Bazı haberler var… Bir çocuğun adı olur.
Bir ailenin hayatına düşen tarifsiz bir acının kaydı olur.
Ve bazı haberler var… Gazetecilik açısından da “haberi yaptık, bitti” denilemeyecek kadar ağır…
Eskişehir’de 3 yaşındaki Elif Mavi Avli’nin hayatını kaybettiği trafik kazası da bizim için tam olarak böyle bir haberdi.
Kazanın yaşandığı gece, olayın haberini bu şehirde ilk ve tek olarak biz duyurduk.
Ardından Elif Mavi’nin cenazesini, toprağa verilişini, ailesinin acısını ve yaşananları gün gün takip ettik.
Çünkü ortada yalnızca bir trafik kazası yoktu.
Henüz 3 yaşında bir çocuk vardı.
Bir gün önce doğum günü kutlanan, ertesi gün ise mezarı başında gözyaşlarıyla uğurlanan bir çocuk...
Elif Mavi’nin hikayesi, ESGROUP yayın organları ve sosyal medya hesapları üzerinden yüz binlerce kişiye değil, milyonlarca kişiye ulaştı.
Bu rakam elbette bizim için bir başarı göstergesi olabilir.
Ama açık konuşmak gerekirse, bu hikayede izlenme sayısının hiçbir önemi yok.
Çünkü o görüntülerin her birinde bir ailenin hayatının nasıl bir anda değiştiğini gördük.
Bir baba...
Kızının tabutunun başında.
Bir anne...
Evladının ardından ayakta durmakta zorlanıyor.
Bir amca...
Bir gün önce yeğenine hediye seçerken, ertesi gün mezar yeri seçmek zorunda kalıyor.
Bunlar yalnızca görüntü değildi.
Bir ailenin ömrü boyunca taşıyacağı acının detaylarıydı.
Kaza anına ilişkin kamera görüntülerinin ortaya çıkması ise kamuoyu vicdanı açısından önemli bir gelişmeydi.
Ailenin yürek yakan röportajları, yaşananların daha geniş şekilde duyulmasını sağladı.
Elif Mavi’nin adı artık yalnızca Eskişehir’de değil, Türkiye’nin dört bir yanında biliniyordu.
Nitekim bugün geldiğimiz noktada, haberin ulusal ölçekte gündeme taşınmadığı neredeyse hiçbir basın kuruluşu kalmadı.
Ve şimdi...
Bu dosyada yeni bir gelişme yaşandı.
İlk aşamada tutuklama talebi reddedilerek adli kontrol uygulanmasına karar verilen şüpheli hakkında, Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı itiraz kabul edildi.
Asliye Ceza Mahkemesi, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkardı.
Şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor:
Gazeteci olarak bizim görevimiz hüküm vermek değil.
Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğuna karar vermek de değil.
Bizim görevimiz; yaşananları kamuoyuna doğru aktarmak, soruların sorulmasını sağlamak ve kamuoyunun dikkatini önemli gördüğümüz konulara çekmek.
Yargının görevi ise delilleri değerlendirmek ve hukuka göre karar vermek.
Bu nedenle bundan sonraki süreçte de aynı yerde duracağız.
Ne bir tarafın yanında...
Ne diğer tarafın karşısında...
Adaletin yanında.
Elif Mavi geri gelmeyecek.
Doğum günleri yeniden kutlanmayacak.
Okula başlayamayacak.
Annesine sarılamayacak.
Babası onu bir daha kucağına alamayacak.
Üç yaşında yarım kalan bir hayatın acısını hiçbir karar tamamen silemez.
Ama adalet duygusunun yara almaması, geride kalanların biraz olsun nefes alabilmesi için hukuki sürecin sağlıklı şekilde tamamlanması gerekiyor.
Biz de ilk saatlerden itibaren olduğu gibi, bundan sonra da bu sürecin takipçisi olacağız.
Çünkü bazı haberler yalnızca o günün haberi değildir.
Bazı hikayeler, sonucu belli olana kadar takip edilmeyi hak eder.
Elif Mavi’nin hikayesi de onlardan biri.
Ben, yüce Türk adaletine güveniyorum.
Dosyadaki delillerin hukuk çerçevesinde en doğru şekilde değerlendirileceğine ve kararın vicdanları rahatlatacak şekilde verileceğine inanıyorum.
Ve biz, adaletin yerini bulacağına olan inancımızla bu dosyanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.