İklim Adaleti Forumu’nda konuşan Avukat Onat Ötnü ile Avukat Mert Yedek, Antalya’da gerçekleştirilecek olan COP31 İklim Zirvesi dikkat çekti. İklim krizinin sınıfsal boyut kazandığını belirten Ötnü ve Yedek, İklim Zirvesi’nde alınan kararlar ile hayata geçirilen uygulamaların birbiriyle örtüşmediğini vurguladı.

KENDİ GELECEĞİMİZDE SÖZ ALAMIYORUZ

Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Fatma Filiz Özkoç,“COP31 şirketlerin değil, emeğin ve halklarındır” diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi: “Kasım ayında COP31 için devletler, şirketler ve uzmanlar Antalya'da bir araya gelerek enerjinin, tarımın, sanayinin ve kentlerin geleceğini tartışacak. Peki işçiler, çiftçiler, emekliler, işsizler, kadınlar ve gençler nerede?Dünyayı emeğiyle var edenler, neden kendi gelecekleri üzerinde söz ve karar sahibi olamıyor?” diye sordu. Özkoç, “İklim krizi yalnızca uzmanların masa başında çözeceği teknik bir sorun değildir; üretimin, emeğin, mülkiyetin ve toplumsal kaynakların nasıl örgütleneceğine dair siyasal bir meseledir. Kararların kimler tarafından ve hangi çıkarlar doğrultusunda alındığı asıl belirleyicidir. Bu nedenle yalnızca sonuçlara katlanmak değil, politikaların belirlenmesinde ve uygulanmasında doğrudan söz ve karar sahibi olmak istiyoruz. İklim Adaleti Forumu olarak 15-16-17 Kasım tarihlerinde Antalya’da buluşuyoruz. Talan edilen meraların, kurutulan nehirlerin, yakılan ormanların ve toprağını savunan köylülerin sesiyle orada olacağız. Antalya’nın yalnızca şirketlerin ve kapalı kapı diplomasisinin vitrini olmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Eskişehir’de bugün yağış bekleniyor: Meteoroloji saatleri açıkladı!
Eskişehir’de bugün yağış bekleniyor: Meteoroloji saatleri açıkladı!
İçeriği Görüntüle

HEDEF VE EYLEMLER ÖRTÜŞMÜYOR

Forumda ilk konuşmayı yapan Avukat Onat Ötnü, iklim krizinin yalnızca çevresel ve bilimsel değil, aynı zamanda siyasal ve hukuksal bir mesele olduğunu belirterek uluslararası iklim müzakerelerinin tarihsel gelişimini ele aldı. Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen iklim görüşmelerinin, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma yükümlülükleri kadar bu yükümlülüklerin kimler tarafından ve hangi kaynaklarla yerine getirileceği konusunda da tartışmalar içerdiğini söyledi. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması süreçlerini değerlendiren Ötnü, uluslararası iklim politikaları kapsamındaki hedeflerin hayata geçirilen uygulamalarla örtüşmediğini söyledi. İklim krizinin yol açtığı kayıp ve zararlar için COP zirvesine katılan ülkelerce fon kurulduğunu hatırlatan Ötnü, iklim krizine neden olan ülkelerin sorumluluğu ile krizden etkilenen ülkelere aktarılacak kaynaklar arasındaki ilişkinin önemli olduğunu belirtti. Ötnü, “Verdikleri zararların tazmini olarak görmüyorlar. Bunu bir hibe olarak görüyorlar” dedi.

YIKIMIN ÖNLENMESİ GEREK

Etkinliğin konuşmacılarından Avukat Mert Yedek, iklim adaleti mücadelesinin sınıfsal ele alınması gerektiğini ifade etti. Yedek, “Bir avuç, yüzde 1’e tekabül edecek sermayedarlar bir şekilde buradan kendi birikimleri ve servet birikimleriyle birlikte kendilerine sürdürülebilir bir yaşamı var edebiliyorlar. Ama adalet kısmı burada açığa çıkıyor” dedi. Krizin sorumluluğunun ve sonuçlarının toplumun farklı kesimleri arasında eşit dağılmadığını vurgulayan Yedek, iklim adaleti tartışmasının yalnızca çevresel etkilerle sınırlı tutulamayacağını belirtti. Karbon salımınının alınıp satılabilir olamayacağını söyleyen Yedek, “Karbon devredilebilir, ücretlendirilebilir, ekonomik bir değer verilebilir ve tahsis edilebilen bir meta hâline getirildi” dedi. İklim krizinin piyasalaştırıldığını belirten Yedek, “Bizim tartıştığımız bu makro iklim krizi dediğimiz ve herkesin yakıcı bir şekilde hissettiği durumu önleyebilmesi ne yazık ki mümkün değil” ifadelerini kullandı. İklim politikalarının şirketlerin kârlarını ve piyasa ilişkilerini korumak yerine emisyonların azaltılmasını ve ekolojik yıkımın önlenmesini esas alması gerektiğini vurguladı.

NTE DE BİR ÖRNEK

Türkiye’de madencilik faaliyetleri ve acele kamulaştırma kararlarının yerel halkın yaşamı üzerindeki etkilerine değinen Yedek, Eskişehir’de nadir toprak elementlerinin çıkarılmasına yönelik girişimlerin de bölge halkının üretimini ve geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Yıllardır işledikleri topraklardan geçimini sağlayan köylülerin, yaşamlarını etkileyecek kararların alınmasında yeterince söz sahibi olmadığını ifade etti.

AÇIK KÜRSÜDE SÖZ ALDILAR

Forumun açık kürsü bölümünde dinleyicilerden Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Erol, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi adına Mustafa Haydar Tiftikçi, İYİP Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Çiftçi-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Cengiz Yazar, Emek Partisi İl Örgütü adına Şevval Duran, ziraat yüksek mühendisi Zevaiddin Özcan, Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Alim Yıldızkan, Eskişehir Gıda Topluluğundan Emin İrfan Akkaya, Türkiye Ormancılar Derneği Eskişehir Temsilcisi Deniz Hakan Durmuş, Eskişehir Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Başkanı Ecir Ayaş ve akademisyen Ozan Devrim Yay söz alarak görüşlerini paylaştı.

Kaynak: Haber Merkezi