Yaşamın temel unsurlarındandır 'umut'; yaşamın daha iyi ve daha güzel olmasını ummaktan doğan güven duygusudur.
Bireyin ya da toplumun yaşama bağlılığının gücü, umutların gücüyle doğru orantılıdır.
Yaşamımızın bir başka unsuru olan 'öfke' ise bir saldırganlık tepkisidir. Hani o yerine göre 'baldan tatlı olan…' ama 'keskinleşince kendi küpüne zarar veren…' bir duygu kabarmasıdır.
Umutların kaynağını 'güven, sevgi, barış…' gibi pozitif duygular oluştururken; öfkenin kaynağında 'güvensizlik, sevgisizlik, çatışma …' gibi duygu bozuklukları yatmaktadır.
Bunun içindir ki 'umut' ve 'öfke' pek bir arada bulunamazlar. Ancak yaşam diyalektiğindeki 'zıtların birliği' ilkesi onları sıkça karşılaştırır.
Öfkelerini Yutamayanlar…
Son yıllarda ülkemizde sözde 'öfke sanatı(!)' yaparak toplumumuzda 'öfke fırtınası estirenler'; hadi diyelim ki psikoloji ve sosyoloji gibi bilimlerine saygıları yok, hiç olmazsa kendi inanç sistemlerindeki ayet ve hadislerde 'öfkeleri yutmak…' üzerine yazılanlara bakmalıdırlar.
En son yaşanan ve Cumhuriyet tarihimizde benzeri görülmemiş 'Danıştay skandalı', tam anlamıyla 'öfkelerini yutamayanların…' neden olduğu bir skandaldır. Çünkü bu skandalda öfkenin çok sevdiği 'güvensizlik, saygısızlık, sevgisizlik, saldırganlık, çokbilmişlik…' gibi ne ararsanız hepsi vardı.
Kafalarında ürettikleri 'paralel yapı' senaryolarını bahane ederek öfkelenen ya da öfkelendirenlere Cemal Süreyya'nın Güzelleme'sinden bir dize anımsatmak gerek:
'Ne günah işlediysek (işlediyseniz) yarı yarıya…'
Bilimi ve demokrasiyi rehber edinen duyarlı yurttaşlarımız son günlerdeki 'öfke sanatı(!)' oyunlarının altında yatan gerçeği biliyor: 'Ülkemizde hukukun üstünlüğünü, yargı organlarını ve hukukçuları itibarsızlaştırmak…'
'Anneler Günü'nü de Karartan Öfkeler
Danıştay Skandalı'nda ortaya dökülenler ve bu konuda sürdürülen kalitesiz tartışmalar kamuoyunu o kadar kilitledi ki Pazar günü toplumca saygıyla, sevgiyle ve coşkuyla kutlamamız gereken 'Anneler Günü' de karardı.
Lafa gelince 'analar' üzerine bolca hamasi nutuk atanlar, anneler gününde düzenledikleri 'öfke toplantısında(!)' öfke kustukları insanların analarını/ babalarını pek düşünmediler…
Zaten biz değil miyiz öfkelendiğimiz zaman 'ananı da al git!..' diyen.
Bu ülkenin öfkeli yöneticileri son yıllarda analarımızın (kadınlarımızın) umutlarını o kadar çok kararttılar ki… Analarımızı öyle çok ağlattık ki…
En iyisi biz bu konuda sözü Özdemir ASAF'a bırakalım:
'Ne cenneti merak ediyorum ne de cehennemi; çünkü ben annemi gülerken de gördüm ağlarken de…'
Türkiye Nereye Koşuyor?..
Belki biz yeterince farkında değiliz ama son yıllarda ülkemizin demokratik, kültürel ve hatta ekonomik yaşamında hız kazanan olumsuzlukları ve başbakanın durumunu tarafsız Batılı gözlemciler endişeyle değerlendiriyorlar. İşte size birkaç örnek:
· '2011'den sonra başlayan '2. Erdoğan Dönemi'ndeki uygulamalar, geçmiş yıllarda yapılanları ortadan kaldırıyor…'
· ' Türkiye AB'den uzaklaşıyor…'
· 'Türk toplumu hızla birbirine ötekileştiriliyor…'
· ' Türkiye'nin kredi güvenilirliği düşüyor…'
Belki de son zamanlarda ikide bir ortaya çıkan kontrolsüz öfke patlamalarının altında bu gerçekler yatıyor…
'Ey Her Şey Bitti Diyenler!..'
Evet, şu güzel ülkemde son zamanlarda iyice artan çirkinlikler birilerini öfke sarhoşu yaparken, duyarlı insanlarımızın yüreğine de korku ve yılgınlık salıyor. Ama yok öyle enseyi karartmak… Bakın bu konuda şairimiz Adnan YÜCEL diyor ki:
'Ey her şey bitti diyenler!/ Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler/ Ne kırlarda direnen çiçekler/ Ne kentlerde devleşen öfkeler/ Henüz elveda demediler/ Bitmedi daha sürüyor o kavga/ Ve sürecek/ Yeryüzü aşkın yüzü olana dek!...'
***
Önder BALOĞLU'na Teşekkürler
Üstat Önder BALOĞLU'nun 9 Mayıs 2014 tarihli Anadolu'nun 9. Sütun köşesinde, benim eğitimle ilgili bir yazımdan ve EĞİT- DER Şube Başkanı Emin DAĞLI arkadaşımızın bir basın açıklamasından alıntılar yapan yazısı şöyle bitiyordu:
'Böyle duyarlı insanlar oldukça, kurulan tüm tuzakların bozulacağına inanıyoruz…'
Üstat BALOĞLU gibi değerli bir yazardan övgüler alabilmek insanın güvenini ve umutlarını arttırıyor.
Teşekkürler sevgili dostumuz. İyi ki varsın ve iyi ki yazmaya devam ediyorsun.
Sevgiyle dostlukla.