Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu tarafından Odunpazarı İlçesi Demirli ve Seklice mahallelerini kapsayan alanda Esan Eczacıbaşı AŞ tarafından işletilen bentonit maden ocağında 3 Mayıs Pazar günü meydana gelen pasa çökmesiyle ilgili Eskişehir Bilecik Tabip Odası’nda basın açıklaması yapıldı. Açıklamada Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Mert Yedek, TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölüm Başkan Yardımcısı Onur Küçük, Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray ve Sekline Mahallesi Muhtarı Enver Furtin madenin etkileri üzerine konuşarak sayıda kişi ve kurum hakkında suç duyurusu yapıldığı açıkladı.

Seklice Mahallesi Muhtarı Enver Furtin de katıldığı basın toplantısında yaptığı açıklamada, "2009'da maden başladıktan sonra ÇED raporu istemeden sürekli genişledi. Ama geçen yıl bu süreci ikiye katlamak için ÇED raporuna müracaat edildi. Eskişehir ilinde birincisi Türkmen Dağı, ikincisi Bozdağ. Benim köyüm ormanın her tonunu yaşayan bir köy; yeşili, karaçamı, meşesi, sarıçamı, kayını, gürgeni olan bir zirve, 1200 rakımlı bir zirve. Burası talan ediliyor; toz bulutuyla, çukurlarıyla, yollarını bozmasıyla her türlüsünde. Biz de bu yüzden yani fayanssız yaşayabiliriz ama nefes almadan yaşamamız mümkün değildir. Ben de bunu böyle diyorum. Yani zengin yaşamaktansa nefes alarak yaşamayı herkes kendini bir sorumlu hissetsin. Buna lütfen bizi yönetenler de biz de artık bir yönetici olduk. Bizler bunlara daha çok dikkat etmeliyiz. Doğayı tahrip edenleri ettirmemeye gayret etmeliyiz. Bizler kendimizi de tahrip etmemeliyiz. Yani başka diyeceğim çok da bir şey var aslında da yok. Çok teşekkür ederim basına. Yani var, şöyle. Yani orası siyah akbabaların yaşam alanları, üreme alanları.
Geçen toplantıda Hakim Bey'e de söyledik. Yani maden ocağı büyük yani kartallar diyelim, yani siyah akbabalar üretim alanlarını en yüksekte, en yaşlı çamlarda yaparlar. Burada maden 2 kilometre yaklaştı. Onun için bunun bir an önce durdurulması, doğayı kirletmeden öylece bırakmamız. Çukur 80 metre, 70 metre de toprak yığıntısı var, 150 metre. Gökyüzü falan görünmüyor. Bu yüzden yani daha da fazla tahrip olmadan bu madenin bir an önce durmasını canı gönülden köyüm adına, ülkem diplomasi adına, Eskişehir yaşam alanı adına, çünkü Kütahya sınırından Eskişehir Porsuk suyunu besleyen bizim derelerimiz, bizim ormanlarımız. Yarın bu Porsuk Çayı daha da kirlenecek veyahut yağışları alamayacağız. Çünkü biliyorsunuz ormanlar yağışı çeken bir ürün. Sen şimdi 1200 rakımı 150 metre çukur edersen indi 900 rakıma. Sakarı Deresi'nden bizim aramızda çok bir fark kalmadı. Onun için biz bu talanın durmasını istiyoruz” dedi.

Eskişehir Hayvan Pazarı'nın şampiyon danası görücüye çıktı
Eskişehir Hayvan Pazarı'nın şampiyon danası görücüye çıktı
İçeriği Görüntüle

Maden sahasıyla ilgili olarak çok sayıda kişi ve kurum hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu belirten Eskişehir Ekoloji Derneği Hukuk Sekreteri Mert Yedek şu ifadeleri kullandı:
"Biz bu var olan pasa depolama alanındaki çökmenin zarar göreni olmadığımız için mevcut suç duyurumuz ihbar dosyası olarak Cumhuriyet Başsavcılığında kaydedildi. Fakat hala soruşturmanın yürütüldüğü mevcut bir durumla karşı karşıya değiliz. Peki, kimler hakkında suç duyurusunda bulunduk? Hemen izah edelim: Eskişehir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü ve görevlileri, Esan Eczacıbaşı Yönetim Kurulu görevlileri ve üyeleri, pasa depolama tesisi inşaatından sorumlu teknik görevliler, proje ÇED izin ve denetim süreçlerini yürüten ilgili kamu görevlileri, projeye ilişkin daha önceki ÇED süreçlerini kapsayacak şekilde ÇED raporunu hazırlayan ÇED firmaları ve savcılığın gerektirdiği soruşturma çerçevesinde tespit edilecek diğer görevliler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Şimdi, mevcut sahanın halen iş sağlığı ve güvenliği açısından uygun olup olmadığına ilişkin savcının etkin bir soruşturma yürüterek orada bir keşif icrasında bulunması gerekiyor ama halen bir keşif gerçekleşmedi. Şimdi burada, şirket bir açıklama yaptı. Şirketin yaptığı açıklama, bunu kaza olarak değerlendirmeyen bir açıklama olup mevcut durumda maden sahasında bunların olabileceğine yönelik bir değerlendirmeye götürüyor açıklamayı yorum yoluyla. Ama biz bunların böyle olmadığını biliyoruz. Aynı zamanda orada bir koruma mesafesinin, koruma bandının herhangi bir şekilde hayvanların veya insanların giremeyeceği bir koşulun yaratılmadığını da biliyoruz. Haliyle, bu soruşturmanın bu önlemlerin de alınmaması ve iş sağlığı güvenliği önlemlerinin de alınıp alınmadığının denetlenmesi açısından önemli. İşletme sahasındaki işletme raporlarının ÇED raporlarıyla uyumlu olup olmadığının ve aynı zamanda işletme sahasındaki faaliyetlerin bütün bu tesisin daha önceki 4 ÇED gerekli değildir kararı ve bu kapasite artışını da kapsayacak şekilde uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekiyor. Bu denetlemeyi de daha doğrusu daha önceki denetlemelerin de yapılıp yapılmadığının da soruşturulması gerekiyor. Çünkü ortada bir maden faciası yaşandı ve bu maden sahasının kamu görevlileri tarafından denetlenip denetlenmediğinin sorumluluğu şu an savcılık makamında ama hala ne Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden ne de savcılık makamının bir soruşturmasından bir yanıt üretilebilmiş değil. Buradaki önemli noktalardan bir tanesi şu. Bu projede 4 ÇED gerekli değildir kararı verildi ve tekil değerlendirmelerle kümülatif etki değerlendirmesinden uzak bir şekilde bu süreç yürütüldü. Haliyle bu atık depolama sahasının uygun mu olup olmadığı ve kapasitesinin aşılıp aşılmadığı ve teknik değerlendirmelerden uzak olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme şart. Onur arkadaşımız bahsetti bir daha. ÇED olumlu kararına ilişkin iptal davasında bir bilirkişi keşfi yapıldı ve bu bilirkişi keşfinin davalısı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı idi. Buradaki sureti İl Müdürlüğü. İl Müdürlüğü yetkilileri maden kazası olan, maden faciası olan yerde mevcut projeyi, kapasite artışını olumlayan ve burayı savunan kelimeler sarf etti. Haliyle burada hala bu sorumluluk devam ediyor. Bu İl Müdürlüğü yetkilileri maden sahasının, kaza olan bir maden sahasının hala savunulması ve kapasite artışında bulunulması yönünde beyanatları, hiçbir şekilde bu projede halk sağlığının aslında baz alınmadığını gösteriyor. Biz bu sürecin hukuken takipçisi olacağız. Aynı zamanda keşif icrası yapılmazsa da delil tespiti için de gerekli davaları yapacağız, gerekli girişimlerde bulunulacak. Köylülerimiz de muhtarlarımız da hiçbir şekilde oradaki halkı da yalnız bırakmıyoruz."

Kaynak: Haber Merkezi