Nurhan Arı

AŞK

25 Mayıs 2019 22:07
A
a

Uzunca bir süre aşk ile ilgili makaleler yazmayınca okuyucularım beni uyarıyor.
“Aşk ile ilgili yazmıyorsun?”
Anlıyorum ki yazmam gerekiyor.
Bu isteği nasıl yorumladığımı sorarsanız da,
İnsanlar kısa süreliğine de olsa huzura kavuşmak istiyor.
Savaşlardan, şiddetten, cinayetten, stresten, kötü haberlerden bıkılmış.
Bu sebepten olsa gerek, en çok izlenen filmler, kitaplar hep aşk ve sevgi üzerine kurulmaktadır.
 
ÇİÇEĞİN SUYA AŞKI
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, Su’ya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, “Sırf senin hatırın için ey su” diye. Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba “Su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle.
Hâlbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya “Seni seviyorum der. Su, “Ben de seni seviyorum” der.
Aradan zaman geçer ve çiçek yine “Seni seviyorum” der. Su, yine “Ben de” der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler.
Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya “Seni seviyorum” der.
Su da ona “Söyledim ya ben de seni seviyorum” der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. 
Hastalanmıştır çiçek artık.
Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine. Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; “Seni ben, gerçekten seviyorum.” Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye.
Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor:
“Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden bir şey gelmez.” Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki:
“Çiçeğin bir hastalığı yok dostum.  Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece “Seni seviyorum” demek yetmemektedir! 
***
Bakmakla görmek aşık olmakla sevmek arasındaki fark? Diye sormuşlar Mevlana’ya.
Cevaplamış; Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Herkes aşık olabiliyor; ama herkes senin gibi sevebiliyor mu?
Aralarındaki tek fark sensin.
Seni özel kılan görebildiğini ve sevebildiğini bilmektir.
 
STOCKHOLM SENDROMU
1973 yılında İsveç’te bir banka soygununda, soyguncular tarafından rehin alınanlar kendilerini, sanki soyguncularla aynı taraftaymış gibi hissederek onların tarafında yer almışlar ve polisin operasyonuna soyguncularla birlikte direnmişler.
Psikoloji literatürüne ‘Stockholm sendromu’ olarak geçen bu davranışın altında, özellikle güçlü baskı ve şiddete maruz kalan kurbanların, bu şiddet ve baskıyı uygulayan kişi karşısında aciziyetin en üst noktasında bulunduklarını göstererek kendilerini kurtarabileceklerine yönelik inanç yatmaktadır. Diğer yandan, bu durumdaki kişinin kendisine karşı olan en küçük bir olumlu davranışı büyüterek eylemcinin aslında “iyi insan” olduğuna kendisini inandırması da bu sendromun oluşmasını sağlamaktadır.
Bazen de dış dünyadan izole edilen kurbanların, eylemcilerin amaçlarını anlamaları hatta onlara haklılık vermesi de bu duygunun oluşumunda etken olabilir.
***
Aslında Stockholm Sendromu da aşkın değişik bir hali değil mi?
Bir insan neden kendisine eziyet eden bir insanı sever, onu haklı bulur ve ilişkisini sürdürür?
Sürekli olarak kendisine eziyet eden, evden dışarı çıkartmayan,
Gittiği yerde saniye saniye rapor bekleyen, hatta fotoğrafını çekip attıran, görüntülü konuşan, sürekli baskı kuran insanı nasıl olur sever de ilişkisini ısrarla sürdürür
Hele bir de “BENİ DÖVÜYOR AMA SEVİYOR” demesi!
Şiddeti kabullenmek için sevgi kelimesini alet etmesi!
Dördüncü derecede bağımlılık vakası bu olsa gerek.
Celladına aşk bu olsa gerek.
“Bilmeyen ne bilsin seni gamlanma deli gönül, gönülden anlamayana bağlanma deli gönül.”
Sevgiyle kalın.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi