DOĞAN'DAN ANKARA ÇIKARMASI
AK Parti Odunpazarı Belediye Başkan adayı Volkan Doğan önceki gün milletvekillleri Nabi Avcı ve Emine Nur Günay ile birlikte Ankara'ya çıkarma yaptı. Doğan ve milletvekilleri İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu'nu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'i makamlarında ziyaret etti. TOKİ Başkanı Ömer Bulut ile yapılan görüşmede Odunpazarı bölgesinin haritası üzerinden görüşmeler yapıldı. Doğan TOKİ Başkanı ile yapılan görüşme sonrasında 'Çok güzel projelerimiz olacak' diye konuştu. Nabi Avcı, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, görüşmelerde Eskişehir ve Odunpazarı'nın konuşulduğunu belirtti. Bu görüşmeler sonrasında herkes Doğan'dan yapmayı planladığı projelerle ilgili açıklama yapmasını bekliyor...


KIRSALDA ÇİLE ÇEKEN EĞİTİMCİLER
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Atama Yönetmeliği yüzünden 'çok sayıda öğretmen 8-10-15 yıldır kırsal ilçe ve köylerde' görev yapıyor. Çok istemelerine rağmen bir türlü kent merkezine gelemiyor.
SİSTEMDEN KAYNAKLANIYOR
Özellikle kadın eğitimciler merkezde boş kadro olmadığı için 'eş durumundan bile' gelemiyorlar. Bundan dolayı aileler parçalanıyor. Erkek bir yerde, kadın bir yerde yaşamak zorunda kalıyorlar. Sistemin çarpıklığı yüzünden '2-3 yıllık öğretmenler dışarıdan kent merkezindeki okullara gelirken', kırsaldaki eğitimciler 'en ücra kırsal köylerde' görev yapmak zorunda kalıyor. Bu konuda ne İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt'ın ne de Atamadan Sorumlu Şube Müdürü Osman Cebeci'nin kusuru yok. Bu adaletsizlik tamamen sistemden kaynaklanıyor.
3600 EK GÖSTERGE
ÇÖZÜM OLABİLİR
Eğitimcilere '3600 ek gösterge verilmesiyle' ancak bu tıkanıklık giderilebilir. Çok sayıda eğitimci 'emekli olmak için 3600 ek göstergeyi' bekliyor. Bunun verilmesi halinde çok sayıda eğitimci emekli olacak. Böylece kadrolar boşalacak. İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu boş kadroları duyuruya çıkarmadan yıllarca kırsal köylerde mağdur edilen öğretmenlerle dolduracak. Boş kadrolar daha sonra duyuruya çıkarılacak. Dışarıdan gelecek 2-3 yıllık öğretmenler kent merkezinde değil, kırsal köylerde görev yapacak. 10 yılın üzerinde en ücra köylerde çalışan eğitimciler kent merkezindeki okulda görev yapmanın mutluluğunu yaşayacak. Aileler dağılmayacak...


DUR YAYA GEÇİYOR
Yaya geçitlerinde öncelik yayalara aittir. Ancak kural tanımaz sürücüler yaya geçitlerinden geçerken 'bırakın yavaşlamayı, hızlarını arttırarak' yayaların haklarını gasp ediyor.
YASAL ZEMİNE
OTURTULDU
Avrupa'da insanlar yaya geçidine 'ayağına bastığında araçlar anında durarak', yayaya yol veriyor. Bizim yayalar Avrupa'daki gibi hareket etse; 'yaya geçinde kural tanımaz sürücülerin kullandığı araçların altında' can verir. İçişleri Bakanlığı 'medeni bir ülkeye yakışmayan bu kanayan yara ile ilgili' bir çalışma başlattı. Karayolları Trafik Kanunu'nun 74'üncü maddesinde yapılan değişiklikle, trafikteki can kayıplarının yaklaşık yüzde 23'ünü oluşturan yayalara yönelik 'devrim niteliğinde bir adım' atıldı. Yapılan düzenleme ile 'Yaya Öncelikli Trafik' anlayışı 'nihayet yasal bir zemine oturtuldu.
İLAN EDİLDİ
Düzenleme ile artık araç sürücüleri, trafik polisi veya trafik ışığı bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışlarına, yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken 'yavaşlamak', buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yaya varsa 'ilk geçiş hakkını vermesi' zorunlu hale geldi. Bu amaçla İçişleri Bakanlığınca 'Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın' sloganıyla 2019 yılı 'Yaya Öncelikli Trafik Yılı' ilan edildi. Bu kapsamda 81 ilde 'Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın' sloganıyla eylem gerçekleştirildi.
488 TL CEZA
'2019 yılı Yaya Öncelikli Trafik Yılı ilan edilişi de' kampanya ve tanıtımlarla kamuoyuna duyurulacak. Umarım bu konuda 'olumlu ilerleme' yaşanır. Kural tanımaz araç sürücüleri geçitlerde yayaların haklarını gasp etmekten vazgeçer. Veya cezai yaptırımlarda vazgeçmeleri sağlanır. (Not: Yaya geçitlerinde, yayalara öncelik vermeyen sürücülere uygulanacak ceza 235 TL'den 488 TL'ye çıkarılıyor.)


CEMOĞLU İLE 45 DAKİKA
Eskişehir'de yaptığı ilkleriyle televizyonculukta öncü olan ES TV'de geçtiğimiz Çarşamba günü yeni bir program yayınlandı. Araştırmacı Spor Yazarı Osman Cemoğlu'nun hazırlayıp, sunduğu '45 Dakika' adlı program her Çarşamba saat 21.00'de yayınlanacak. Programın ilk konuğu Gerçek bir futbol efsanesi olan İsmail Arca idi. A Milli takımda Fatih Terim'in, Şenol Güneş'in, Cemil Turan'ın ve Mustafa Denizli'nin kaptanlığını yapan Arca Eskişehirspor'da büyük başarılara imza attı. Cemoğlu programda tarihi fotoğraflar eşliğinde Arca'nın futbolculuğunu ve örnek kişiliğini çok güzel anlattı. Arca Eskişehirspor'un İstanbul'un büyüklerine baş kaldırdığı yıllarda yaşadığı anıları anlattı. Her Çarşamba yayınlanacak '45 Dakika' programında futbolda Anadolu devrimini ateşleyen efsane futbolcuların yanı sıra ülke sporuna hizmetlerde bulunmuş önemli isimlerde konuk olacak. ES ES sevdalıları ve spor severleri Çarşamba günleri bu programı kaçırmamalarını tavsiye ediyorum...



CUMARTESİ HİKAYESİ
10. KATTAN ATLADI
9. KATTA VURULDU
Amerikan Adlî Tıp Derneği'nin 1994 te San Diego'da tertiplenen ödül yemeğinde Dernek Başkanı Don Harper Mills, aktardığı acayip bir ölüm olayındaki adlî komplikasyonlarla dinleyicilerini şaşkına çevirmişti. Kaderin adaletine dair ince bir nükte taşıyan bu yaşanmış öykü, sanırız sizleri de hayrete sevk edecektir.
PENCEREDEN
GELEN KURŞUN
23 Mart 1994 te Ronald Opus'un cesedini inceleyen adlî tabip, onun kafasından yediği kurşunla öldüğü sonucuna vardı. Müteveffa, on katlı bir binanın tepesinden, intihar niyetiyle aşağıya atlamıştı. (Umutsuzluğunu, geride bıraktığı bir notta açıklıyordu.) Ancak, dokuzuncu katın önünden geçerken pencereden gelen bir kurşun başına isabet etmiş, hayatı bu kurşunla sona ermişti. Apartmanın sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmuş bir ağ vardı; ama bu ağın varlığını ne silahı çeken, ne de müteveffa biliyordu. Açıkçası, kurşun olmasaydı, Opus'un intihar girişimi başarılı olamayacak; zemine çakılmadan, sekizinci kattaki ağa takılıp kalacaktı. Bu durumu anlattıktan sonra, 'Normal olarak,' diye devam etti Dr. Mills, 'intihar etmeye karar veren biri, mekanizma tasarladığı gibi olmasa da, bunu eninde sonunda başarır.'
KADINI ISKALADI
Opus'un dokuz kat aşağıda yere çakılmayıp da dokuzuncu kattan düşüyor olduğu anda başına gelen kurşunla vurulmuş olması, muhtemelen, onun ölüm modunu intihardan cinayete çevirmeyecekti. Fakat, Opus'un intihar girişiminin başarılı olmayışı, savcıyı elinde bir cinayet vakası olduğu düşüncesine itti. Silahın patladığı dokuzuncu kattaki odada yaşlı bir adam ve karısı yaşıyordu. Tartışıyorlardı ve adam kadını silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmişti ki, tetiği çekti; fakat mermi kadını ıskalayarak pencereden dışarı yöneldi ve Opus'a isabet etti. Bir insan A şahsını öldürmeye teşebbüs eder, fakat B şahsını öldürürse, o B şahsını öldürmekten suçlu sayılmalı idi. Savcının ulaştığı sonuç buydu. Dolayısıyla, dokuzuncu kattaki yaşlı adam, cinayetten suçluydu.
SİLAHI OĞLU
DOLDURMUŞ
Bu suçlamayla karşı karşıya kaldığında, adam da, karısı da çok şaşırdılar. Çünkü, tetiği çekerken adam da, karısı da silahın dolu olmadığından kesinlikle emindiler. Yaşlı adam uzunca bir süreden beri boş silahla karısını korkutmayı alışkanlık haline getirmişti. Bunu karısı da bilir, o yüzden adamın tehdidine pek aldırmazdı. Kısacası, adamın karısını öldürme kastı yoktu; silahın dolu olduğunu dahi bilmiyordu. Böylece, Opus'un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmuştu. Araştırmalara devam edilince, ölümcül kazadan yaklaşık altı hafta önce yaşlı çiftin oğlunu silahı doldururken gören bir tanık ortaya çıktı. Anlaşıldığına göre, yaşlı kadın oğlundan mali desteğini çekmişti ve babasının annesini silahla korkutma temayülünü bilen oğul, annesini cezalandırma kastıyla, babasının annesini vuracağını umarak, gizlice silahı doldurmuştu. Annesi ölecek, baba cinayetten suçlanacak, mallar oğluna kalacaktı. Artık olay yaşlı çiftin oğlunun Ronald Opus cinayetinden sorumlu olduğu noktasına gelmişti.
ÖLÜMÜ PLANLADIĞI
GİBİ OLMAMIŞTI
Tam bu sırada savcının karşısına yeni bir viraj çıktı. Araştırmalara devam edilince, geçen altı hafta içinde anneyle babasının silahla tehdide varan bir tartışma yaşamamaları, dolayısıyla annesinin ölümünü bir türlü başaramayışı nedeniyle, oğulun umutsuzluğunun arttığı anlaşıldı. Bu, onu 23 Mart'ta on katlı binanın tepesinden atlayarak intihar etmeye itmişti. Ancak, ölümü planladığı gibi olmamıştı; dokuzuncu katın önünden geçerken babasının boş zannettiği silahı tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereye seken kurşunun kafasına isabet etmesi nedeniyle, Ronald Opus'un hayatı sona ermişti. Dosya intihar olarak kapatıldı.


FIKRA ////
OSMANLI DA FAYTON ARKASI YAZILAR.
‎'O şimdi yeniçeri...'
'Hatalıysa.. Tiz kellesi vurula..'
'Tek rakibim Hezarfen Ahmet Çelebi.'
'Kıroyum ama akçe bende.'
'Faytonunda bana yer yoksa güzelim, ben at üstünde de giderim..'
'Paşa babam sağ olsun.'
'Akıncısın dediler kız vermediler..'
'Fetihlerin ustasıyım, gözlerinin hastasıyım..'
'Alırım faytonunu..'
'Hakkını ver faytonun, hakkını..'
'Havan kime sultanım..'
'Atlarım beyaz, kılarım namaz.'
'Rahmetli de şahlanırdı..'