Kasım başında bir 'Saraysız Başkan' rüzgarı esti kentimizde. Mütevazı giyimi, davranışı ve aykırı tarzıyla Uruguay Eski devlet başkanı José Mujika. Odunpazarı Belediyesinin konuğu olarak kentimizi ziyaret etti.
Gördük, kitabını imzalattık, dinledik, tanıdık, galiba sevdik.
Onu anlatan biyografik kitaptan daha çok bilgi alınabilir. Ben bir yönüyle bakmak istedim: Başkanlık döneminde 'insan' olarak Pepe.
***
Öyle bir başkan düşünün ki:
Maaşının % 70'ini yoksullara konut yaptırmak için bağışlıyor.
Başkan iken eski mahallesindeki kahveye gidiyor, senli benli arkadaş sohbetlerine katılıyor.
Kılık kıyafete önem vermiyor. Uzun süre aynı ve uyumsuz kıyafetleri giyiyor. Belçika kraliyet sarayının kapısından kravat takmaya zorlandığı için geri dönmeye kalkışıyor.
***
Başkanlık sarayında değil, yanındaki kahya evinde kalıyor. Sarayda sadece ziyaretçileri ağırlıyor. Sık sık şehrin hemen dışındaki çiftlik evine kaçıyor. Bazı ziyaretler ve devlet işleri çiftlik evinde gerçekleşiyor.
Kendisine hizmet etmekle görevli personeli evine sokmuyor. Sadece resmi davetlerde görevliler yemek yapabiliyor. Yemeği eşi, köpeğin mamasını kendisi hazırlıyor. Evin temizliğini kendileri yapıyor.
Çalışan personele boş yere maaş ödenmemesi için bir tatil beldesindeki başkanlık konutu ve başkanlık yatını sattırıyor.
***
Protokole dair hiçbir kurala uymuyor. Resmi plakalı araçla şehir içine çıkmıyor. Önde şoförün yanında oturuyor. Kapısını görevlilere açtırmıyor. Bazen de kendi kullandığı mavi Vosvos'uyla geziyor. Güvenliğe haber vermeden kaçamak gezilere çıkıyor.
Hiçbir yurt içi seyahatinde yolluk almıyor.
***
İnsanlara bir tekmelik mesafede, korumasız olarak dışarı çıkıyor. Yanında silah taşıyor. 'beni temizlemeye gelenlerden en az birini götürürüm' diyecek kadar gözüpek.
***
Yurt dışına çıkan delegasyonlara en az sayıda insan alıyor. Hava Kuvvetleri'ne ait 30 kişilik, eski, pervaneli, küçük uçağı kullanıyor. Uzak mesafeli gezileri tarifeli uçakla yapıyor.
Chavez'in cenazesine giderken bindiği Arjantin devlet başkanının lüks uçağından bahsederken 'İşte bu, gerçekten önemli ülkeymiş!' diye gırgır geçiyor.
İsveç kralına götürdüğü hediyeyi vermeyi unutuyor. Daha sonra kralın sarayında masa üstündeki şüpheli paket paniği yaşanmasına neden oluyor.
***
O, bir anarşist. Çelişki ama güç sahibi bir anarşist. Düzensizlik yaratıp bundan zevk alıyor.
Anayasa ve diğer yasaların sadece birer sosyal anlaşma olduğunu söylüyor.
Yargıdan ve yapısından hoşlanmıyor ama 'yargıyı yürütmenin eline bırakamazsın, insanlık tarihi bundan çok çekti.' diyor.
Gençliğinde sosyalist bir gerilla olarak savaşmış, 14 yıl hapis yatmış.
Tarım bakanıyken gerçekleştirdiği reformlar Uruguay ekonomisini uçuşa geçirmiş.
Başkanlığında ise solcu, anarşist bir liberal.
***
Nasıl öğrenmesi gerektiğini biliyor ve her şeyin en faydalı yönünü alıyor.
Sosyal politikalarda Battle'ı örnek alırken, uluslararası politikada tam karşıtı Herrera'nın fikirlerinden yararlanıyor.
***
Onun başkanlığı için iyi ya da kötü şeklinde bir ölçü koymak yanlış.
Sadece 'farklı'ydı denebilir.
Bu farklılığın 'insan' tarafını görenlerin şaşkınlıktan ağzı açık kalıyor.
'Yok artık Pepe!' diyesi geliyor insanın.