edildi. 2026’nın ilk günlerinden itibaren binlerce adrese tebligatlar gönderilmeye başlandı.
Ceza katlandı: Artık iki katını ödeyecekler
Yeni düzenleme ile birlikte caydırıcılık üst seviyeye çıkarıldı. Eskiden “yakalanırsam yüzde 25 ceza öderim” anlayışıyla hareket edenler, artık yüzde 100 vergi ziyaı cezası riskiyle karşı karşıya. 10 bin liralık bir vergi kaybı tespit edilirse, devlet bu tutarı 20 bin lira olarak tahsil ediyor. Üstelik buna gecikme faizi de ekleniyor. Yetkililer, uygulamanın yalnızca vergi kaybını önlemeyi değil, vergi adaletini sağlamayı hedeflediğini vurguluyor. Harç ve vergisini eksiksiz ödeyen vatandaşların mağdur olduğu sistemde, “uyanıklık yapanın kazandığı” algısının tamamen ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Gönderilen yazılar doğrudan ceza niteliği taşımıyor. GİB, mükelleflere önce “izah” hakkı tanıyor. Vatandaş, vergi dairesine giderek durumu samimiyetle anlatır ve pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isterse, ceza uygulanmıyor. Bu süreçte satışın yapıldığı yıl beyan edilen bedel ile gerçek bedel arasındaki fark hesaplanıyor, üzerine yasal faiz ekleniyor ve dosya kapatılıyor.
Çağrıya kulak asmayanı haciz bekliyor
Ancak tebligata rağmen izah vermeyenler için süreç çok daha sert ilerliyor. Uzlaşma kapısını kapatan dosyalar, yüksek tutarlı vergi cezaları ve haciz işlemlerine kadar uzanabiliyor. Uzmanlar, özellikle son 5 yıla ait satış işlemi bulunan ev sahiplerini dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.



