ES TV’de yayınlanan Kente Sivil Bakış programında, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Şube Başkanı Sevgi Akmen’le derneğin çalışmalarını masaya yatırdık.

Kentin en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan ÇYDD’nin, özellikle eğitim alanında hazırladığı projelerin hiçbirine İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bugüne kadar tek bir dönüş bile yapılmadığını öğrendik.

Kamu kurumlarının böylesine siyasallaştığı bir ortamda, eğitimin —ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir alan olmasına rağmen— bu anlayışla ele alınmasına ne yazık ki şaşırmadık. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve ÇEDES protokolleriyle dincileştirilen ve piyasalaştırılan eğitim anlayışı, İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın’ın bu tutumunun da nedenini fazlasıyla açıklıyor.

Eskişehir gibi, ülke genelindeki sınavlarda elde ettiği başarılarla övünen; liseleri ve üniversiteleriyle köklü bir eğitim geleneğine sahip bir kentte, il milli eğitim müdürünü yalnızca resmi törenlerde protokol sıralarında görmemizin nedeni de tam olarak budur. “Kendilerinden” olanlarla yan yana gelen, “kendilerinden” olmayanların randevu taleplerine dahi yanıt vermeyen bir kamu anlayışı, ne yazık ki yeni Türkiye’nin sıradanlaşan gerçeği hâline geldi.

Bu noktada Sevgi Akmen’in verdiği bir örnek, neden özellikle “Yeni Türkiye” vurgusu yaptığımı daha da netleştiriyor. Hatırlanacağı üzere, ÇYDD’nin hayata geçirdiği Kardelen Projesi, eğitim olanağı bulamayan kız çocuklarına burs sağlayarak onların geleceğini değiştirmeyi amaçlıyordu. Binlerce öğrenci bu proje sayesinde okudu, meslek sahibi oldu, hayata tutundu. Üstelik proje, Siirt’in Pervari ilçesinde dönemin kaymakamının talebiyle başlamıştı.

Bir zamanlar kamu yönetimiyle sivil toplumun omuz omuza çalıştığı, ortak projeler üretebildiği bir dönemden; bugün telefonlara çıkmayan, randevu vermeyi bile çok gören bir anlayışa savrulmuş olmamız, ülkenin geldiği noktayı anlatmak için fazlasıyla yeterli bir tablo sunuyor.

Burada Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü üzerinden Türkiye’nin haline bir ışık tuttuk. Ancak burada asıl mesele sadece ÇYDD’ye kapıların kapanması değil. Kapıların kamusal, laik ve bilimsel eğitime kapanması… Mesele, çocuklarımızın “kardelen” değil MESEM adı altında “ucuz iş gücü” olması…