Diyetisyen Ayşe Tuana Küçük, artan kahve ve enerji içeceği tüketiminin fonksiyonel bağımlılığa yol açtığı uyarısında bulunarak, “Kafeinin fazla tüketilmesi vücudun birçok dengesini bozuyor. Sistemi bozduğumuz zaman çeşitli bağlantılı hastalıkların da oluşabileceğini söyleyebilirim” dedi.
Merkezi sinir sistemini uyaran doğal bir madde olan kafeinin; özellikle masa başı çalışanlar ile üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler tarafından uyanık kalmak amacıyla kontrolsüzce tüketilmesi, gizli sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Bu durumun toplumda adeta bir “kafein pandemisi”ne dönüştüğüne dikkati çeken Diyetisyen Küçük, sürekli alımın vücuttaki odaklanma ve karar verme mekanizmalarını uzun vadede körelttiğini vurguladı.

BAĞIMLI HALE GETİRİYORUZ
Toleransın artmasıyla birlikte vücudun hep daha fazlasına ihtiyaç duyduğunu aktaran Küçük, “”Vücut, alınan besine zamanla alışıyor ve etkisini kaybetmeye başlıyor. Vücut artık daha fazlasını tüketmek istiyor ve böylece bağımlılık süreci başlıyor. Bu mekanizmaları daha sağlam çalıştırabilmek adına kafeine başvurduğumuz için, bağımlı olduğumuzda da yine kafeinin daha fazlasına ihtiyaç duyacağız. Daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuz için de aslında bu mekanizmaları biraz daha kendi vücut işlevinde köreltmiş olacağız. Yani aslında başka bir maddeye bağımlı hale geleceğiz” diye konuştu.
ANİDEN BIRAKMAK SAĞLIKSIZ OLUR
Kafeini vücuttan atmak için en etkili yöntemin bol su tüketmek olduğunu belirten Küçük, "Kafein miktarını kademeli olarak azaltmak en faydalısıdır. Hiç olmaması da aslında biraz zarar çünkü az miktarda da olsa tüketmemiz gereken bir bileşen. Ancak direkt bırakmak da sağlıksız olur. Normalde sağlıklı bir bireyde 300-400 miligram, yani ortalama 3-4 fincan kafein tüketimi normal kabul ediliyor. Ancak bazı kişilerde iki fincanın üzeri bile çarpıntı yapabiliyor. Özellikle gebe kadınlarda ve yaşlılarda günlük tüketimin 2 fincanı, yani 200 miligramı geçmesini kesinlikle önermiyoruz” ifadelerini kullandı.
DEMİR EKSİKLİĞİ ÇOK FAZLA GÖRÜLÜYOR
Aşırı kafein tüketiminin stres hormonu olan kortizol seviyelerini artırdığının altını çizen Küçük, “Kortizol seviyeleri genellikle artış gösteriyor. Sadece kortizol değil, kafeinin fazla tüketilmesi vücudun birçok dengesini bozuyor. Bunlar genellikle baş ağrıları, çarpıntılar veya uyku bozuklukları olup, temelinde tüm vücudu paket halinde etkiler nitelikte oluyor. Özellikle kafein miktarını artıran kişilerde demir eksikliği çok fazla görülüyor. Bu yüzden halsizlikler, baş dönmeleri yaşanabiliyor. Sistemi bozduğumuz zaman çeşitli bağlantılı hastalıkların da oluşabileceğini söyleyebilirim” şeklinde konuştu.





