Alpu Ovası’nın en büyük servet olduğunu ifade eden vatandaşlar, tutanakları teslim etmeyen yetkililere tepki göstererek, “Kimse Alpu’ya çökemez” dedi.
Eskişehir’in Alpu ilçesi Esence, Uyuzhamam ve Aktepe mahallelerinde Taşzemin İnşaat Madencilik Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan Esence Altın-Gümüş Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesi için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başlatıldı. 880 futbol sahası büyüklüğündeki 660 hektarlık ÇED alanı olduğu belirlenen projede 335 milyon 472 bin 760 ton kazı yapılacağı öngörülüyor. Daha önce de kömürlü termik santral mücadelesinin verildiği Alpu Ovası’ndan çıkarılacak olan cevher Sivrihisar’a taşınarak Kaymaz Mahallesi’nde bulunan Türk Altın İşletmelerine (KOZA AŞ) ait maden ocağında işletilmesi planlanıyor.

2025 SONUNDA İMZALANMIŞTI
Türk Altın İşletmeleri, Taşzemin İnşaat Madencilik uhdesinde bulunan Eskişehir Alpu ilçesi Esence köyü civarında yer alan Uyuzhamamı altın gümüş maden sahasından çıkarılması planlanan yaklaşık 8 milyon 100 bin ton cevherin, şirketin Sivrihisar ilçesi Kaymaz mevkiinde bulunan Kaymaz Altın İşletmesi’ne taşınarak işlenmesi amacıyla 31 Aralık 2025 tarihinde protokol imzalandı.

YÖRE HALKI KARŞI ÇIKTI
Altın gümüş madeni projesinin ÇED süreci kapsamında dün Alpu’nun Esence Mahallesi’nde Halkın Katılım Toplantısı gerçekleştirildi. Alpu’nun Esence, Aktepe, Uyuzhamam, Işıkören, Mamure, Lütfiye, Yeşildon, Fahriye, Bozan, Sarıkavak köylüleri başta olmak üzere yöre halkı tarafından toplantı protesto edilerek başladı. “Alpu’da maden istemiyoruz” sloganları ve ıslıklarla protesto edilen toplantıda şirket personeli sunumunu gerçekleştiremedi. Personelin ısrarlı yaklaşımına karşı toplantıya katılan vatandaşlar sloganlar eşliğinde sırtını dönerek tepki gösterdi. Bunun üzerine Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri tutanakları teslim etmeden bölgeden uzaklaştı.

TUTANAK GERİLİMİ
Maden şirketi yetkililerinin gerçekleşmeyen Halkın Katılımı Toplantısı’ndan aniden ayrılmasına ve tutanakları teslim etmemesi üzerine vatandaşlar Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerine tepki gösterdi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ÇED ve Çevre İzinleri Şube Müdürü Yahya Şimşek ile CHP Milletvekili İbrahim Arslan arasında gerilim yaşandı. Çıkan arbedede vatandaşlar ezildi. Tutanakları kamuoyu ile paylaşmadan minibüse binerek kaçan yetkililere CHP’li Arslan tepki göstererek yaptıklarını yanlış olduğunu söyledi. Yetkililerin Esence’den kaçması üzerine jandarma ile Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu temsilcileri arasında sözlü gerginlik yaşandı.

YOĞUN KATILIM
Toplantıya CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Alpu Bekediye Başkanı Gürbüz Güller, Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir, CHP’nin seçilmiş kadın kolları il başkanı Sibel Yeşildal, Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu’nun temsilcileri, Alpu mahallesinin muhtarları ve yöre sakinleri katıldı.
BU TOPLANTI YAPILAMADI

İl Müdürlüğü ile Taşzemin AŞ’den yetkililerin toplantıyı terk etmesinin ardından konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, köylülerin Alpu Ovası’nı bitirmek isteyenlere karşı bir başarılı direniş gerçekleştirdiğini söyledi. Başkan Kurt, “Doğal yaşamı, çevreyi değiştirmeye kalkmak çok büyük bir ayıp, çok büyük bir günahtır. Bunu yapmak isteyenler para hırsıyla, altın hırsıyla, maden hırsıyla hareket edenler çoluğumuza çocuğumuza zarar vermektedir. Bu nedenle Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu direnişe geçti. Alpu’nun bu madenden etkilenen köylerinin tamamı direnişe geçti ve bugün gördüğünüz gibi bilgilendirme toplantısı yapılamadı. Çünkü insanlar bilgilenmek istemedi, madene karşı duruş sergiledi. O tutanakta ne yazıldı bilmiyoruz. Bilmediğimiz için doğru tutanağı biz tutuyoruz. Siz de buna tanık olunuz. Esence’deki maden toplantısı yapılamamıştır. Bunu bütün kainat böyle bilsin. Bu toplantıyı da yaptırmayacağız. Önce insan diyen, önce çevre diyenler olarak bizler sağına soluna bakmadan birleştik. Yan yana geldik ve birleşince de hiçbir engeli tanımadığımızı gösterdik” diye konuştu.
ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, herkesin Alpu’nun, Eskişehir’in havasını, toprağını, suyunu ve geleceğini korumak için bir araya geldiğini vurgulayarak, “Öncekilerinde de olduğu gibi görüntüleri birazcık ekrana verdiler sanki bu toplantı yapılmış gibi tutanak düzenleyip ne yazdıklarını bizimle paylaşmadan, yurttaşlarımızın ve kurum temsilcilerinin itirazlarını tutanaklara geçirmeden tıpkı Mihalgazi’de ve diğer alanlarda olduğu gibi araçlarına binip, jandarmayı da bize işaret ederek çekip gittiler. Bu işin sağcısı, solcusu, Kürt’ü, Türk’ü, Alevisi, Sünnisi yok. Bu insanca yaşamanın, onurlu yaşamanın ve Alpu’nun Eskişehir’imizin geleceği adına her birimizin ortaya koyması gereken bir direnç. Üzerimize düşen ne varsa başımız gözümüz üstüne. Bu mücadelede dün olduğu gibi bugün de yarın da birlikte omuz omuza olacağız ve geleceğimizi asla bu ceberrut iktidara ve anlayışa teslim etmeyeceğiz” dedi.
NASIL DİRENECEĞİMİZİ GÖSTERDİNİZ

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, gösterilen direnişin Anadolu’ya örnek bir direniş olduğuna dikkat çekerek, “Toprağımız için, havamız için, suyumuz için, geleceğimiz için, evlatlarımız için bu milletin nasıl direneceğini hepiniz gösterdiniz. Daha önce bir kez daha ortaya koymuştuk: Burası Anadolu’yu besleyen büyük ovadır. Burası maden yapılacak yer değildir. Burası toprağın, havanın, suyun zehirleneceği yer değildir demiştik ve kazanmıştık zehir santraline karşı. Şimdi de sizlerin dayanışmasıyla, sizlerin ortaya koyduğu kararlılıkla, azimle, dirençle inanıyoruz ki madene geçit vermeyeceğiz. Sizlerin bu mücadelesi olduğu sürece buradan bir milim toprak alamayacaklar” ifadelerini kullandı.
SARI ÖKÜZÜ TESLİM ETMEYİZ

“Topraklarımızın, meralarımızın, hayvanlarımızın, insanlarımızın, çocuklarımızın, havamızın, suyumuzun mücadelesini vermeye geldik” diyen Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güler, “Bizler bu bütünlüğü koruduğumuz sürece çok şey başaracağız. Biz bunu 2014’lerde, 2015’lerde bir avuç insanla kömürlü termik santralinin eyleminde yaşadık. Birilerini zengin etmenin değil, Alpu’ya sahip çıkmanın mücadelesini vereceğiz. Alpulular olarak sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz. Sarı öküzü teslim ettiğimiz gün Alpu Ovası’ndan göç ettiğimiz gün olacaktır. Biz sarı öküzümüze sahip çıkacağız. Bunun ötesi yok. Soruyoruz: İktidar partisinin milletvekilleri, il başkanları, ilçe başkanları neredeler? Koştura koştura balık tutmaya kalkıyorlardı, neredeler? Buraya gelsinler. Eğer bunlar milletvekiliyse bugün burada olmaları gerekiyordu. Onun için yine söylüyoruz, bu ülkenin temel çatısı CHP’dir” diye konuştu.
BİRLİKTE KUVVET DOĞAR

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir, ülkenin kötü bir düzenden geçtiğini kaydederek, “Bu düzenin karşısında çok ciddi bir çoğunluk var aslında. Bilinmesi gereken tek şey var: Birlikten kuvvet doğar. Biz de bunun için buradayız, sizinle beraberiz, her daim beraberiz” dedi.
ÜRETTİKLERİMİZDEN BÜYÜK SERVET YOK

Eskişehirli Genç Rençberler adına konuşan Burak Kuşan, her durumda topraklarını koruyacaklarını dile getirerek, “Biz onlara toprak diyoruz, onlar bize altın diyorlar. Onlar toprağın altında hazine var diyorlar, onlar toprağın altında servet var diyorlar. Bizim en büyük servetimiz toprağın altında bulunan yeraltı su kaynaklarımız. Bizim en büyük servetimiz yeryüzünde, şu an soluduğumuz temiz havamız. Bizim en büyük servetimiz arpamız, buğdayımız, mısırımız, şeker pancarımız. Bunlardan büyük servet yoktur. Bu topraklar bize atalarımızdan, dedelerimizden miras, bizim de çocuklarımıza emanetimizdir. Bizler var olduğumuz sürece onlar burada yaşayamayacaklar, burada barınamayacaklar” ifadelerini kullandı.
KÖYLÜLERİMİZ KAHRAMAN

Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Selma Güder, Alpu Ovası’nın 2017 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla koruma altına alınan bir alan olduğunu hatırlatarak, “Lamı cimi yok, 51 bin hektar. Ve siz, bu topraklarda geçmişten bugüne çalışıyorsunuz. Buradaki mücadele çok etkiliydi. Başından itibaren köy muhtarlarımız kahramandı. Suyun her geçen gün daha kritik olduğu bir dönemdeyiz. Sakarya Havzası burası. Su da çok önemli. Topraklarımız, havamız, suyumuz hepimizin söylediği gibi biz bunlarla yaşayacağız” diye konuştu.
HER ŞEYİ ELİMİZDEN ALACAKLAR

Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray, “Herkes biliyor; vahşi altın madenciliği gerçekten çok önemli bir çevre sorunu, aynı zamanda büyük bir halk sağlığı sorunu. Peki bu dev madeni buraya yapmak isteyenler bizim elimizden neleri alacak? Neye karşı mücadele ediyoruz? Temiz havamızı vermemeye, suyumuzu vermemeye, topraklarımızı, tarımımızı, yüzlerce yıldır gelen geleneğimizi yok etmemeye ve buradan göçmemeye karşı mücadele ediyoruz. Mezarımızı, geleneklerimizi korumak için mücadele ediyoruz. Bu madeni buraya açtırmayacağız” dedi.
ŞİRKETLERE DESR VERDİNİZ

Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Fatma Filiz Özkoç, bugün halkın şirketlere ders vererek onları sınıfta bıraktığını söyleyerek, “Bunu siz yüreğinizle, aklınızla, bilimle yaptınız. Bu şirketlerin bu kadar şımarmasının sebebi geçen yıl çıkan maden yasası. Bu maden yasasına güvenerek ruhsatları, ihaleleri, maden ocaklarını açabiliyorlar. Ama sizin gibi kahramanlar oldukça doğa ve yaşam savunucuları olarak her zaman yanınızdayız. Bu topraklar bizim. Bu hava bizim, bu sular bizim. Kimse bunlara çökemez” ifadelerini kullandı.
6 ŞUBAT DEPREMLERİNDEN DAHA BÜYÜK HAFRİYAT

TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölüm Başkan Yardımcısı Onur Küçük, ÇED süreçlerini şirketlerden, bakanlık çalışanlarından daha iyi bildiklerini savunarak, “Bunu iddia ediyoruz çünkü açtığımız davaları kazanıyoruz. Böyle bir gerçeklik var. Halkın olmadığı bir mücadelede kazanma şansımız da zaten çok düşük oluyor. Bugün ne yazık ki tiyatro sahnelendi. İlgili çalışanlar da söyledi, ‘Biz bu toplantıyı yapmak zorundayız’ diye. Bizler daha öncesinde bu toplantılara katılıp sayfalarca itiraz verdik, görüş verdik. Fakat gördük ki vermiş olduğumuz bu görüşler, sadece bu ÇED sürecini iyileştirmek için kullanılıyor. Talebimiz, Alpu Ovası’nda, Eskişehir’in bu bölgesinde bu kadar vahşi bir madenciliğin yapılmaması. Bu bir vahşi madencilik projesi.313 sayfalık bir rapor var sadece başvuru dosyası niteliğinde. Proje hakkında birtakım bilgileri veriyorlar, başka hiçbir bilgiyi vermiyorlar” diye konuştu. Küçük, “Bu projede sadece 8 yılda 335 milyon ton kazı yapılacak. Bu çok çok büyük bir miktar. 6 Şubat depremleri yaşadık, 11 il etkilendi. Oradaki toplam hafriyat miktarının 150-200 milyon ton olduğu yönünde raporlar var. Yani bu deprem felaketindeki hafriyattan daha fazla miktarda burada kazı yapılacak.

Yani yerin altı üstüne getirilecek, cehennem çukuru oluşturulacak. Çok büyük bir proje var karşımızda ve alan olarak da çok büyük. Ruhsat alanı 20 bin dönüm. Şirket diyor ki; ben şimdilik sadece ÇED alanı olarak belirlediğim 658 hektar, yani 6 bin 580 dönüm, yani 880 futbol sahası büyüklüğünde bir faaliyet yapacağım diyor. 880 futbol sahası büyüklüğü, akıl almaz bir miktar. Su ile ilgili çalışmaları sunmuyor. Kümülatif etki ile ilgili çalışmaları sunmuyor. Günde kaç patlatma yapacağını söylemiyor ve bunları söylemeden de bizim görüşümüzü almaya çalışıyor. Bu kesinlikle kabul edilecek bir durum değil. Bu proje Sakarya Havzasını etkileyecektir, Alpu Ovası’nı etkileyecektir ve Sivrihisar’ı etkileyecektir” dedi.
HALKA YALAN SÖYLEMEYİN

Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Mert Yedek, projenin birçok eksiği olduğunu belirterek, “Bu projenin etkilerinin halka anlatabileceği bir ÇED başvuru dosyası yokken, eksiklikler dolayısıyla halkın görüşünün alınamayacağının tutanaklarını tuttuk. Fakat Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tutanakları hazırlamadan ve tutanakların örneğini de vermeden buradan ayrıldı. Geçmişte de gördük, ‘Tarlanıza, rokanıza, maydanozunuza, ormanınıza, ağacınıza hiçbir zarar gelmeyecek’ diye halkı kandırmaya çalıştılar. Soruyoruz buradan bakanlık yetkililerine; Halka yalan söyleyerek bu süreci nasıl yürüteceksiniz? Buraya şirketin tanıtımını dinlemek için gelmedik. Biz olumsuz etkileri bakanlık tarafından duymak için geldik ama bakanlık gerçekleri anlatmıyor. Halkın bilgilenmek istemediği tutanağı kendi müdürlüklerinde tutacaklar. Biz bu toplantıyı yaptık diye olayı bitirecekler ama biz bunun önüne geçeceğiz. ÇED süreci sonlandırılsın diye kentte, Esence ve bütün köylerde itiraz dilekçeleri toplayacağız. Davanın takipçisi olacağız, her şeye hazırlıklıyız” ifadelerini kullandı.
GELECEĞİMİZ YOK OLACAK

Topraklarını vermeyeceklerini belirten Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Recep Şen, “Günlük ortalama 3 bin 600 ton toprak çıkartacaklar ve 50 kilometre öteye götürecekler. Her kamyonun ortalama 20 ton yük aldığını düşünelim ve her kamyondan sadece ve sadece 10 kilo toz kaldığını düşünün. 30 ton toz 50 kilometrelik yolda çevreye savrulacak. İnanın ki ne buğday kaldırabileceksiniz ne arpa kaldırabileceksiniz. Geleceğimiz yok olacak. Bu topraklara sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu.
HALK BURADA SİZ NEREDESİNİZ

CHP Alpu İlçe Başkanı Cihan Üngör, “Beni burada tembihlediler bir aydır. Özellikle muhtarlarımıza ‘Siyaset yapma’ dediler. Burası tam da siyasetin yeri. Burada enerji firmasının diktiği elektrik direklerine sarılıp da ‘hizmet ediyoruz, iktidar hizmet ediyor’ diye yan köylerde fotoğraf çektiren o zihniyete söylüyorum: Neredesin halk burada, burada senin köyün. Hiçbir şey yok gibi çarşının ortasında mehter gezdirenlere söylüyorum: Neredesin? Burada senin köyün. Halkın yanında olanlar buradadır, rantın yanında olanlar burada değildir. Bu kadar açıktır. Rantın değil, halkın yanındayız” dedi.
KENDİ TUTANAKLARIMIZI TUTTUK

Eskişehir Barosu Saymanı Ecir Ayaş, doğa savunucularının ve halkın yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak, “Gönül isterdi Halkın Bilgilendirme Toplantısı, devlet kurumu yetkilileriyle beraber halkın gerçekten bilgilendirileceği bir mecra haline gelse, ancak burada amaç halkın bilgilendirilmesinden ziyade tırnak içerisinde ‘bir oldu bittiyle süreç tamamlamak.’ Yapılan haksızlıklara karşı tutanaklarımızı tuttuk. İlgili yerlere gerekli başvurularımızı yapacağız” ifadelerini kullandı.




