Bir zamanlar çocuk olmak için çok fazla şeye ihtiyaç yoktu. Bir top, birkaç arkadaş ve evin önündeki sokak yeterdi. Sabah çıkardık, akşam ezanına kadar nerelerde olduğumuzu bazen kendimiz bile bilmezd...
Eskiden bir şeyi satın aldığımızda, parasını verir ve kullanmaya başlardık. Aldığımız şey bizim olurdu.
Geçtiğimiz günlerde Türksat yayınlarında yapılan değişiklikle birlikte birçok kişinin evindeki eski SD uydu alıcıları da boşa çıktı.
Çocukken geleceği düşünmek ne kadar kolaydı. “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorulduğunda hiç düşünmeden cevap verirdik.
Eskiden futbol denildiğinde akla ilk gelen şey mahalle aralarında oynanan maçlar, tribünlerde söylenen marşlar ve insanların tuttukları takımla kurduğu gönül bağı olurdu.
Dünya kupasına malesef hiç beklemediğimiz bir sonuçla başladık. Avustralya maçının zor geçeceğini, fizik kalitelerinin çok iyi olduğunu hepimiz biliyorduk ve söylemiştik. Ancak gördüğüm kadarıyla hepi...
Milli takım için yeni bir dünya kupası serüveni başlıyor ve ilk sınavlardan biri Avustralya karşısında.
Bir dönem Türkçe rap gerçekten başka bir şeydi. Sözlerde anlam vardı. Sisteme çok sert bir eleştiri , öfke ve içimizde bastırdığımız hisleri tercüman ederdi.
Eskiden mahalle diye bir şey vardı. Sadece aynı sokakta oturmak değildi olay. Herkes birbirini tanırdı, kim kimin çocuğu bilirdi. Şimdi aynı apartmanda oturan insanlar bile birbirine yabancı.
Sürekli bir yerlere yetişiyoruz. Ama çoğu zaman nereye yetiştiğimizi biz de tam bilmiyoruz.
Bazen fark etmiyoruz ama hayat dediğimiz şey aslında büyük anlardan çok küçük alışkanlıklardan oluşuyor.
Bu bağlantı sizi https://www.sonhaber.com.tr dışındaki bir siteye yönlendiriyor.