Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu adına konuşan Nesrin Küçük, “25 hektardan küçük maden sahaları, petrol/doğal gaz arama projeleri, HES’ler, golf sahaları, asbestli yapıların yıkımı gibi yüzlerce proje için artık ‘ÇED gerekli değildir’ kararı aranmayacak. Böylece hangi alanlarda hangi projelere başlandığını proje başlayana kadar duymayacağız” dedi.
Platform üyeleri ‘Havamıza, suyumuza, toprağımıza göz koyan torba yasa Meclis’te!’ başlığıyla yaptıkları açıklama ile Yaşam Nöbeti tuttu. Eylemde “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Doğa yaşam özgürlük”, “Talan yasası geri çekilsin”, “Ormanımı suyumu madene vermem” sloganları atılırken platform adına açıklama yapan Nesrin Küçük, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinin etkisizleştirildiğini belirterek, birçok projeye halkın bilgisi ve onayı olmadan başlanabileceğine dikkat çekti.
ÇED SÜREÇLERİ İŞLEVSİZLEŞTİRİLİYOR
Platform adına konuşan Nesrin Küçük, “Yasayla ÇED muafiyeti genişletiliyor, kamuoyu ve yargı denetimine ve itirazlara engel olmak için, 25 hektardan küçük maden sahaları, petrol/doğalgaz arama projeleri, HES’ler, golf sahaları, asbestli yapıların yıkımı gibi yüzlerce proje için artık ÇED gerekli değildir kararı aranmayacak. Böylece hangi alanlarda hangi projelere başlandığını proje başlayana kadar duymayacağız. ÇED gerekli projelerde ise ÇED olumlu kararı alınmadan şirketlere izin, teşvik ve ruhsat süreçleri başlatılacak, şirketlere kolaylık için faaliyetlerle ilgili şirketlerin devlet kurumlarından alması gereken izinleri Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü sağlayacak; bakanlık çalışanları ‘hızlı onay’ için zorlanacak. Kurum görüşleri jet hızıyla istenecek ve kurum görüş yollamamışsa görüş olumlu olarak değerlendirilecek” ifadelerini kullandı.
SÜPER YETKİLİ KURUL
Küçük’ “Yasayla, Cumhurbaşkanı’na olağanüstü yetkiler tanınıyor. ‘Stratejik veya kritik’ olarak tanımlanan m,denlere ilişkin izinlerin verilmediği durumlarda, nihai kararı, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlık ettiği, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı ile izinler hakkında yetkili tüm bakanlıkların bakanlarından oluşan kurul verecek. Stratejik ve kritik olarak tanımlanan madenlere ilişkin şirketlere izin verilmese dahi bu kurul devreye girerek izinleri verecek. Bu durum ilgili bakanlıklara bağlı kurumlar üzerinde görüş ve izin verirken şirketler lehine olağanüstü bir baskı oluşturacak” ifadelerini kullandı.
ZEYTİNLİKLER HEDEFTE
Yasayla ormanların 2 yıl bedelsiz madencilere tahsis edilebileceğini söyleyen Küçük, “Adrese teslim geçici madde ile zeytinlikler özel olarak hedefte. Zeytin ağaçları taşınacak veya sökülecek. 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu delinerek maden şirketlerine imtiyaz sağlanacak. Muğla yöresindeki termik santrallere kömür sağlamak için Kanun teklifi ekinde yer alan iki adet kroki ve koordinat tablosunda belirtilen Akbelen’deki zeytinlikler kamulaştırılacak. Kısaca zeytinlikler katledilecek! Akbelen’deki zeytinlikler termik santrallere kömür olacak. Köylüler yerlerinden kovulacak. Meralar enerji şirketlerine peşkeş çekilecek. RES, GES, HES projeleri için mera alanları amacı dışında kullanılabilecek. 2035’e kadar özel mülkiyet arazileri enerji şirketleri lehine kamulaştırılabilecek. Ruhsatsız enerji tesisleri ve kaçak yapılar yasallaştırılacak, yıkım kararları iptal edilecek. Sermayenin kazmasının ucu nereye değerse, orası artık şirket arazisi sayılacak. Bu yasa geçerse, kamulaştırma belgesi artık tapunun yerini alacak. Bir sabah uyanacağız ve o topraklar artık bizim olmayacak! Mülksüzleştirmenin yeni biçimi bu. Adı konmamış bir zorunlu göç hareketi başlatılıyor. Bu yasa, Anayasa’nın 56. maddesi sağlıklı çevre hakkı ve 169. maddesi ormanların korunması açıkça ihlal ediliyor. Doğamızı ve yaşam alanlarımızı şirketlerin yağma ve talanına açıyor” dedi.
MECLİS ÖNÜNDE OLACAĞIZ
Küçük sözlerine şöyle devam etti: “Zeytinlikler, ormanlar, su havzaları ve tarım alanları sermayeye feda edilemez. ÇED süreçleri şeffaf olmalı, halkın katılımı güvence altına alınmalı. Kamu yararı, ekolojik denge vetoplumsal fayda gözetilmelidir. Platform olarak yarın meclis genel kuruluna gelerek görüşülecek torbaya karşı Ankara’da meclis önünde olacağız. Doğanın ve yaşam alanlarımızın sesi olmak için tüm halkımızı mücadeleye ilgili teklife karşı ses yükseltmeye çağırıyoruz.”
ARKADAŞLARIMIZ YALNIZ DEĞİLDİR
Küçük, “Geçtiğimiz günlerde Bakanlık komisyonundan olumlu olarak geçirilen Cengiz Holding’in Alpagut-Atalan Altın ve Gümüş Madeni projesinin, bizce yok hükmünde olan halkın katılımı toplantısında yaşananlara dair Eskişehir Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü ve toplantı heyeti hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk. Birçok söylemiyle halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma bile yürütülemeden valilikçe kamu görevlisinin soruşturulmasına izin verilmemişti. Fakat toplantı heyetinin tutanakları halkla paylaşmadan ve itiraz dilekçelerini almadan terk ettiği esnada dilekçe hakkını kullanmak isteyen arkadaşlarımız hakkında iddianame düzenlenerek kamu malına zarar iddiasıyla cezalandırılması istendi ve dava açıldı. Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ve üniversite öğrencisi arkadaşlarımız Bedi Uygar Uğurlu, Mert Güzel yalnız değildir. Uydurma gerekçelerle platformumuzu ve arkadaşlarımızı sindiremeyeceksiniz. Hep birlikte mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
BURADA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Halkı kin, nefret ve kamu malına zarar verme sebebiyle ifadeye çağrılan ve sonrasında hakkında dava açılan Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, “Biz platformu Eskişehir’in katledilmek istenen tüm alanları için kurduk. AK Parti her alanda olduğu gibi çevrede de yıldırma politikalarına devam ediyor. Bizleri mahkeme koridorlarına sürükleyerek yıldırmaya çalışıyorlar. Biz burada olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
