Doğu ile batıyı birbirine bağlayan önemli bir kavşak olan Eskişehir, tarih boyunca taşıdığı stratejik önemini Milli Mücadele yıllarında da korudu. Demiryollarının kesiştiği noktada bulunması, verimli toprakları ve tarımsal üretim gücüyle şehir, mücadelenin önemli merkezlerinden biri oldu…

1919’DA İNGİLİZLER KONUŞLANDI…

1918’in sonlarına doğru İngiliz kuvvetleri, Anadolu’nun önemli ulaşım damarlarından biri olan İstanbul-Bağdat demiryolu hattı boyunca stratejik gördükleri noktaları işgal etmeye başladı. İşgalin gölgesi, kısa süre içinde Eskişehir’in üzerine de düştü. 1919 yılının ocak ayının son günlerinde, yaklaşık 520 kişilik İngiliz birliği şehre gelerek Eskişehir Garı ve çevresine konuşlandı. Demiryolunun kalbindeki bu bölge, İngiliz kuvvetlerinin karargâhına dönüşürken Eskişehir de Milli Mücadele’nin hemen öncesindeki o çalkantılı günlere adım atmış oldu.

Mustafa Kemal Paşa’nın Eskişehir Garp Cephesi teftiş ve ziyareti.

DİRENİŞ GİDEREK BÜYÜDÜ…

Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan kuvvetlerince işgali, Eskişehir’de büyük bir infiale yol açtı. İşgali protesto etmek ve milletin tepkisini ortaya koymak amacıyla düzenlenen miting, şehirdeki direniş ruhunun da güçlenmesine vesile oldu. Bu tarihten sonra işgal karşıtı hareket giderek daha bilinçli ve örgütlü bir yapıya bürünürken, mücadelenin öncülüğünü Eskişehir’in aydınları üstlendi.

İŞGALİN GÖLGESİNDE BİR KENT…

Yunan kuvvetlerinin Uşak ve Bursa istikametlerinden ilerleyerek Kütahya ve Eskişehir’e yönelmesi, Batı Cephesi’nde dengeleri Türk kuvvetlerinin aleyhine çevirdi. 20 Temmuz 1921’de Eskişehir’in işgaliyle birlikte Türk birlikleri Çifteler’e kadar geri çekilmek zorunda kaldı. Şehir, artık işgalin ağır gölgesi altında kalmıştı. Eskişehir’in işgalinden yalnızca iki gün sonra, 22 Temmuz’da Yunan Kralı Konstantin kente geldi. Yanında Yunan ordusunun üst düzey komutanları da bulunuyordu. Eskişehir’de gerçekleştirilen toplantıda Konstantin, Yunan ordularının başkomutanlığını üstlendi. Beş gün sonra Kütahya’da yapılan toplantıda ise savaşın yönünü belirleyecek karar alındı: Yunan kuvvetleri, hedefini Ankara’ya çevirecekti.

Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz sırasında Eskişehir’deki

Yunan kuvvetlerinin etkisiz hale getirilmesi üzerine çalışırken.

ANADOLU’NUN KADERİ DEĞİŞTİ…

26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, Anadolu’nun kaderini değiştiren büyük yürüyüşün başlangıcı oldu. Türk ordusunun ardı ardına kazandığı zaferlerin ardından Eskişehir, 2 Eylül 1922’de yeniden Türk hâkimiyetine kavuştu.

MİLLİ MÜCADELE’DE KİLİT ROL…

Eskişehir, Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasında üstlendiği önemli rolün karşılığını Cumhuriyet’in ilk yıllarında gördü. Mustafa Kemal Atatürk, 15 Ocak 1923’te Hükümet Konağı’nda yaptığı konuşmada Eskişehir’in mücadeleye sunduğu katkıya özellikle dikkat çekti. Zaferin ardından şehrin yeniden ayağa kaldırılmasını yakından takip eden Atatürk’ün öncelikleri arasında Eskişehir’in imarı ve kalkınması da vardı. Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan yeni dönemde gerçekleştirilen yatırımlarla, savaşın izlerini taşıyan Eskişehir’in kısa sürede çağdaş ve gelişmiş bir kent kimliğine kavuşturulması hedeflendi.

DEMİRYOLU HATLARININ KAVŞAK NOKTASINDA

Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Yakut, 2 Eylül Eskişehir’in kurtuluşuyla ilgili görüşlerini paylaştı. Eskişehir’in konumunun önemine dikkat çeken Yakut, şöyle konuştu: “Birincisi Avrasya haritasını doğu-batı ekseninde önünüze açtığınızda Eskişehir tam da ortasında. Doğuyla batı, kuzeyle güney arasında önemli bir kavşak noktası. İkincisi demiryolu hattı… Yani Haydarpaşa’dan başlayarak, Anadolu’nun içinden geçen… Eskişehir burada kavşak noktası ve oradan güneye inerek Toroslardan Bağdat, oradan da Basra’ya… Bu 3B projesidir. Berlin, Bağdat, Basra… Alman emperyalizminin Türkiye’yi sömürgeleştirmek için yaptığı bir girişimdir. Eskişehir bu demiryolu hatlarının tam kavşak noktasında. Mesela İngiltere’nin temel amacı; bu demiryolu hattına sahip çıkmak, nüfuz etmek ve Bağdat ile Basra’yı güvence altında tutmak. Oradan da Hindistan’ı güvence altına almak. İngiliz emperyalizminin temel planı buydu. Bu İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın belgelerinde de var. Eskişehir bu nedenle 23 Ocak 1919’da İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Uzunca bir süre burada kalınmıştır.”

ALMANLARIN DEYİMİYLE “HUBUBAT AMBARI”

Eskişehir’in hububat ambarı olduğuna dikkat çeken Yakut, şöyle devam etti: “Eskişehir o dönemin ekonomi kaynakları açısından da çok dikkati çeken bir şeydir. Çünkü hububat ambarıdır. Almanların verdiği isimle hububat ambarıdır. Burayı elde tutmak her emperyalist devletin planlarında yer alan bir husustur. Yunanlılar İzmir’i işgal ettikten sonra 19 Temmuz 1921 akşamı Eskişehir’e giriyor, 20 Temmuz’da işgal tamamlanıyor. Onların da niyeti elde tutmaktır. Yunan ordusunun bu bölgede tutunduğu şey Muratbey Yaylası’dır. Bu stratejik noktadır ve Eskişehir de bu açıdan önemli.”

ODUNPAZARI’NDA BÜYÜK MİTİNG

Bilinenin aksine Eskişehir’in iki kez işgal edildiğini anlatan Yakut, “Eskişehir iki kez işgal edilmiştir. Hep biz Yunan işgalinden bahsederiz. Ama İngilizler tarafından da ilgal edilmiştir. Burada büyük bir müdafaa-i hukuk hareketi başlatılır. İzmir’in işgalinden sonra 17 Mayıs 1919’da Odunpazarı’nda o büyük miting düzenlenecektir. Bu Eskişehir’deki milli mücadele hareketinin en şerefli sayfalarından biridir. O dönemin kaynaklarında 15 bin diyen var, 20 bin diyen var ama Eskişehir’in merkez nüfusunun 40 bin olduğunu düşünürsek, çok büyük bir rakam. Buradan başlayan bir mücadele var ve Eskişehir milli mücadelenin askeri karargahı niteliğindedir. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra Ankara siyasi karargahı ise Eskişehir de milli mücadelenin askeri karargahı niteliğindedir. Milli mücadelenin 5 büyük savaşının 4’ü burada geçiyor zaten…” ifadelerini kullandı.

“GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASINDA

HEPİMİZİN SORUMLULUĞU VAR”

Yakut, sözlerini şöyle noktaladı: “Eskişehir’de savaş dendiğinde hep 2 savaştan bahsedilir. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları… Halbuki Kütahya Eskişehir Savaşları da var, Sakarya Savaşı da var. Bunların bedelleri çok ağır olmuştur. O dönemde yaşayan halkın canıyla, kanıyla, maddi kaynaklarıyla yani bütün varlığıyla bir bedel ödemiştir. Bunun gelecek kuşaklara aktarılmasında hepimizin sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.”

Tepebaşı Belediye Meclisi’nde komisyonlar yeniden şekillendi
Tepebaşı Belediye Meclisi’nde komisyonlar yeniden şekillendi
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Haber Merkezi