Her yıl milyonlarca Müslüman, hac ve umre ibadetini yerine getirmek için Suudi Arabistan’a gidiyor. Ne yazık ki, yolculuk sırasında çeşitli sebeplerle hayatını kaybedenler olabiliyor. Peki, bu kişiler neden çoğunlukla ülkelerine gönderilmiyor? Uzmanlar, bunun temel nedenlerinden birinin lojistik ve sağlık güvenliği olduğunu belirtiyor. Cenazelerin uzun mesafeler kat ederek taşınması, özellikle sıcak iklimde ciddi riskler oluşturabiliyor. Ayrıca, uluslararası taşımacılık ve gümrük prosedürleri cenazelerin ülkeye naklini zorlaştırıyor.

Araç sahipleri dikkat: Son ödeme tarihini kaçırmayın!
Araç sahipleri dikkat: Son ödeme tarihini kaçırmayın!
İçeriği Görüntüle

Hac’da vefat edenler “Şehit” sayılıyor

Hac ibadeti sırasında hayatını kaybeden kişilere İslam literatüründe genellikle “Hac şehidi” deniyor. Bazı İslam alimleri ve ülkeler, hac sırasında ölen kişileri şehit kabul ederken, bazıları bunu normal bir ölüm olarak değerlendiriyor. Bu nedenle, hac sırasında vefat edenler hem dini hem de manevi açıdan özel bir konuma sahip. Ancak çoğu zaman cenazelerin ülkelerine gönderilmediği görülüyor.

Cennet-ül Mualla Mezarlığı’na defin

Suudi Arabistan Krallığı, hac ibadeti için kutsal topraklara gelen ve vefat eden kişilerin cenazelerini çoğunlukla ülkelerine göndermiyor. Burada ölenler, Mekke’deki Cennet-ül Mualla Mezarlığı’na defnediliyor. Uzmanlar, bunun birkaç temel sebebi olduğunu belirtiyor. İslam’a göre, ölen kişinin derhal defnedilmesi teşvik ediliyor. Uzun mesafelerde taşınan cenazeler hem sıcak iklim hem de uluslararası prosedürler açısından risk oluşturuyor. Hac ve umre sırasında ölümlerin topluluk içinde düzenli şekilde defnedilmesi, dini ve sosyal organizasyonu koruyor. Suudi Arabistan, cenazeleri ancak üst düzey devlet yetkilileri için ülkelerine teslim ediyor. Dini yetkililer, “Ölen kişinin defnedilmesi geciktirilmemeli, mümkün olan en kısa sürede namaz ve defin işlemleri tamamlanmalı” diyor. Bu nedenle cenazelerin ülkeye taşınması, genellikle önerilmiyor ve nadiren mümkün olabiliyor. Bu uygulama, hem dini ritüellere uygunluğu sağlıyor hem de topluluk içindeki düzeni koruyor.

Türk vatandaşları için farklı uygulamalar

Türk vatandaşları için durum biraz farklı işliyor. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, hac veya umre sırasında vefat eden vatandaşların cenazelerini nakletmek için gerekli organizasyonları yürütüyor. Ailelerin talebi doğrultusunda cenazeler Türkiye’ye getirilip defnedilebiliyor. Örnek olarak 2006 yılında, Suudi Arabistan’da iki Türk hemşire, kaldıkları otelin çökmesi sonucu vefat etmişti. Sınır kapılarının bayram nedeniyle kapalı olması nedeniyle, cenazeleri Cennet-ül Mualla Mezarlığı’na defnedildi. Diyanet de bu süreçte muvafakatname göndererek cenazelerin orada toprağa verilmesini sağladı.

Hac ve Umre'de ölümün manevi boyutu

Hac veya umre sırasında vefat etmek, Müslümanlar arasında yüksek bir manevi değer taşıyor. Ölenler, “Hac şehidi” sayılarak kutsal topraklarda toprağa veriliyor ve bu durum hem dini hem de toplumsal açıdan önem taşıyor. Aileler için zorlayıcı olsa da, Suudi Arabistan’daki mezarlıklar bu kişilerin manevi mirasını korumak için özel olarak düzenlenmiş alanlar olarak öne çıkıyor.

Cenazenin nakli ve Diyanet’in rolü

Diyanet İşleri Başkanlığı, hac veya umrede vefat eden vatandaşların cenazelerini Türkiye’ye nakletmek için lojistik destek sunuyor. Cenazenin nakli sırasında prosedürler, sağlık sertifikaları ve Suudi yetkililerle koordinasyon sağlanıyor. Bu sayede, ailelerin talebi doğrultusunda sevdikleri kendi topraklarında defnedilebiliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ