'Tesirsiz ne kadar söz varsa
ruh cebimde biriktirdiğim
ki zaten ben
küçükken de meraklıydım
suya yazılar yazmaya.'
***
Bir şairi, bir yazarı, bir filozofu, bir öğretmeni, bir hemşerimi tanıdım 'Tesirsiz Parçalar' adlı kitabı sayesinde.
'Ali Lidar'
Bir şaka sonunda üstüne yapışan unvanı ise 'Tepebaşı Dükü'ymüş.
***
Ali Lidar, yıllarca biriktirdiği duygularını şiirleriyle, denemeleriyle yazılaştırmış. Çoğunu sosyal alanda paylaşmış.
Küçüklük merakı olan suya yazı yazma yerine karpuz kabuğunu seçmiş. 'Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazmak' adlı bir bloğunda, duygu çağlayanının sesleri yer alıyor. İzleyenlerine yabancı gelmeyebilir, kendi bloğunda paylaştıklarını daha derli toplu bir kitap haline getirmiş.
Biraz edebi, çokça hayati bir anlatımı tercih etmiş. Günü yaşar gibi, günlük sohbetin içine dalar gibi, 'kanka muhabbeti' gibi…
Bu açıdan kitabın türünü söylemek biraz zor geliyor bana. Biraz öyle; düşününce biraz da böyle işte..!
Parça parça (yanlış saymadımsa 103 tane) kısa hikaye, iç kabarması ya da boşalması, dumanı tüten bastırılmış öfke denemeleri; hepsi hayatın gerçekleri…
İçinde yaşantımızdan parçalar bulabileceğimiz; dikkatli okur ve biraz da yorum katarsak öğüt bile alabileceğimiz yazılar.
Hayata, insana 'tesirli bir bakış' aslında.
***
'Yanı başımızda yaşanan trajedilere bir sigara içimi süresince üzülüp sonra unutmamıza' fena takmış Lidar. Dokununca yazılarının bir 'köz'e benzediğini ve donmuş ruhlarımızı sıradan yaşamın sıcaklıklarıyla çözdüğünü, hatta içimizden bir yerlerimizi yaktığını anlıyor; anlayan!
Anlatımdaki nihilist yaklaşım ara ara başını gösteriyor. Albert Camus'a, Jean Paul Sartre'ye yanaşan bir 'varoluşçuluk' ruhu barındırıyor kitap.
Aşk var, yalnızlık var; yenilmişlik, dibe vurmuşluk, arabesk sevdası, isyan var bu kitapta. Her şeyi kabullenmişliğin duygusal yüzü sırıtıyor yazılarda.
Tabii ki, filozof tarafı hissedilen yazarın hayata dair, zamana dair, yaşananlara dair eleştirileri de…
***
Hızla okunuyor. Çağımız sosyal medya kullanıcısı okurların çok seveceği bir dili var. Akıcı da, bağlayıcı da, bazen itici de…
Yanlış anlaşılmasın, argo dilinden bahsetmek istedim.
Sartre'nin 'Bulantı'sını tahammül etmenin ötesinde, severek okuyan benim gibi biri için zevkli bir kitap olmuş.
***
Ha! Bir de kapağındaki resim var beni kendine çeken.
Benim ilk sahip olduğum, tamir parasından yıldığım, yolda kalmayı alışkanlık haline getiren eski arabamın kopyası.
O kadar eski ve döküktü ki; yoldan geçtiğimde çevreden kimsenin dönüp bakmadığı, dikkat etmediği yaşamın 'tesirsiz' bir parçasıydı.
O nedenle 'pert' oldu ya!
***
Lidar, pesimizm kokan, ama asla 'pert' olmayan hayatlara dokunmuş.
Başkaldıran duyguların dili olmuş.
Tercih edilmiş 'vazgeçmişlik' içinde, sessiz bir dik duruşun sesi olmuş.
Anlayana!
'Hayat, sebep olduğu pek çok sıkıntının bedelini ödüyor aslında. Ondan aldığımız çok kıymetli bir şey var: Boyumuzun ölçüsü…'