Seçim sonrası en çok konuşulan konulardan birisi asgari ücretin şu anki iktidar partisinin seçim öncesinde vaat ettiği şekilde 1300 TL olup olmayacağı. İşverenler biz bu yükü kaldıramayız derken, hükümet sözümüzün arkasındayız asgari ücret bizim dediğimiz şekilde olacak diyor. Bunu yılsonunda en geç yılbaşında hep beraber öğrenmiş olacağız. Ülkemizde asgari ücret 4857 sayılı iş yasasının 39. Maddesinde tariflenmiş durumdadır. Buna göre Hükümet İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir belirler. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının tespit edeceği üyelerden birinin başkanlığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü veya yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü veya yardımcısı, Devlet İstatistik Enstitüsü Ekonomik İstatistikler Dairesi Başkanı veya yardımcısı, Hazine Müsteşarlığı temsilcisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından konu ile ilgili dairenin başkanı veya yetki vereceği bir görevli ile bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşundan değişik işkolları için seçecekleri beş, bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşundan değişik işkolları için seçeceği beş temsilciden kurulur. Asgari Ücret Tespit Komisyonu en az on üyesinin katılmasıyla toplanır. Kurul, üye oylarının çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde, Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır. Komisyon kararları kesindir. Kararlar Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer. Asgari ücret, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak minimum ücrettir. Özellikle Türkiye'de asgari ücretin en önemli özelliği tüm aileye bakmakla yükümlü işçilerin çoğunun tek gelir kaynağı olmasıdır. Tek gelir kaynağı asgari ücret olan çalışanların mümkün olduğunca yüksek ücret talep etmeleri gayet normaldir. Ülkemizde işverenler ise maliyetlerini arttırıp karlarını düşüren bu talebin tam tersini yıllardır istemektedirler. Hükümetin oynayacağı asıl rol burada ortaya çıkmaktadır. İşte yaşanan bu çelişki nedeni ile hükümet araya girip pazarlık gücü zayıf işçilerin korunması ve ücret düzeyinin bir insanın belli bir yaşam standardını yakalaması için komisyon oluşturmak buna bağlı olarak 'sosyal devlet' ilkesi olan 'Devlet çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır' hükmünü yerine getirmek zorundadır. Ancak bizim gibi gelişmesini tamamlayamamış ülkelerde devlet ne kadar araya girerse girsin kararlar sürekli işveren taleplerine yakın çıkmaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilmediği sürece, çalışma hayatına adil bir vergi reformu getirilmedikçe, kaçak işçilik önlenmedikçe, asgari ücretin tanımının içerdiği zorunlu ihtiyaçların günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılanmasına yetecek miktarda bilimsel ve objektif belirlenmedikçe, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda hükümet-işveren lehine olan çoğunluk oylarının dengesi bozulmadıkça asgari ücrette beklentileri yüksek olan çalışanlar hayal kırıklığı yaşamaya devam edecektir. İlk defa bu hayal kırıklarının yaşanmama fırsatı doğmuştur. İlk defa işverenlerin isteğinin tersinin olma durumu ortaya çıkmıştır.Bu nedenlerle asgari ücretin 1300 TL olması oldukça önem arz etmektedir. Kritik bir seçim sonrası işçiler lehine şayet bu kazanım başarılır ve korunabilirse işçi cephesi büyük bir kazanım elde etmiş olacaktır.