Ülkemizde 'doğa kıyımı, orman yangını, kuraklık, ekonomik çöküş, demokratik çürüyüş...' gibi hepsi birbirini tetikleyen sorunların azgınlaştığı kapkara günler yaşıyoruz...
Görünen o ki tıpkı doğadaki 'ekosistem' gibi, toplumsal yaşamdaki 'demokratik sistem' de birbirini etkileyen 'hassas dengeler' üzerinde gelişiyor...
Böyle bir yangın ortamında bile,duyarlı yurttaşlarımızın CHP tartışmalarına odaklanması doğal bir sosyolojik olgudur. Çünkü CHP Türkiye'nin çok önemli bir öznesidir…
Üstelik CHP,14 Mayıs 2023 seçimlerinden önce'umutların', 28 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra ise 'hayal kırıklıklarının' odağı olmuştur…
Ülkemizde özellikle CHP söz konusu olunca, iki zıt yaklaşım öne çıkıyor; 'kıyasıya saldırmak…' ya da 'toz kondurmamak…'
Bu iki zıt kutup ve onlara yakın yaklaşımların ortak özelliği, 'sübjektif/ öznel olmaları…' Yani CHP'yi 'somut gerçeklere göre değil, öznel duygularına ve çıkarlarına göre değerlendirmeleridir…'
Tartışmaların bir yanında 'Tek Kişilik Saray Hükümeti'yandaşlarının CHP'ye yönelik 'düşmanca saldırıları'; yani hoyratça sürdürülen 'kumpaslar' ve 'algı operasyonları…'var.
Diğer yanındaise 'Çözüm üretmeye çalışan; ama düşmanca saldırıları bir türlü önleyemeyen veyurttaşlardanbir türlü yeterli oy alamayan CHP örgütü…'duruyor.
Böylesi bir ortamda, elli yılı aşkın bir süredir siyaset alanındaki gelişmeleri yakından izlemeye çalışan bir yurttaş olarak; kamuoyundaki CHP tartışmalarından süzdüğüm damlaları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Amacımız, KESİT köşesi yazılarında sıkça kullandığımız gibi; 'belleklerimizi, bilinçlerimizi ve umutlarımızı tazelemektir...'
CHP, TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR PARTİDİR
Bir siyasal örgütü değerlendirirken temel ölçüt, o örgütün yazılı belgeleriyle evrensel bilim ve demokrasi ilkeleri olmak durumundadır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde görülür ki:
*CHP, kurucusu ve ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde; 'Ulusal bağımsızlığı kazanan, Cumhuriyeti kuran, saltanatı kaldıran, hilafete son veren ve ulusal birliği sağlayan'partidir.
* Toplumsal alanlarda gerçekleştirdiği 'devrimsel dönüşümlerle' çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ni biçimlendirmiştir.
* İkinci Dünya Savaşı sonrasında tek parti konumunun tüm olanaklarına karşın, 'çok partili rejime geçişi' sağlayarak Türkiye'nin 'demokratikleşme sürecinde öncülük' görevini sürdürmüştür.
* 1950'li yıllarda üstlendiği muhalefet göreviyle 'demokratik bir rejimde muhalefetin kurumsallaşmasına öncülük'etmiştir.
* CHP, 1965 yılından sonra sola açılarak kendisini siyaset yelpazesinde 'ortanın solu'nda konumlandırmıştır. 1970'li yıllarda ideolojisini 'demokratik sol' kavramıyla tanımlamıştır.
* CHP'nin güncel Programında ideolojisinin üç ana kaynağı '1. Atatürk'ün modernleşme devrimi ve altı ok ilkeleri, 2. Sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri, 3. Anadolu ve Trakya'nın tarihsel ve düşünsel birikimi' olarak belirtilmektedir.
* Sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini benimseyen CHP, bu çerçevede uluslararası ölçekte faaliyetlerini sürdüren 'Sosyalist Enternasyonal'e tam üye' ve 'Avrupa Sosyalistler Partisi' ile de 'ilişkiler' içindedir.
Açıkçası ülkemizde CHP'den başka, 'Sosyal demokrasinin evrensel ilkeleriyle
Türkiye'nin özgün koşullarını teori ve pratikte böylesine uyumlu olarak bütünleştiren başka bir parti yoktur.'
Dahası, 'CHP ülkemizdeki sosyal demokrasi alanında çok geniş birliktelik sağlamış olan tek partidir.'CHP'nin 'Tarihsel kimlik farkının' ise benzeri yoktur.
GENEL BAŞKANLIK TARTIŞMALARI 'GELİŞİM' İÇERMİYOR...
Mayıs 2023 seçimlerinden sonra, sinsice yapılan algı operasyonlarıyla 'adetagünah keçisi ilan edilen CHP ve Kılıçdaroğlu' üzerineyapılan kısır tartışmalar sürüyor.
Seçim sonuçlarıyla ilgili CHP içinden ve dışından bazı kesimlerce 'değişim' adı altında birlikte koparılan yaygaraya göre;'Seçim sonuçlarının en büyük suçlusu (!)CHP, CHP'nin en büyük suçlusu(!) da Kılıçdaroğlu...'
CHP'yi suçlama konusunda dışarıdan gazel okuyan 'eski ortakların' ve 'bir kısım medyanın'; siyaset etiğine aykırı biçimde yaptıklarıhaksız suçlamalar bugünkü yazımızın konusu değil...
Ne yazık ki 'kayıkçı kavgasınabenzeyeniçerideki tartışmalar' da'değişim'adı altında'kısır bir biçimde' sürdürülüyor.
CHP içinde'değişim' diye yükseltilmeye çalışılan istemler şöyle özetlenebilir : 'Kılıçdaroğlu istifa etsin, tekrar aday olmasın; falanı ya da filanı genel başkanlık için aday göstersin...'
Oysa Türkçe sözlük 'değişim' sözcüğünü: 'Belli bir süreç içinde yer alan değişiklikler' olarak açıklıyor. Bu anlama göre 'değişim'; ileriye, geriye, sağa, sola yani 'her yöne' olabilir.
Türkçe sözlüğe göre 'gelişim' ise: 'İlerleme, inkişaf (açınım), tekamül (olgunlaşma, evrimleşme)' anlamlarına gelmektedir.
Bu bağlamda, CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu yerine başka birinin genel başkan olmasıdeğişimdir, ama bunun adı 'gelişim' olmaz…
Üstelik genel başkan adayı olarak adı geçenlerden hiçbiri (İmamoğlu, Özel, Karayalçın);'İdeolojik yetkinlik, entelektüel ve sol kültür birikimi, güvenilirlik, özveri vb.' özellikleriyle 'Kılıçdaroğlu'dan daha iyi durumda değiller…'
Bu durumda, CHP'de 'gelişim/ dönüşüm' içeriğinde anlaşılması/ yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir:
*Kurultay'ın yerel seçimlerden önce yapılması,
* Parti Tüzüğünün demokratikleştirilmesi,
* Parti Programının güncelleştirilmesi,
* Genel başkanın ve tüm merkez organlarının mutlaka çarşaf liste yöntemiyle seçilmesi,
* Yerel Seçimlere yönelik çalışmaların hemen başlatılması...
Sözün özü:
Siyasal örgütlenme kültürünün henüz yeterince gelişmediği Türkiye'de, 'Beğensek de beğenmesek de; CHP bu ülkenin en köklü, en deneyimli ve en demokratik partisidir...'
Daha özcesi, ülkemizin bugünkü koşullarında CHP'ye dışarıdan ve içeriden yöneltilen haksız ve kalitesiz saldırılara karşı; 'CHP'nin korunması, ama bir yandan da mutlaka geliştirilmesi gerekiyor'
Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla, birlikte...