Eskişehirspor küme düştü, tarih tekerrür etti ve boş vermişlikler bu sonucu getirdi.Kaybedilen kadro ve yerine alınmayan iyi oyuncu olmaması gibi özetlemeler ve sonuçta iflas eden ekonomi diye birinci lige geldik.
Alpay Özalan ile yola çıkıldı ve umarım yeni statta yeniden başarıya ulaşılacak ve Süper Lig tekrar yeni statta devam edecek. Burada değineceğim iki konu var. İlki Alpay'ın akıllarda kalan bazı anıları.
2000 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Türkiye'nin gruptan çıkmasına büyük katkı sağlamıştı. Türkiye-İtalya karşılaşmasında oynadığı futbol, kale çizgisinden çıkardığı bir top ve gösterdiği performans ile Avrupa ve Türkiye'deki futbol otoritelerinden tam not almıştı. Ancak, Arif Erdem'in penaltı kaçırdığı çeyrek finaldeki Portekiz maçının 30. dakikasında kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bırakmış ve Türkiye maçı 2-0 kaybederek kupadan elenmişti.2002 Dünya Kupası elemelerinde Makedonya ile oynanan ve 3-3 berabere biten maçta, millî formayla attığı 4 golün 3'ünü atarak hat-trick yapmış; takımının beraberliği kurtarmasını sağlamıştı. 2002 Dünya Kupası'nda altın karmaya girerek Türkiye'nin en büyük gurur kaynaklarından biri olmuştu. Ayrıca 2002 Dünya Kupası karşılaşmasında uzatma dakikalarında yaptırdığı penaltı ile kırmızı kart görmüştü. 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerindeki İngiltere maçında, David Beckham'ın kaçırdığı penaltı sonrası Beckham'ın yüzüne rivayete göre, 'Yüz tane atsan biri bile girmezdi!' demiş. Bunun üzerine Beckham'da onun üzerine yürümüş ve gerginlik yaşanmıştı. Bu maçtan sonra Alpay Özalan, İngiltere'de istenmeyen adam ilan edilmiş ve Aston Villa kulübü ile yollarını ayırmıştı. 2006 FIFA Dünya Kupası Türkiye-İsviçre play-off rövanş mücadelesinde 2. dakikada takımının aleyhine penaltı yaptırmıştı. Ayrıca İsviçreli futbolcu Marco Streller ile maç sonunda girdiği kavga ve İsviçreli futbolcuları tekmelemesinden dolayı FIFA tarafından 6 maç men ile cezalandırılmıştır. Cezası 2 Haziran 2007 tarihinde oynanan Bosna Hersek-Türkiye maçıyla son bulmuştu.
Bu alıntılar haricinde beni esas ilgilendiren mevzu ve Eskişehirspor ile ilişkilendireceğim olay bunlar değil.
1996 Avrupa Futbol Şampiyonası'ndaki Hırvatistan-Türkiye karşılaşmasında, maçın son bölümünde Hırvatların yakaladığı bir kontra atakta, rakip forvet Goran Vlaović'e faul yapmamış ve bu atakta Goran Vlaović topu Türkiye ağlarına göndermişti. Bu centilmence hareketinden ötürü UEFA tarafından Fair Play ödülüne layık görülmüştü. İşte bu olay Eskişehirspor ile tamamen uyuşan bir duruş. Zamanında var olan akademik yapısı, üniversiteli oyuncuları, yüksek takım ruhu ve ülkede oluşturulan sempati ile Es Es büyük bir takımdı. Bu iki duruş şimdi birleşip bir sinerji oluşabilir. Bu bağlamda Alpay Hoca'dan bir ricam olacak. Takımı sporda olması gereken doğru hırs ve fair olay ruhuyla harmanlarken yaklaşan Olimpiyatları izlemeyi görev olarak versin, bizzat izletsin. Es Es ve Eskişehir bu birleşimden doğru hırs, fair olay ve başarı hak ediyor. Bununla ilgili bir Olimpiyat bildirisini umarım kendisi yapacaktır.