“Muhabirin Bir Günü” başlıklı seminer öncesinde Ali Naki Erdoğan ve beraberindeki konuklar, İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ile bir araya geldi. Görüşmeye Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Serter de katıldı. Buluşmada Eskişehir basın tarihi, yerel gazeteciliğin geçirdiği dönüşüm ve kent basınının hafızası üzerine sohbet edildi.

Hitit Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde Erdoğan, yaklaşık 40 yıllık gazetecilik deneyimini öğrencilerle paylaştı. Seminere gazeteciler Ali İhsan Sarıçoban ve Necmi Ünver ile Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan da dinleyici olarak katıldı.

Gazeteciliğe lise yıllarında başladı

Lise yıllarında edebiyat bölümünde öğrenim gören Erdoğan, gazeteciliğe olan ilgisinin o dönemlerde başladığını anlattı. Okulda duvar gazetesi çıkardığını belirten Erdoğan, İstikbal Gazetesinin yerel muhabir ilanını görmesiyle profesyonel gazeteciliğe ilk adımını attığını söyledi.

Yaptığı haberlerin dikkat çekmesi üzerine Eskişehir’e davet edildiğini belirten Erdoğan, mesleğin ilk yıllarında oldukça zor şartlarda çalıştığını anlattı.

Bir akşam Seyitgazi’ye giden otobüsü kaçırdığını ve kalacak bir yeri bulunmadığını söyleyen Erdoğan, o gece gazetede yaşadığı olayı şöyle anlattı:

“Gazeteye gidip matbaada çalışanlara durumu anlattım. Dışarısı soğuktu. Kaloriferin yanında uyuyakalmışım. Gece patronumuz Oğuz Türkmen gelmiş, beni uyurken görmüş. İki gün sonra gazetede arşiv olarak kullanılan bir odayı boşalttırıp bana güzel bir oda hazırlattı. Ben de orada kalmaya başladım. Tam 10 yıl gazetede yattım.”

Erdoğan, mesleğinin ilk dönemlerinde ağırlıklı olarak sokak ve gece haberleri yaptığını, kimi zaman hastanelerde ve ambulanslarda uyuduğunu, daha sonraki yıllarda ise hastane, adliye, spor ve emniyet muhabirliği yaptığını anlattı.

“Bu meslek önce içinizden, yüreğinizden gelecek”

Yaklaşık 30 yıl İstikbal gazetesinde çalışan Erdoğan, daha sonra Sonhaber gazetesinde muhabirlik yapmaya başladığını belirtti.

Eskişehir'de trafikte kalan 2 ambulansın yolunu motosiklet sürücüsü açtı
Eskişehir'de trafikte kalan 2 ambulansın yolunu motosiklet sürücüsü açtı
İçeriği Görüntüle

Gazeteciliğin ancak severek yapılabilecek bir meslek olduğunu vurgulayan Erdoğan, meslek yaşamında karşılaştığı güçlükleri şu sözlerle anlattı:

“Gazetecilik önce içinizden, yüreğinizden gelecek. Severek yaparsanız başarılı olursunuz. Ben gazetecilikte çok çile çektim. Parasız kaldım, yatacak yer bulamadım. Haber yaparken çok dayak yedim, tehdit edildim. Fotoğraf makinem elimden alındı, filmlerim yırtıldı. Neler neler oldu. Ama bu mesleği çok sevdim. Tekrar dünyaya gelsem, yine gazetecilik yapmak isterdim.”

Emekli olduktan sonra da gazeteciliği bırakamadığını anlatan Erdoğan, “Gazeteciliği bırakmayı hiç düşünmedim. Emekli oldum ama 15 gün bile emeklilik yaşayamadım. Tekrar işe döndüm. Emeklilik bana göre değil.” dedi.

“Muhabirlik gezmekle olur”

Bir muhabirin en önemli özelliklerinden birinin sahada olmak olduğunu söyleyen Erdoğan, habercilikte insan ilişkilerinin ve istihbarat ağının önemine dikkat çekti.

Erdoğan şöyle konuştu: “Muhabirlik gezmekle olur. Ben her gün farklı sokakları gezerim. Aynı yoldan eve gitmem. Hava iyiyse mutlaka yürürüm. Kahvede, imamda, muhtarda, esnafta benim telefon numaram vardır. Bir şey olduğunda beni ararlar. Ben de ara ara gider, çaylarını içer, sohbet eder, insanlarla tanışırım. Gazetecilikte istihbarat çok önemlidir. Kendinizi tanıtmalı, insanlarla konuşmalısınız. Sonra telefonunuz çalmaya başlar.”

Temizlik görevlilerinden esnafa, muhtarlardan derneklere kadar çok geniş bir çevreyle sürekli temas halinde olduğunu belirten Erdoğan, haberciliğe ilişkin yaklaşımını kısa bir cümleyle özetledi:

“Haber insandır.”

“Sokakta gördüğüm her şey benim için haberdir”

Bir gününün nasıl geçtiğini de öğrencilerle paylaşan Erdoğan, her sabah saat 07.00 civarında kalktığını, çantasını hazırladığını ve gazetenin günlük programını kontrol ettiğini anlattı.

Günün önemli bir bölümünü sahada geçirdiğini belirten Erdoğan, “Cami avlusuna giderim, Hamam Yolu’nu gezerim, kahvehanelere uğrarım, esnafı ziyaret ederim, odalara ve derneklere giderim. Akşam beş-altı gibi işim bitse bile dolaşmaya devam ederim. Parka giderim, ziyaretlerimi sürdürürüm.” dedi.

Erdoğan, teknolojinin muhabirlik pratiğini de önemli ölçüde değiştirdiğini ifade etti:

“Artık fotoğraf makinesini eskisi kadar kullanmıyoruz. Cep telefonu hem fotoğraf hem video için yeterli oluyor. Televizyon için de haber üretiyoruz. Fotoğraf makinesi giderek geri planda kalıyor. Çantamda artık bilgisayarım var. Her şeyi bunlarla yapıyoruz artık.”

Sahada sürekli gözlem yapmanın önemini vurgulayan Erdoğan, “Sokakta gördüğüm her şey benim için haberdir. Her gördüğüm şeyden bir haber çıkarabilirim.” diye konuştu.

“Rutin haberden bile özel haber çıkarın”

Mesleğe başladığı yıllarda haber yazma konusunda ustalarından sık sık eleştiri aldığını anlatan Erdoğan, bu eleştirilerin kendisini geliştirdiğini söyledi.

“Ben çok fırça yedim. Yazdığım onlarca haber çöpe atıldı. Aynı haberi tekrar tekrar yazardım. Ustam şöyle bir bakar, ‘Bu olmamış’ derdi. Çöp tenekesi dolardı. Çektiğim fotoğrafları beğenmezlerdi. Ama ben bunlardan ders çıkardım. O fırçaları boşuna yemedim. Daha sonra haberlerimle yedi-sekiz kez ödül aldım. Şimdi dönüp ustalarıma ‘İyi ki bana o fırçaları atmışsınız’ diyorum.”

Erdoğan, öğrencilere özellikle özel haber üretmeleri tavsiyesinde bulundu:

“Ben hep özel haber çalıştım. Siz de özel haber çalışın. Rutin bir habere, bir açılışa ya da toplantıya gitsem bile ‘Buradan farklı ne çıkarabilirim?’ diye bakarım. Aynı habere bütün muhabirler gider ama siz farklı olanı görmelisiniz. Ben böyle yetiştim.”

“Stajda kendinizi göstermelisiniz”

Öğrencilere mesleğe hazırlanırken yalnızca derslerle yetinmemelerini tavsiye eden Erdoğan, stajın gazetecilik eğitiminin en önemli aşamalarından biri olduğunu söyledi.

“Muhabirlik yapmadan muhabirlik öğrenemezsiniz. Saha çok önemli. Boş zamanınızda gelin, ‘Abi bir hafta sonu seninle dolaşalım’ deyin. Birlikte çıkalım, haber yapalım. Mezunların sahada bazı eksikleri olabiliyor. Bunların önemli bir kısmını stajla kapatabilirsiniz.”

Staj döneminin aynı zamanda öğrencilerin kendilerini gösterebilecekleri önemli bir fırsat olduğunu belirten Erdoğan, “Yerelde kendinizi gösterebilme imkânınız daha fazla olabilir. Yaptığınız haberlerle kendinizi göstereceksiniz. ‘Ben bunları yaptım’ diyerek adım adım ilerleyeceksiniz.” ifadelerini kullandı.

Mezuniyet sonrasında iş bulmanın da büyük ölçüde kişinin çabasına bağlı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bu işi severseniz çabalayacak azminiz de olur. Bu mesleği sevin, mücadele edin ve aklınızı kullanın.” dedi.

“Her gün mutlaka gazete okuyun”

Seminerin soru-cevap bölümünde öğrenciler Erdoğan’a sansür, sektörün sorunları ve gazeteciliğe hazırlanma süreci hakkında sorular yöneltti.

Meslek yaşamında sansürle karşılaşıp karşılaşmadığı sorusuna Erdoğan, “Evet, oldu. Bazen haberleri daha sert yazabiliyoruz ve onları hafifletmemiz gerekebiliyor. Bazen de eleştirdiğimiz konularla ilgili haberlerin yayımlanmadığı oluyor. Özellikle yerel gazetecilikte belediyelerle ilgili haberlerde bunu çok yaşadım.” yanıtını verdi.

Gazetecilik sektörünün en önemli sorunlarından birinin ekonomik koşullar olduğunu belirten Erdoğan, “En önemli sorun maddiyat. Muhabirler artık eskisi gibi ücretlerle çalışmıyor. Ücretler çok düşük. İkinci önemli sorun da sansür. Her istediğinizi yazamıyorsunuz. Bu eskiden de vardı, şimdi de var.” dedi.

Öğrencilere farklı görüşlerden yayınları takip etmelerini öneren Erdoğan sözlerini şu tavsiyeyle tamamladı:

“Her gün mutlaka bir gazete okuyun. Hangi gazete olduğu önemli değil. Farklı gazeteleri de takip edin. Kim ne yazmış, nasıl yazmış bakın. Gündemi farklı görüşlerden okuyarak izleyin.”

Seminerin sonunda Prof. Dr. Erkan Yüksel, Kariyer Planlaması dersine katkısı ve mesleki deneyimlerini öğrencilerle paylaşması dolayısıyla Ali Naki Erdoğan’a teşekkür belgesi sundu.

Kariyer Planlaması dersi kapsamında düzenlenen seminerler, gazeteciliğin farklı alanlarından deneyimli isimlerin katılımıyla devam edecek.

Kaynak: Haber Merkezi