Ayhan Aydıner

KÖYE DOĞAN GÜNEŞ

16 Nisan 2019 23:59
A
a

“Sürer Eker Biçeriz, Güvenip Ötesine,/Milletin Her Kazancı Milletin Kesesine/Toplandık Baş Çiftçinin, Atatürk’ün Sesine/Toprakla Savaş İçin, Ziraat Cephesine” sloganıyla ‘Köye Doğan Güneş’ olan Köy Enstitüleri’nin yarın 79’ncu kuruluş yıldönümü.
 
TAMAMEN TÜRKİYE’YE ÖZGÜ
Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır. Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç’tur. 3 Ağustos 1935’te  İlköğretim Genel Müdürlüğü görevine vekaleten getirilen Tonguç, dönemin Kültür Bakanı Saffet Arıkan’a, Köy Enstitüleri’nin temelini oluşturacak bir rapor sundu. 1936’da Kayseri, Çorum ve Yozgat illerini kapsayan bir geziyle, buralarda eğitmen kurslarının açılabilirliğini araştırdı.
 
İLK EĞİTMEN OKULU
MAHMUDİYE’DE AÇILDI
Tonguç, Temmuz 1936’da da Köy Enstitüleri’nin önceli sayılan ilk Eğitmen Kursu’nu Eskişehir iline bağlı Mahmudiye’de açtı. O yıllarda Türkiye’deki okuryazar oranı %10’dan azdı. Atatürk’ün desteği ile o dönem  okuryazar sayısını artırmak için eğitmen kurslarında altı aylık bir eğitimle, askerliğini okuma yazma bilen çavuş olarak yapmış gençler eğitmen olarak yetiştirildi ve köylerine eğitmen olarak gönderildi.1937’de Köy Eğitmenleri Yasası çıktıktan sonra, İzmir’de Kızılçullu (bugünkü Şirinyer), Eskişehir Çifteler (Mahmudiye Hamidiye Köyü’nde)  ilk köy öğretmen okulları açıldı. 1938’de ilköğretim kurumlarını incelemek üzere Bulgaristan’da,Macaristan’da ve Almanya’da bulundu.
 
CHP’NİN TUTUCU KANATI
ONU GÖREVDEN ALDI
28 Aralık 1938’de Hasan Âli Yücel Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra, vekaleten yürüttüğü İlköğretim Genel Müdürlüğü görevine asaleten atandı.17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Kanunu çıktıktan sonra açılmaya başlayan enstitülerle çok yakından ilgilendi. 1946’da görevden alınışına değin, enstitüler için canla başla çalıştı.  Köy Enstitüleri 1954 yılında kapatıldı. Ancak kapatılması çalışmaları Tonguç’un görevden alınmasıyla 1946 yılında başlamıştı. 1946 yılında yapılan genel seçim sonucunda CHP’nin tutucu kanadı iktidara ağırlığını koydu; Hasan Âli Yücel bakanlık görevinden ayrıldı, Tonguç ve ekibi de görevden uzaklaştırıldı. 1947 yılında Köy Enstitüsü Öğretim Programı ve Yönetmeliği değiştirilerek, öğrencilerin yönetime katılması, iş eğitimi gibi temel ilkeler ve etkinlikler kaldırıldı; mezunlara arazi ve teçhizat verme uygulaması sona erdirildi.
 
1947’DE YÜKSEK KÖY
ENSTİTÜLERİ KAPATILDI
1947 yılı sonlarında Yüksek Köy Enstitüsü kapatılarak öğrencileri başka okullara nakledildi. Yüksek Köy Enstitüsü mezunlarından bazıları “solcu” oldukları gerekçesiyle, yedek subay okulunda, “çavuş” çıkarıldı. 1948 yılında Eğitmen Kurslarına son verildi ve birçok eğitmen de görevden uzaklaştırıldı. 1950’den sonra Köy Enstitülerinin kız öğrencileri ayrılarak, Kızılçullu ve Beşikdüzü Köy Enstitülerinde toplandı. Sonra Kızılçullu kapatılıp öğrencileri Bolu Kız Öğretmen Okuluna aktarıldı. Aynı yıllarda 4 enstitüdeki Sağlık Kolu kapatıldı. 1953 yılında Köy Enstitüleri Programı ile İlköğretmen Okulları’nın programları birleştirildi. 1954 tarih ve 6234 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri, İlköğretmen Okulu’na dönüştürüldü. Böylece Köy Enstitüleri Demokrat Parti zamanında kapatılmış oldu.  Ancak, Köy Enstitülerinin kapatılmasında 1946-1950 yılları arasında CHP yönetiminde ağırlığı bulunan tutucu kanadında büyük bir payı var.
 
DEVRİMLERİ KÖYE GÖTÜREN ADAM
Hasan Âli Yücel  “Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin verene dek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hakimidir. Bu manevi hakimiyet maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik” dedi.  Toprağın çocuklarını ve köyleri aydınlatan Köy Enstitüleri fikri böyle doğdu ve 1940 - 1953 arası 13 yıl boyunca 21 enstitüden 17 bin mezun verdi. Köy Enstitüleri ülkemizin yarattığı ama daha sonra elinden kaçırdığı bir eğitim mucizesiydi. Bu okullar siyasete meze edilip, kapatılmasaydı Türkiye Cumhuriyeti bugün çok farklı bir yerde olurdu…
 --------------------------------------------------
BÜYÜK BİR EĞİTİMCİDEN
ÖĞRENCİLERE ANLAMLI MEKTUP

Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü Müdürü merhum Rauf İnan (1905-1996) 17 Temmuz 1940 tarihinde okula kabul edilecek olan öğrencilere bir mektup yazıyor.  İnan’ın okula alınacak öğrenciler için yazdığı mektubu okuyunca, içimden,  “Şu ulviliğe, naifliğe bakın. Bir insan sevgisiyle içten bir mektup böyle nasıl yazılır? Merhum İnan, daha okula başlamadan öğrencisine neyi öğreteceklerini çok samimi bir şekilde açıklıyor” dedim. Başta İnan olmak üzere ‘Köye Doğan Güneş’ olan Köy Enstitülerinin çok değerli öğretmenlerini saygıyla hürmetle anıyorum. Sizin yetiştirdiğiniz pırıl pırıl ve aydın eğitimciler sayesinde dimdik ayaktayız. Halide Edibe Demirsöz’ün arşivinden alınan bu  anlamlı mektubu özellikle genç eğitimcilere örnek olması için  köşeme alıyorum;
“T.C. ESKİŞEHİR-ÇİFTELER KÖY ENSTİTÜSÜ ve
EĞİTMEN KURSU MÜDÜRLÜĞÜ
Sayın ……………
Oğlum:
Enstitümüze talebe olarak seçildin. Sana müjdeler ve kutlarım. Enstitümüzde hem okumanı, tahsilini ilerletecek, hem de ileri usullerde Ziraat öğreneceksin. Bağcılıkta, Sebzecilikte, Arıcılıkta, Tavukçulukta, hayvan bakımında, makine ile ekim, biçim ve harman yapmasında, zahire hazırlamada çalışıp iyice yetişeceksin. Ayrıca bir de sanat elde edeceksin. Dokumacılık, dikiş makinesi kullanmayı, halı dokumacılığını, bisiklet ve motosiklet binmeyi, mandolin çalmayı da öğrenebileceksin. Burada çok çalışma ve iyi yetişmen için her şey var. Senden yalnız çalışmanı istiyoruz. Burada bir yıl Cumhuriyet Bayramı’na kadar çalışacak, ikinci sınıfa geçecek, ondan sonra köyüne izinli gideceksin. Bu mektubu sana hazırlanman için yazıyorum. Ne zaman hareket edeceğini sana ayrıca duyuracağız. Sen o zamana kadar hazırlan, haber gelir gelmez hareket et. Beraberinde şunları getirmen lazımdır.
Nüfus Cüzdanı (yani kafakağıdı)
Köy ilkokulundan alacağın diplomayı
Sureti ilişik taahhüt senedini.
Bu taahhüt senedini kazadaki veya vilayetteki notere yaptıracaksın. Bu hususta zorlukla karşılaşırsan maarif memuruna, vilayette olursan maarif müdürüne başvur. O senin işini yaptırır. Seninle kavuşacağımız günleri sevinerek bekliyorum. Gözlerini öper, anana, babana, komşularına selam gönderirim. Onlara söylersin. Mümkünse beraberinde iki çift çorap, iki mendil, üç fotoğraf getir.
Köy Enstitüsü Müdürü M.Rauf İnan
 ----------------------------------------------------------
NOSTALJİ
HİZMETLERİ UNUTULMAYACAK

Tarih 13 Aralık 1994.  DYP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ni ziyaret ediyor.
 
ÇOK FAYDASI OLDU
Fotoğrafta Cindoruk, ESOGÜ’nün Kurucu Rektörü merhum Esat Erenoğlu, dönemin Eskişehir Valisi Ali Fuat Güven ile birlikte. Rektör Erenoğlu bu ziyaretten iki ay sonra Cindoruk’a ‘Fahri Doktora Ünvanını’ takdim etmişti.  Hüsamettin Cindoruk 1991 seçimlerinde Eskişehir’den milletvekili adayı olmuştu. Cindoruk Eskişehirli değildi. Ancak eşi Dilek Hanım Eskişehirliydi. Eskişehir’in Eniştesi olan Cindoruk o seçimlerde milletvekili seçildi. Daha sonra TBMM Başkanı oldu. Meclis Başkanlığı döneminde içinde Eskişehir olmayan hiçbir şeye imza atmadı. Eskişehir’i Büyükşehir yaptı. Doğalgazın gelmesini sağladı. Organize Sanayiye yeni yatırımlar getirdi. Eskişehir’e çok faydası oldu.
 
SERT VE DİSİPLİNLİ
ESOGÜ’nün kurucu Rektörü Esat Erenoğlu’nun Eskişehir’e ve üniversiteye büyük katkıları oldu Erenoğlu 9 yıl önce 24 Nisan 2010’da vefat etti. Erenoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum. 1954 Erzincan Kemaliye doğumlu olan  Ali Fuat Güven 38 yaşında Eskişehir Valisi oldu. DYP-SHP Koalisyon Hükümeti döneminde Eskişehir'e atandı.  21 Şubat 1992- 4 Ekim 1999 tarihleri arasında (7,5 yıl) Eskişehir Valiliği yaptı. İlk Valilik görevini Eskişehir’de yapan Güven, daha sonra Bursa Valiliği’ne atandı. 2003 yılında Uşak Valiliğine atanan Güven 2005 yılında emekli oldu. Cindoruk, Erenoğlu  ve Güven Eskişehir'e yaptıkları hizmetlerle iz bıraktılar.
 --------------------------------------
FIKRA
TEK ELİMLE BİLE

Doktorlar kesin olarak içkiyi yasaklarlar Neyzen Tevfik'e. O günlerde Peyami Safa ziyaretine gider.
Odanın köşesinde büyük bir fıçı şarap görünce şaşırır tabii. Dayanamayıp sorar,
- Bu ne üstad, hani sen artık içmeyecektin? Neyzen Tevfik istifini bozmaz:
- Ne yaparsın oğul, içmezsem kuvvetten düşüyorum.
- Peki içkinin ne faydası oluyor?
- Olmaz olur mu? Mesela bu fıçı buraya geldiğinde yerinden kaldıramıyordum. Ama şimdi tek elimle bile kaldırabilirim!..
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi