Bu haftaki bölümde ton belirgin biçimde değişiyor. Ne uyarı var ne teşhis. Burada artık zorunluluk konuşuyor. Gelecek bir vaat değil; düşünme biçimi değişmezse kaçınılmaz bir sonuç olarak ele alınıyor...
GEZEGENİN ANAYASASI (BÖLÜM VI – 2/2)
VI. bölüme geçiyoruz. Bu bölümde dil daha az açıklayıcı, daha çok yerinden oynatıcı. Çünkü artık “ne oluyor” değil, “nasıl okuyoruz” meselesindeyiz. Doğa–insan ilişkisi ahlaki bir tartışma olmaktan çı...
Geçen hafta V. Bölümün ilk kısmında bilgiye bakmıştık. Bu hafta bilginin modele dönüşmesine bakacağız. Bu hafta hedef modeller. Ama “model karşıtlığı” yok; modelin yerini karıştırma hâli var. Ton daha...
Geçen hafta V. Bölümde bilgiye bakacağımızı söylemiştim. Bu hafta ve gelecek hafta Gezegenin Anayasası yazı dizimizde bilgiye bakacağız.
Başarı, uzun süredir zamanla ölçülüyor. Ne kadar sürede bitirdin? Ne kadar hızlı ulaştın? Ne kadar kısa sürede büyüdün? Bu soruların hiçbiri, ilişki sormaz. Hiçbiri, bedel sormaz. Sadece hız sorar. Ve...
İnsan, hızlanmayı ilerleme sanır. Bu varsayım o kadar derine işlemiştir ki, artık sorgulanmaz. Daha hızlı ulaşım. Daha hızlı iletişim. Daha hızlı üretim. Hız, modern dünyanın ortak dili hâline gelmişt...
Geçen bölümden sonra şimdi artık “afet yönetimi”nin neden çoğu zaman bir çözüm değil, sistemin kendini kandırma biçimi hâline geldiğini açıyorum.
Afet kelimesi, insanın kendini temize çekme biçimidir. Bir şey olur. Can kaybı olur. Yıkım olur. Ve biz, olan bitene bir isim veririz. İsim verince, sanki anlamış gibi hissederiz. Oysa isimlendirmek,...
Medeniyet kelimesi, insanın kendine yazdığı en büyük methiyedir. Bu kelime telaffuz edildiğinde, arka planda hep aynı imge belirir: ilerleme, düzen, refah. Ama bu imge, hiçbir zaman nötr olmadı.
Bu bağlantı sizi https://www.sonhaber.com.tr dışındaki bir siteye yönlendiriyor.