Eskişehir Filistin ile Dayanışma Platformu adına konuşan Levent Baştürk, "Halkların yaşamı, onuru ve geleceği; 'barış' adı altında pazarlık konusu yapılamaz." dedi.

Platform adına basın açıklamasını okuyan Levent Baştürk, uluslararası sistemin bölgeye yönelik yaklaşımlarını sert bir dille eleştirdi. Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl’ün de destek verdiği eylemde kalabalık; "Katil Trump Orta Doğu'dan defol", "Yaşasın küresel intifada" ve "Trump'ın dostları halkın düşmanı" sloganları attı.​

Can Kaybı 680 binin üzerine çıkacak

Basın açıklamasında kullanılan kavramların gerçeği yansıtmadığını savunan Baştürk, "Bugün burada, 'barış', 'ateşkes', 'istikrar' ve 'yeniden inşa' adı altında halklara dayatılan yeni sömürge düzenine karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Çünkü bugün bu kavramlar, barışı değil; yıkımı, işgali ve vesayeti gizlemek için kullanılmaktadır. Gazze’de dayatılan ve işgali kalıcılaştıran sözde 'barış planı', bunun en açık örneğidir. Gazze, 2023’ten bu yana yalnızca bombalarla değil; planlı bir siyasal tasfiye ile yok edilmektedir. Resmi rakamlara göre kayda geçmiş can kaybı 71 binin üzerinde. BM uzmanları ise açlık, hastalık ve altyapı çöküşü hesaba katıldığında can kaybının 680 binin üzerine çıkabileceğini belirtmekte” diye konuştu.

​Gazze, Trump’ın Rivierası Yapılmak İsteniyor

​Baştürk, Gazze Master Planı ve Jared Kushner’ın rolüne dikkat çekerek, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla devreye sokulan ve 'Trump Barış Planı' olarak sunulan düzenleme, Filistin halkını tamamen dışlayan bir vesayet planıdır. Soykırımın ortağı Trump’ın damadı azılı Siyonist Jared Kushner’ın hazırladığı 'Gazze Master Planı' Gazze’yi, 'Trump’ın Rivierası' denilen bir ekonomik ve turizm merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Sözde Barış Planı güvenliği, ekonomiyi ve yönetimi dış güçlerin kontrolüne veriyor” dedi.

Toplama Kampları Kuruluyor

​Sürecin teknolojik bir esaret modeline dönüştüğünü vurgulayan Baştürk, "Gazze’de kurulmak istenen bu düzen, Oslo süreciyle 1993’te başlayan teslimiyetçi modelin daha sert, daha kapsamlı ve daha teknolojik bir devamıdır. Bugün yalnızca askeri kontrol değil; biyometrik kayıtlar, dijital cüzdanlar ve sürekli gözetim mekanizmaları devreye sokulmaktadır. Gazze, 7 Ekim öncesinde bir açık hava hapishanesiydi. Sözde Barış Planı ile Gazze’de yüksek teknolojiyle idare edilen toplama kampları kuruluyor” ifadelerini kullandı.

Hamaseti Bırakın, Harekete Geçin

​Türkiye'nin süreçteki rolünü ve ekonomik ilişkileri eleştiren Baştürk, "İktidara sesleniyoruz: Hamaseti bırakın ve derhal harekete geçin. Siyonist Entite ile diplomatik ilişkileri keseceksiniz ve diplomatik tanımayı iptal edeceksiniz. Otobanlarımızdan ZIM tırları geçmeye, limanlarımıza İsrail limanlarına hizmet veren ana taşıyıcılardan biri olmaya devam eden Maersk uğramaya devam etmektedir. Hülle ticarete son verecek ve limanları Siyonist Rejime her türlü ürünleri taşıyan gemilere kapatacaksınız. Siyonist ZIM şirketi tırlarının ülkemiz otobanlarında seyrüsefer halinde olmasına engel olacaksınız. Siyonist soykırımcıyla ortak yatırımları olan Azerbaycan şirketi SOCAR’ın petrolünün Türkiye üzerinden İsrail’e ulaşmasını engelleyeceksiniz” şeklinde konuştu.

​Bu bir itirazdır

Baştürk'ün konuşması son olarak, “Soykırımcı Netanyahu’nun ve “Değerli dostum” dediğiniz soykırım ortağı Trump’ın en büyük destekçileri hamaset nutukları atıp İsrail’le aynı masada yer alanlardır. Bizler buradan açıkça söylüyoruz: Halkların iradesine dayanmayan hiçbir “barış” kalıcı değildir. Yıkım üzerine kurulan hiçbir düzen adil değildir. Vesayet barış değildir. İşgalin sona ermesini istiyoruz. Ambargoların kaldırılmasını istiyoruz. Vesayet rejimlerinin dağıtılmasını istiyoruz. Bu bir temenni değil. Bu bir kayıt, bu bir itirazdır. Ve bu itiraz şunu haykırmaktadır: Halkların yaşamı, onuru ve geleceği; “barış” adı altında pazarlık konusu yapılamaz.” sözleriyle sona erdi.

Eskişehir Hamamyolu’nda yayalar ve sürücüler zor anlar yaşadı!
Eskişehir Hamamyolu’nda yayalar ve sürücüler zor anlar yaşadı!
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Haber Merkezi