12 Mart 1971 muhtırası, 1950’den sonra Türkiye’nin içine düştüğü darbeler sarmalının çok önemli köşe başlarından biridir…

ABD İkinci Dünya Savaşının ardından dünyayı ve sınırları yeniden dizayn etme işine girişmişti…

Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1948 yılında ABD’ye gitti ve orada Los Angeles Anlaşmasını imzaladı…

Tarih kitaplarımızda daha doğrusu okul kitaplarında yer verilmeyen bu anlaşma sayesinde ABD, Türkiye dış politikasında ana aktör olacaktı…

Marshall yardımları bu anlaşmaların ürünüdür, Türk askeri uzun yıllar üzerlerinde ABD ordu armasının bulunduğu çatal ve kaşıklarla yemek yiyecekti…

1950’nin ardından Türkiye Kore savaşına asker gönderdi ve nihayetinde NATO üyesi oldu…

1960 darbesinin ardından yapılan yeni anayasa hem ülkede hem ülke dışında birilerine bol gelmişti…

Özellikle ordu kurmay kademesinde getirilen hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması isteniyor, dönemin Adalet Partisi iktidarı buna yanaşmayınca, ordunun gerekirse yönetime el koyması gerektiği, bunun anayasa tarafından orduya verilen bir görev olduğu iyice dillendirilmeye başlanmıştı…

Üstelik dünyada “68 Gençliği rüzgarı” esiyordu…

Hem gençlik hem de öğrenciler kendi hak ve özgürlükleri konusunda eskisinden çok daha hassastı…

Üniversiteler için için kaynıyor, protestolar artıyordu…

TÜRK-İŞ Sendikasından DİSK’e geçişler giderek artıyordu…

Hükümet bu geçişleri zorlaştırmak için yeni sınırlandırmalar getiriyor, bu durum da işçi sınıfının kenetlenmesini getiriyordu…

Üniversite öğrencileri de işçilere destek veriyor, böylelikle aralarındaki ilişki kuvvetleniyor, her iki kesim de birbirlerine yakınlaşıyorlardı…

9 Mart 1971 tarihinde ordu içinden bir grup subayın önderliğinde yapılması planlanan darbe girişiminden, Genelkurmay’ın öğrenmesi sonucunda vazgeçiliyor ve 12 Mart muhtırasının fitilini ateşliyordu…

***

12 Mart saat 13’temuhtıra radyoda okunuyor,

Altında genelkurmay başkanı ile kuvvet komutanlarının imzası vardır…

1969 seçimleri sonrasında büyük oy farkıyla hükümeti kuran Demirel hükümeti istifa ediyor, yerine Nihat Erim hükümeti kuruluyordu…

Anayasaya önemli sınırlandırmalar getirdi Erim hükümeti…

Ardından Deniz Geçmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edildi…

Mahir Çayan, Sinan Cemgil ve arkadaşları kırsalda infaz edildiler…

Bunlar 12 Eylül 1980 darbesine yol açacak olayların başlangıcıydı…

Yani 12 Mart 12 Eylül’ün eşik taşıydı…

***

Türkiye’nin başına gelen bu tür tatsız olaylarla ilgili komple teorileri hep üretilir…

Eminim bundan sonra da üretilmeye devam edecek…

Zira içinde bulunduğumuz coğrafya 100 yılı aşkın süredir adeta kan gölü…

İstikrar yok,

Huzur yok,

Güven yok bu coğrafyada…

Ve bu bölge ABD’nin İsrail eliyle kontrolde tuttuğu bir bölge…

Çünkü çok büyük petrol kaynaklarına sahip…

O nedenledir ki ne ABD ve Avrupa hemen yanı başlarında ekonomisi güçlü bir Türkiye istemezler…

Aynı “coğrafya insanın kaderidir” gibi…

Bu coğrafya da Türkiye’nin kaderi…

Muhtıralar darbeler gibi aynı…