İsmi “No Mobile Phobia” (mobil telefondan mahrum kalma korkusu) kelimelerinden türetilen ve dijital çağın en belirgin bağımlılıkları arasında yer alan “nomofobi”, bireylerin sosyal yaşamını ve psikolojik sağlığını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Kişinin cep telefonundan uzak kalması veya iletişiminin kesilmesi durumunda yaşadığı mantık dışı ve yoğun korku olarak tanımlanan bu durum, özellikle genç kuşaklar arasında alarm verici seviyelere ulaştı.

Gençlerin Yüzde 70’i Bu Korkuyu Yaşıyor
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uzman Psikolog Başak Dumlu, nomofobinin son dönemde klinik ortamda ve günlük hayatta çok daha sık karşılaşılan bir kaygı türü olduğunu belirtti. Yapılan araştırmalara dikkat çeken Dumlu, “Dijital çağ ile birlikte hızla yaygınlaşan bir kaygı türüyle karşı karşıyayız. Araştırmalar, gençlerin yaklaşık %70’inde bu korkunun belirli düzeylerde görüldüğünü kanıtlıyor. Ancak bu sadece gençlere özgü bir durum değil; her yaş grubunda karşımıza çıkabilir” dedi.
Sorumluluk Gereği Ulaşılabilir Olmak Nomofobi Değildir
Hangi durumların bir sağlık sorunu, hangilerinin ise doğal bir gereklilik olduğu konusuna açıklık getiren Dumlu, “Sorumluluk gereği ulaşılabilir olmak istemek nomofobi değildir. Örneğin bir ebeveynin ya da işi gereği telefonunun açık olmasını isteyen birinin bu kaygıyı yaşaması doğaldır. Ancak kişi görevlerini tamamladığı halde, ailesi yanındayken bile telefonunun şarjı bitecek diye yoğun bir huzursuzluk yaşıyorsa ve bu durum gündelik işlerine odaklanmasını engelliyorsa, burada profesyonel bir kaygı probleminden söz edebiliriz” şeklinde konuştu.
Yalnızlık Hissi ve Sürekli Uyaran Maruziyeti
Telefonun kapsama alanı dışında kalması veya şarjın bitmesi gibi küçük aksaklıkların bazı kişilerde öfke patlamalarına ve çevreyle çatışmalara yol açabildiğini ifade eden Başak Dumlu, sorunun temelindeki nedenleri de belirtti. Nomofobi zamanla dikkat süresinde azalma, uyku problemleri ve sosyal ilişkilerde zayıflama gibi sonuçlar doğurabilir. Korunmak için gün içinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturmak, özellikle çocukların ekran süresini sınırlamak oldukça önemlidir. Çünkü bu durumun temelinde çoğu zaman yalnızlık hissi, sosyal medyadan kopma korkusu ve sürekli uyarana maruz kalmak yatıyor” ifadelerini kullandı.




