TÜKDES Genel Başkanı Süleyman Bakal, gıdada taklit ve tağşiş yapan firmalara karşı vatandaşları uyararak, “Tüketicilere tavsiyemiz; Tarım ve Orman Bakanlığının yaptığı bu açıklamaları yakından takip etmeliler ve bu açıklamalarda adı geçen firmalardan alışveriş yapmayarak o firmaları cezalandırmalıdırlar” dedi.
Tarım ve Orman Bakanlığının 5996 sayılı Kanun kapsamında sürdürdüğü denetimler, gıda güvenliği konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Son denetimlerde, Ankara menşeli bir firmanın Eskişehir dahil Türkiye genelindeki zincir marketlerde ‘hafta sonuna özel indirim’ kampanyalarıyla satışa sunduğu ‘Pişmiş Dana Döner’ ürününde dana eti yerine at ve eşek eti (tek tırnaklı hayvan eti) tespit edildi. Baharatlarla tadı ve rengi maskelenen bu ürünlerin Salmonella ve Koli Basili gibi ciddi sağlık riskleri barındırdığı belirlendi.
ŞÜPHELİ DURUMDA ARASINLAR

Tüketiciyi Destekleme Derneği (TÜKDES) Genel Başkanı Süleyman Bakal, sağlığa zararlı ve tağşiş edilmiş gıda üretenlerin Bakanlıkça ifşa edilmesinin derneğin uzun süren mücadeleleri sonucu kazanılmış bir hak olduğunu hatırlattı. Bakal, tüketicilerin bilinen ve yerleşik firmaları tercih etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Sağlığa zararlı ve tağşiş edilmiş gıda üretenleri Tarım Bakanlığı belirli periyotlarla açıklamaktadır. Bizim tüketicilere tavsiyemiz; Tarım Bakanlığı'nın yaptığı bu açıklamaları yakından takip etmeliler ve bu açıklamalarda adı geçen firmalardan alışveriş yapmayarak o firmaları cezalandırmalıdırlar. Ayrıca tüketiciler bildikleri, tanıdıkları, yerleşik firmalardan alışveriş yapmalı; bu alışverişleri esnasında şüpheli bir durum oluşursa şikayetlerini Alo 153’e ve Tarım Bakanlığı’nın gıda ihbar hattı Alo 174’e bildirmelidir. Dernek olarak 2011 yılında başlattığımız kampanyalar ve topladığımız imzalar neticesinde yönetmelik değişikliği yapılarak bu listeler açıklanmaya başlandı. Bu, tüketicilerimizin birlik oldukları zaman önemli bir kazanım elde ettiklerinin bir göstergesidir” diye konuştu.


MEZBAHAYA İHTİYAÇ VAR
Sağlıksız gıda tüketiminin önlenmesi noktasında yerel yönetimlere de görev düştüğünü belirten Bakal, Eskişehir özelinde bir çözüm önerisi sundu. Kentin kamu otoritesinin işlettiği bir mezbahaya ihtiyacı olduğunun altını çizen Bakal, “Eskişehir'in en önemli ve ertelenemez ihtiyaçlarından biri, ticari işletmesi bizzat kamu otoritesi tarafından yapılan bir mezbahadır. Böyle bir tesis, yerel üreticinin malını daha değerli satmasına, tüketicinin de ihtiyaçlarını daha hesaplı ve sağlıklı şekilde karşılamasına olanak sağlar” değerlendirmesinde bulundu.
ORTAYA ÇIKAN TABLO SKANDAL

Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Esra Akın ise yaşanan durumu değerlendirerek, olayın toplumsal ve ahlaki boyutuna dikkati çekti. Ortaya çıkan tablonun bir skandal olduğunu belirten Akın, “İnsanlar dana eti yediklerini düşünürken içeriği bambaşka bir ürünü tüketmiş oldular. Böylesi bir durumun aslında ne denli zorbalayıcı yaklaşıma da sahip olduğunu anlayabilmemiz adına şöyle bir örneği paylaşmak istiyorum; düşünün ki yolda yürüyorsunuz, zorla ağzınıza bir avuç çamur veriliyor ve yemeniz için zorlanıyorsunuz. Düşünsenize, böyle bir ürünü tüketmek ister misiniz?” diye belirtti.
İNSAN ONURUNU İHLAL EDİCİ
Sorumluluğun sadece üreticide değil satıcıda da olduğunu vurgulayan Akın, “İlgili ürünü üretenlerin asla böyle bir yaklaşım içerisinde olmaması gerekmekte. Böylesi bir durum ahlaki ve toplumsal değerlerimizle örtüşmemekte, insandan insana hizmetin gerçekleştiği durumlara yakışmamaktadır. Ancak üretimi sağlayan firmalar dışında ilgili ürünlerin satışını gerçekleştiren market zincirlerine de büyük sorumluluklar düşmektedir. Ürünlerin denetiminin sağlanması ve uygunluğu belirlendikten sonra toplumun tüketimine sunulması gerekir. Tüm bunlar ekseninde değerlendirdiğimizde, insanlar böylesi durumlarla karşılaştıklarında market zincirlerine ve üreticilere güven duygularını kaybedeceklerdir. İnsanların beslenebilmek adına çıktıkları bu yolda ilgisiz bir ürünü tüketmeleri, onlara zarar verici ve onurlarını ihlal edici bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır” diyerek sözlerin tamamladı.
VATANDAŞLAR GIDA GÜVENLİĞİ KONUSUNDA ENDİŞELİ
ÜRÜN YÜZÜNDEN ZEHİRLENDİK

Ziya Gözütok, “Doğrudur, bu olayı birebir yaşadım. ‘Tek tırnaklı eti’ vakası değildi ancak dönerin içinden tavuk ayağı çıktığını gördüm. Durumu işletmeye iletmeme rağmen, ‘Abi o başka yerden içine kaçmış’ diyerek geçiştirdiler ve maalesef mağduriyetimiz giderilmedi. Konuyla ilgili şikayette bulundum ancak olumlu bir geri dönüş alamadım. Şikayet esnasında benden kurumun adresi, fiş ve detaylı konum gibi birçok bilgi istendi. Maalesef Tarım Bakanlığı, şikayet süreciyle ilgili prosedürleri oldukça zorlaştırıyor. Bu zorluklar nedeniyle insanlar bıkıyor ve sonuç alamayacaklarını düşündükleri için şikayet etmekten vazgeçiyorlar. Bir başka örnek vermek gerekirse; ünlü bir marketten aldığım ürün yüzünden eşimle birlikte zehirlendik. Durum üzerine markete gittim. Yetkili kişi, ürünü tahlile kendisinin göndereceğini söyledi ve ben de ürünü ona teslim ettim; bu belki de bir hataydı. Şahıs özür dileyip paramı iade etse de kimlik bilgileri bende saklıdır” diyerek mağduriyetini dile getirdi.
DAHA SIKI TEDBİRLER ALINSIN

Vatandaşlardan Cafer Emet, içeriği bilmenin teknik olarak mümkün olmadığını belirterek, “Daha önce başıma böyle bir durum gelmedi ancak yediğimiz gıdaların içeriğini bilmemiz veya bunları incelememiz vatandaş olarak mümkün değil. Alışveriş yaparken sadece son kullanma tarihine bakıyor ve bildiğim yerleri tercih ediyorum. Denetimlerin kesinlikle devam etmesi ve çok daha sıkı tedbirler alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
HALK SAĞLIĞIYLA OYNUYORLAR

Denetim eksikliğinden yakınan Hülya Birgel ise, “Bütün ticari gıda işletmelerinin ve marketlerin çok sıkı denetimden geçmesi gerekiyor ancak maalesef Eskişehir’de bu denetimi göremiyorum; resmen halkın sağlığıyla oynuyorlar. Ramazan öncesi et fiyatlarına bir ay boyunca zam gelmeyeceği söylenmesine rağmen fiyatların değiştiğini görüyoruz. Bunların sıkı bir şekilde denetlenmesi şart çünkü insan sağlığı hiçbir şeye benzemez. Şahsen güvenmediğim için dışarıda yeme alışkanlığım yok, bu yüzden başıma böyle bir durum gelmedi” dedi.
HEM PAHALI HEM HİLELİ

Marketlere güveninin kalmadığını belirten Ökkeş Çetin de, “Temiz et bulup yiyebilmek istiyoruz ancak hem pahalılık hem de hileli ürünler halkımız için büyük sorun. Ben marketlerden et almayı pek tercih etmiyorum; ya mahalle kasabından ya da tanıdık olduğu için daha güvenilir bulduğum yerlerden alışveriş yapıyorum. Marketlerde satılan etin nereden geldiği, gerçek dana mı yoksa içine başka şeyler mi karıştırıldığı belli değil. Bu belirsizlik nedeniyle marketlere güvenip yönelmiyorum” şeklinde konuştu.



