Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Bölge Temsilciliğinin bulunduğu İstiklal Mahallesi Şirin Sokak içerisinde gerçekleştirilen toplantıda bundan 56 yıl önce yaşanan işçi, temsil ettikleri konfederasyonu yok etmeye kalkanlara karşı gerçekleştirildiğinin vurgusu yapıldı.15-16 Haziran’da Türkiye’nin en büyük bir işçi direnişine sahne olduğuna dikkat çeken DİSK Bölge Temsilcisi Zeynep Kaya,15-16 Haziran’ın bir tarih olmadığını işçi sınıfının gücünü ortaya koyduğu bir tarih olduğunu söyledi.
“Amaçları DİSK’i yok etmekti”
Büyük işçi direnişine neden olanların DİSK’ i yok etme amacında olduklarını belirten Bölge Temsilcisi Kaya “ Yaşanan bu gelişmeler karşısında bu ülkenin işçileri de bir karar verdi. DİSK'in öncülüğünde direnmeye karar verdi. DİSK, bütün işyeri temsilcileri ve yöneticilerini 14 Haziran 1970'te toplayarak eylem kararı aldı. Kurucu Genel Başkanımız Kemal Türkler, bu toplantıda yaptığı tarihi konuşmada şunları söyledi."Biz işçiyiz. Dünyada her şeyi yapan işçileriz ama işçiler durduğu zaman, dünyada her şeyi yapan işçiler durdukça dünya durur arkadaşlar. Uçak durur, gemi durur, fabrikalar durur, bütün vasıtalar durur. Çünkü biz işçiler buna hâkim olduğumuz müddetçe her şey de o zaman kendiliğinden halledilmiş olur” dedi. Bu çağrı üzerine sadece DİSK'li işçiler değil, sendikalı-sendikasız tüm işçiler harekete geçti. Yüz binler ayağa kalktı. Fabrikalar boşaldı, İzmit’ten İstanbul'a kadar yollar işçilerle dolup taştı. İnsan selini önlemek için barikatlar kuruldu, köprüler kaldırıldı. Kurşunlar sıkıldı. Üç işçi kardeşimiz, Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak yaşamını yitirdi. Ama hiçbir güç işçilerin örgütlü mücadelesini durdurmadı. Vurulduk, kırıldık ama yürüyüş durmadı. En sonunda işçiler kazandı, direnenler kazandı, DİSK kazandı.15-16 Haziran şanlı işçi direnişi bize bir şey öğretti. Biz durursak hayat durur. Biz yürürsek yol olur. Yeter ki örgütlü olalım, yeter ki örgütlü mücadeleyi büyütelim” dedi.
“Gün sahip çıkma günüdür”
İşçi sınıfının yaşadığı sorunların her geçen gün daha da büyüdüğünü de ifade eden Zeynep Kaya “Bugün soframızdaki ekmek her gün küçülüyor. Ücretlerimiz her geçen gün eriyor. Milyonlarca işçi, emekçi ve emekli yüksek enflasyon altında eziliyor. Gençler geleceğinden endişe duyuyor. Kadınlar güvencesizliğe ve eşitsizliğe karşı mücadele ediyor. Ama ülkeyi yönetenlerin kitabında işçi yok. Emekçi yok, emekli yok. Gençler yok, kadınlar yok. Halk yok. Onların gündeminde bizim hayatlarımız yok. Onların gündeminde bizi enflasyona karşı korumak yok. Onların gündeminde gelirde ve vergide adalet yok. Ülkede adalet yok. Türkiye’de düzenin bütün çarkları emeği ucuzlatmak için dönüyor. Bu düzenin çarkları fakirden alıp zengine veriyor. Bu düzen emekten çalıp sermayeye kaynak aktarıyor. Bugün yalnızca ekmeğimize değil, haklarımıza da göz dikiliyor. Ücretlerimiz eriyor çünkü sendikal haklarımız engelleniyor. Sendikacılar hapse atılıyor, sendikalı olan işçiler işten atılıyor, patronlar TİS yetki süreçlerini keyfî biçimde uzatabiliyor, grevler yasaklanıyor. Ülkemizde sadece sendikal haklarımız engellenmiyor. Aynı zamanda itiraz etme hakkımız, seçme ve seçilme hakkımız, memleketin geleceğine karar verme hakkımız da baskı altına alınıyor. Enflasyon verilerini baskı altına aldıkları gibi halkın iradesini de baskı altına almak istiyorlar. Yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar. Seçilenlerin yerine kayyumlar atıyorlar. Muhalefeti dahi yargı kararlarıyla şekillendirmeye çalışıyorlar. Ama bilmiyorlar ki bu ülkenin gerçek sahibi işçilerdir. Bu ülkenin gerçek sahibi emekçilerdir. Bu ülkenin gerçek sahibi halktır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve bu ülkenin geleceğine de biz karar vereceğiz. Arkadaşlar, bu nedenle bugün bize düşen görev açıktır. Ekmeğimize, emeğimize, haklarımıza sahip çıkacağız” diye konuştu.


