Baharın gelişini kutluyoruz bugün…

Hıdırellez için dün akşamdan bugüne uzanan bir zaman dilimi diyebiliriz...

Birçok farklı coğrafyada, binlerce yıl öncesine dayanan bir gelenek aslında…

Köklü bir geçmişe sahip olduğu için, pek çok kutlama şekli de bulunuyor.

Farklı ritüeller, dilekler, dualar…

Her şeyden öte “Hıdırellez ruhu” diye bir şey var…

Eskişehir’de her ne kadar hava sıcaklıkları bu ruha uymasa da, enerjisi bir şekilde herkese yansıyor bence…

Ülkece öyle zorlu süreçlerden geçiyoruz ki…

Ekonomik problemler bir yandan, siyasi iklim bir yandan, yaşanan olumsuz olaylar bir yandan…

Gencinden yaşlısına her kesim mutsuz ve umutsuz…

Belki de binlerce yıldır Hıdırellez’e hiç bu kadar anlam yüklenmemiştir!

Karamsar tablo, insanların böyle günlere tutunma ihtiyacını daha da artırıyor.

Şunu yaparsan, bu olur; bunu yaparsan olmaz denilen şeyler olur falan filan…

Olur ya da olmaz tartışılır ancak toplum olarak inanmak istiyoruz…

Tüm mesele bu!

Yıllarca emek verip okuyan insanlar mezun oluyor, iş bulamıyor.

Sınavda yüksek puan alan gençler, mülakatlarda eleniyor.

Ömrünü çalışmaya adamış emekliler, ay sonunu getirmeye çalışıyor.

Evlenmek isteyenler önce ekonomiyi hesaplıyor, sonra hayallerini erteliyor.

Çalışanlar hak ettiği maaşı alamıyor.

Çocuklar eğitimde fırsat eşitliğine ulaşamıyor.

Esnaf kepenk kapatmamak için direniyor.

Hal böyle olunca, Hıdırellez dilek listesi uzayıp gidiyor…

Bugün bu ülkede pek çok insanın hak ettiği hayatı yaşayabilme, hakkını alabilme ihtimali, olması gereken yollarla ne yazık ki pek mümkün görünmüyor.

Belki de bu yüzden, Hıdırellez ritüellerinin gerçekleşme ihtimali insanlara daha olası geliyor.

Üzücü…

Sanıyorum bu tablonun tek güzel yanı;

Ne yaşarsak yaşayalım içimizdeki umudu kaybetmememiz…