Alpagut Atalan altın gümüş madeni projesine itiraz eden Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Teknik Komisyonu adına konuşan Uygar Kurtcu, “Projenin faaliyete geçmemesi için tüm yasal süreçlerde ve etkinliklerde Eskişehir halkı ile bir arada mücadele vermeye devam edeceğiz” diyerek ÇED raporundaki usulsüzlüklere ve eksikliklere dikkat çekti.
Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır A.Ş. tarafından Tepebaşı İlçesi’nin Atalan ve Mihalgazi İlçesi’nin Alpagut mahallelerinde yapılması planlanan siyanürlü liç yönteminin kullanılacağı altın gümüş madeni projesine karşı mücadele sürüyor.
İTİRAZLARA RAĞMEN ‘ONAY’ VERİLDİ
Eskişehir Bilecik Tabip Odası’nda (EBTO) düzenlenen basın açıklamasında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporundaki usulsüzlüklere dair açıklama yapan Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, maden projesinin iptal edilmesi gerektiğini ifade etti. 4 Temmuz Cuma günü Ankara’da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda düzenlenen ikinci İnceleme ve Değerlendirme Toplantısı’na (İDK) dair açıklamalarda bulunan Platform Teknik Komisyonundan Uygar Kurtçu, itirazlara rağmen Bakanlığın maden projesi hakkında olumlu görüş bildirmesini eleştirdi.
50 GÜNDE İKİNCİ İDK
Platformun Teknik Komisyonu adına konuşan Uygar Kurtcu, “Alpagut-Atalan Altın Gümüş Madeni projesi adı altında başta Eskişehir olmak üzere tüm Sakarya Havzası’nı, doğamızı ve yaşam alanlarımızı tehdit eden projesine karşı Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Teknik Komisyonu olarak 4 Temmuz’da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda gerçekleştirilen ÇED sürecinin bir parçası olan 2. İDK toplantısına katıldık. Bildiğiniz üzere gerçekleştirilen ilk İDK’da bizlerin ve komisyon üyelerinin itirazlarıyla ÇED süreci durdurulmuş ve ÇED dosyası revize edilmek üzere firmaya iade edilmişti. İlgili ÇED firması 1,5 ay gibi kısa bir sürede dosyayı revize ettiğini belirtmiş ve 2. İDK süreci başlatılmıştı. Firmanın sunduğu 3290 sayfalık ÇED dosyasını, teknik komisyonumuzu oluşturan çevre, jeoloji, ziraat mühendisleri, hekimler ve hukukçular olarak inceleyip dosyaya ilişkin itirazlarımızı ve ÇED sürecinin sonlandırılmasına yönelik taleplerimizi ilgili toplantıda sunduk” diye konuştu.
ANLATILAN PROJE İLE ONAYLANAN AYNI DEĞİL
Yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda birçok usulsüzlük tespit ettiklerini belirten Kurtcu, “Halka anlatılan projeyle onaylanan proje bambaşka. Halkın katılım toplantısının ön ayağı paydaş katılım planıdır. Paydaş katılım planının nasıl hazırlandığı ise ÇED yönetmeliğinde belirtilmiştir. Fakat bu katılım toplantılarının fotoğraf görüntüleriyle yapıldığının belirtildiği kısma gelindiğinde bu toplantıların 19.09.2023 – 22.09.2023 tarihleri arasında yapıldığı belirtilmiştir. Bu tarihler arası mevcut projeyle, önümüzdeki proje aynı değildir ve ciddi farklar barındırmaktadır. Toplantıların düzenlendiği tarih ilk ÇED başvuru dosyasının duyurulduğu tarihten bile öncedir. Haliyle projenin hem etkileri hem de içeriğinde esaslı farklar vardır ve bu bildirimlere toplantılarına yeterlilik verilmesi açıkça ÇED yönetmeliğine aykırıdır. Rapor içerisinde halkın katılım toplantısı için birçok gerçeğe aykırı husus bulunmaktadır. Toplantının gerçekleştiği bilgisiyle beraber ÇED dosyasını hazırlayan firma MİTTO’nun sunum yaptığı ve katılımcıların halkın sorularına yanıt verildiği anlatılmıştır. HKT toplantı kayıtları izlendiği takdirde toplantıda ne ÇED firması ne de projenin sahibi firma söz almamış ve soru yanıtlanmamıştır. HKT tutanakları gerçeğe aykırı hazırlanarak beyanlar doğru girilmemiştir. Eskişehir Çevre Şehircilik İl Müdürü Hikmet Çelik’in suç duyurusunda da bulunduğumuz eylemleri tutanakların hiçbir yerinde yer almamaktadır. Duyuruları itibariyle bile noksan olan toplantı gerçekte yok hükmündedir” dedi.
ISLAK İMZALI RAPORLAR DEĞİŞTİRİLDİ
Tepebaşı Belediyesi’nin komisyon üyeliği talebinin reddedildiğini söyleyen Kurtcu, “Projenin etki alanının büyük bir kısmını oluşturan belediyenin hem kendi kırsal kalkınma projelerinin anlatılması hem de katılımcılığın kamu yararı ilkesinin gereği olduğuna dair usulü itirazlarımız dikkate alınmamıştır. İlk ÇED dosyasında bulunan fakat ikinci ÇED dosyasından çıkartılan uzman raporları bulunmaktadır. Hiçbir gerekçe gösterilmeden rapor çıkartılmasıyla beraber ıslak imzalı rapor içerikleri değiştirilmiştir. 2023 Mart tarihli Yeraltı Suyu Akım Modeli ve Etki Değerlendirmesi Raporu içeriği ve 2021-2024 yılları arasında yapılmış Biyoçeşitlilik Çalışması Nihai Rapor içerikleri tahrif edilmiştir. Bu tahrifat daha önce dosyaya giren ÇED raporlarıyla karşılaştırmalı yapılarak ulaşılmış olup ıslak imzalı geçmiş tarihli uzman raporların tahrif edilmesi suç barındırmaktadır. Resmi kurum olan Bakanlığa sunulan raporlar ile ilgili suç duyurusunda bulunacağız” ifadelerini kullandı.
3290 SAYFADA ETKİ DEĞERLENDİRMESİ YOK
Yapılması planlanan maden projesi doğal varlıkların ve yaşam alanlarının üzerinde geri dönüşü imkansız zararlara sebep olacağını söyleyen Kurtcu, “Milyonlarca ton kayaç yerinden edilecek, milyonlarca ton siyanür içerikli atık oluşacak ve milyonlarca ton su kullanılacaktır. ÇED dosyasında yer alan ifadeler ise bilimsel yaklaşımdan uzaktır, ÇED dosyası kopyala yapıştır yöntemlerle hazırlanmıştır. Raporda, Çanakkale verileri yer almaktadır ve birçok çeşitli ifade bulunmaktadır. 3290 sayfa olarak hazırlanmış olan bu raporda hiçbir etki değerlendirmesi yoktur. İlk dosyada maden faaliyetinin sürmesi için firma tarafından hesaplanan saniyede 295 litre olan proses su ihtiyacı hiçbir açıklama yapılmadan saniyede 22 litreye düşürülmüştür. Tüm madenin su ihtiyacının hiçbir gerçekliği ve dosyada projesi bulunmadığı halde Sakarya nehri yakınında açılacak tek bir kuyudan karşılanacağı iddia edilmiştir. ÇED dosyasının geçmesi için, firma maden projesi için gerekli devasa su ihtiyacını adeta gizlemiş ve bakanlık bu durumun tespitine rağmen itirazlarımızı dikkate almamış, firmadan yana tutumunu sürdürmüştür” dedi.
İKİNCİ RAPORDA FAY SİLİNMİŞ
Kurtcu, “İlk dosyada MTA diri fay haritasında halen bulunan ve proje sahasının tam ortasında yer alan ve araştırılmadığı takdirde büyük felaketlere yol açabilecek fay ile ilgili hiçbir çalışma yer almıyordu ve bu konuda itirazımızı ilk toplantıda belirtmiştik. Firma ise revize ettiği ikinci dosyada ilgili fayı araştırdığını, halen MTA diri fay haritasında yer alan fayın aslında fay olmadığını iddia etmiştir. Yaptığını iddia ettiği teknik çalışmalarla ilgili hiçbir veri sunmayıp sadece gözlemsel yorumlarla bahse konu fayı silmiştir. Büyük felaketlere yol açabilecek bu denli önemli bir konuda yaptığımız tespit ve yeterli bilimsel çalışmaların yapılmadığına yönelik itirazlarımız yine bakanlıkça görmezden gelinmiştir” diye konuştu.
BAŞTAN SAVMA HESAPLAMALAR…
Verilerin hatalı olduğunu belirten Kurtcu, “Çok özel bir iklime ve topoğrafyaya sahip olan bölgenin mevcut durumu da projenin neden olacağı olumsuz etkiler de doğru ve bilimsel şekilde incelenmemiştir. Bölgedeki özel iklim ve topoğrafya nedeniyle kullanılması gereken özel etki değerlendirme araçları kullanılmamış, baştan savma hatta yanıltıcı hesaplamalar ve modellemeler rapora eklenmiştir. Özellikle hava kalitesinin etkileri açısından çok özel öneme sahip olan iklim ve meteoroloji koşulları göz önünde bulundurulmamış, bölgeyi hiçbir şekilde temsil etmeyen meteorolojik verilere hatalı hesaplar yapılmıştır. ÇED Raporu kapsamında, ‘Hayvancılık Faaliyetleri’ başlığında, sadece tek yerde adı geçen arıcılık; ‘Belli bölgelerde sürdürülen faaliyetler arasındadır’ şeklinde belirtilmiştir. Arı, kovan varlığı vb. veri de bulunmamaktadır. Oysa ki, Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nün resmi sayfasında belirtildiği üzere; Tekeciler Mahallesi’nde ‘Bal Ormanı’ vardır. Orman köylüsünün gelirinin artırılması çalışmaları kapsamında Orman Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü, ‘Bal Ormanları Eylem Planı’ çerçevesinde bal ormanları 2022 yılında oluşturulmaya başlanmıştır. İzole alana tekabül eden orman sahaları ‘Özel Nitelikli Bal Ormanı’ olarak kabul edilir. İzole alanlarda izin alınmadan hiçbir yapı ve tesise müsaade edilmez. Ancak raporda bu konuda izin alınmamıştır. ÇED raporu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
HALK SAĞLIĞINA NEDEN OLACAK
“3290 sayfalı revize edildiği iddia edilen raporda bölgenin mevcut sağlık verileri ve eğer maden işletmesi açılırsa oluşacak halk sağlığı riskleri hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktadır” diyen Kurtcu, “Doğrusu raporda maalesef insan yoktur. Oysa açık ocak siyanürlü altın madenciliğinin bütün aşamalarında zehirlenmeler, kanser hastalıkları, kazalar, ruhsal hastalıklar dahil halk sağlığı açısından büyük tehlikeleri vardır. 9 Nisan 2025 tarihindeki İDK toplantısında bu verileri talep etmiş olmamıza karşın 4 Temmuz 2025 İDK toplantısında revize edildiği söylenilen raporda bu veriler yine bulunmamaktadır. Çünkü şirket eğer maden açılırsa halk sağlığı açısından büyük bir felakete neden olacağını gayet iyi bilmektedir” dedi.
VERİLER GİZLENİYOR
Verilerin gizlendiğini söyleyen Kurtcu, şu ifadeleri kullandı: “Sözde revize edilen raporda, 500. sayfada, ‘Bölgede Var Olan Endemik Hastalıklar’ başlığı altında İl Sağlık Müdürlüğü’nden veri istenildiği ve yanıtın ekte olduğu belirtilmiştir. Eklere gidilince 802. sayfada İl Sağlık Müdürlüğü’nün içinde KVKK’ya aykırı olduğu için verileri paylaşamayacaklarını yazdıkları teknik olarak boş bir kağıt gönderdiği görülmektedir. Oysa bu veriler anonimdir, paylaşılması KVKK’ya aykırı olmadığı gibi, gereklidir ve zorunludur. Halk sağlığı açısından çok önemli bu veriyi İl Sağlık Müdürlüğü neden paylaşmamıştır? Bunun nedeni açıktır. Bu veriler şimdi paylaşılırsa eğer maden açılırsa gelişecek çok sayıda hastalığa ait verileri gizleme şansları olmayacaktır. Bu vesileyle İl Sağlık Müdürlüğü’nü yasal sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.”
FİRMA LEHİNE ÇALIŞTI
Kurtçu, “Tüm bu itiraz ve ÇED sürecinin durdurulmasına yönelik taleplerimiz Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na görmezden gelinmiş ve komisyon projeye dair olumlu görüşü kısmıştır. Bakanlık sürecin başında ilk günden itibaren tarafsız bir şekilde yürütmesi gereken süreci başta hakkında suç duyurusunda bulunduğumuz fakat valilik tarafından soruşturma izni verilmeyen Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hikmet Çelik olmak üzere tüm gücüyle ve kararlarıyla açık bir şekilde firma lehine yürütmüştür” ifadelerini kullandı
BAKANLIK AÇIKLAMA YAPMIYOR
Toplantıda hukuki sürece yönelik bilgilendirmelerde bulunan Avukat Mert Yedek, ÇED raporunun önceki versiyonlarına göre usule aykırı şekilde değiştirildiğini söyledi. Platform olarak İDK toplantısında nelere itiraz ettiklerini duyurulması gerektiğini düşünerek toplantı yaptıklarını açıklayan Yedek, “Bakanlık burada projenin neden durdurulduğunu kimseye anlatmıyor. Bakanlık burada projeyi hangi itirazlar sonucu ne gerekçelerle onayladığını anlatmıyor. Burada şeffaflıktan uzak bir süreç, katılımcılıktan uzak bir süreç yaşanıyor. Dolayısıyla aslında halkı bilgilendirmek de Doğa ve Yaşam Platformu’na düşüyor” dedi.
TUTANAKLAR PAYLAŞILMIYOR
Yedek, “İDK toplantısında aslında birçok sıkıntı itibarıyla da bir mizansen yaşadık. Çünkü komisyon üyesi kurumlar bu toplantıya katılmadılar. Bizim Eskişehir’i temsilen birçok sivil toplum örgütünün o toplantılara katıldığı aşamalarda hiçbir itirazımızı onlara iletip iletilmediği konusunda bir bilgi sahibi değiliz. Yaptığımız birçok itiraz ne şekillerde tutanak altına alındı bilmiyoruz. Tutanaklar bizimle paylaşılmıyor. Yapılan itirazlar, tutanaklar komisyon üyelerine ulaştırılıp komisyon üyelerinin bu şekilde bir değerlendirmeye alınıp alınmadığı konusunda bir değerlendirme ve bilgi sahibi değiliz. Dolayısıyla süreç aslında halktan kaçırılıyor” diye konuştu.
BU PROJEYE KARŞIYIZ
ÇED Raporundaki verilen herhangi bir teknik değerlendirmeye alınmadığının raporda görüldüğünü vurgulayan Avukat Yedek, “Bu raporda insan yok, tarım yok, hayvancılık yok, arıcılık yok ve şehir açısından geri dönüşü olmayan zararlar nedeniyle biz bu projeye karşıyız. ÇED olumlu kararı yayınlandığında dava sürecinde hepsine tekrar kamuoyu ile paylaşacağız” dedi.