Haziran 2015 seçimleri, Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun çok tehlikeli tarihsel dönemeçlerden geçtiği koşullarda gerçekleşiyor. Terör ve savaş pisliklerinin her yanımızı sardığı bir ortamda seçim yolları ciddi riskler altında…
Üstelik 7 Haziran'dan sonra oluşacak yeni TBMM ve yeni hükümet, Türkiye'nin yakın ve orta vadeli geleceğinde çok önemli rol oynayacak.
Bu bağlamda Haziran seçimleri, ülkemizdeki tüm siyasal güçler açısından çok büyük önem taşıyor. Ve bu önemli gerçeği tüm duyarlı yurttaşların görmesi gerekiyor.
Ancak gerçeklerin net olarak görülmesini engellemek amacıyla AKP tarafından çok başarılı(!) bir biçimde 'siyaset cambazlıkları' sergileniyor.
Örneğin: Yangından kaçırılan 'sözde İç Güvenlik Yasası'nın, 'Zafer süsü verilerek yapılan türbe taşıma işgüzarlığının' ve 'başkanlık sistemi yutturmacasının' yakın hedefleri Haziran seçimlerinin önemi üzerindeki dikkatleri dağıtmaktır…
Cambazların çok sevdikleri dumanlı hava içinde duyarlı yurttaşlar tarafından öncelikle görülmesi gereken ise 'seçime giden yollar üzerindeki kalıcı olan tehlikelerdir'. Siz bunlara ister taş deyin; isterse kasis, çukur ya da tehlikeli dönemeçler…
SEÇİM SİSTEMİMİZ BARAJA DOYMUYOR
Türkiye'de son 35 yıldır demokrasimizin iyice güdükleşmesinin temel etkenlerinden birisi 'Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları'dır.
Bu yasalarla parti genel merkezlerine verilen ölçüsüz yetkiler ve özellikle de 'dünyanın en büyük ölçüsü olan yüzde 10 barajı', adeta bir yüz karası anıtı gibi yıllardan beri karşımızda sırıtmaktadır…
Bu mevcut yasalarla demokratik bir seçim yapmak; dolayısıyla demokratik bir yasama ve yürütme organı oluşmasını beklemek neredeyse mümkün değildir.
'Yönetimde istikrar' bahanesiyle bu barajı savunmak ya da bu barajın yıkılması için içtenlikle ve kararlılıkla mücadele etmemek, büyük bir demokrasi ayıbıdır…
'Bağımsız adaylık' taktikleriyle barajın arkasından dolanmak ya da ' bize barajı aşırın yoksa…' taktikleriyle oynamak ise demokrasi etiğine aykırıdır…
Seçim sistemimiz içinde yer alan ve Haziran umutları önünde büyük bir engel oluşturan bu antidemokratik pisliklerin temizlenmesi için içtenlikle ve kararlılıkla mücadele edilmelidir.
ÇOĞUNLUK - ÇOĞULCULUK ÇATIŞMASI
Son 13 yıldır Türkiye'nin başına çöreklenen AKP iktidarının tek meşru dayanağı, 'demokrasinin ÇOĞUNLUK ilkesidir…' Bu dayanaktan geliştirilen 'sözde milli irade söylemleriyle ve uygulamalarıyla' demokrasinin diğer dayanakları yok edilmektedir.
AKP'nin sağladığı bu oy çoğunluğunda, mevcut seçim sisteminden kaynaklanan çarpıklıkların ve seçim propagandası sürecinde medya gücüyle çarpıtılan gerçeklerin etkisinin çok fazla olduğu açıkça ortadadır.
Öyle olmasa bile bir demokraside çoğunluk kararıyla; demokrasinin diğer önemli ilkeleri olan ' çoğulculuk, eşitlik, hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı …' gibi ilkeler ortadan kaldırılamaz.
AKP'nin yıllardır uyguladığı 'kendisine oy vermeyenleri yok sayan' bu çarpık zihniyet, Haziran yolları üzerindeki en tehlikeli engellerden birisidir. Bu sakat zihniyetin ortadan kalkması için, sorun öncelikli olarak kitlelere anlatılmalı ve oyların daha sağlıklı kanallara akışması sağlanmalıdır.
Unutulmasın ki çoğunluk ve çoğulculuk ilkeleri birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır.
Haziran yolları üzerindeki önemli sorunlardan birisi olan 'önseçim- merkez yoklaması' polemiklerini bir başka yazıda irdelemeye çalışacağım.
***
SONHABER'İN YENİ SÜRECİ
Bilindiği gibi SONHABER Gazetesi, otuz yılı aşkın süreden beri Eskişehir'in yerel basın alanında önemli yeri olan bir gazetedir.
Sonhaber,10 gün önce ESGROUP yapılanmasına katılarak önemli bir değişime uğradı. Bu değişimden sonra gazetemizin baskı kalitesi ve haber sayısı önemli ölçüde gelişti. Yani Sonhaber'in yeni yüzü daha sevecen oldu.
Dileğim bu yeni sürecin, Sonhaber'in özellikle son yıllarda başarıyla sürdürmekte olduğu 'Çağdaş Eskişehir ve Çağdaş Türkiye' çizgisini daha da kitleselleştirmesidir.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm Sonhaberlilere başarılar diliyorum.
Sağlıkla, sevgiyle ve dostlukla.