Zaman zaman hem şehrimizdeki bazı siyasi temsilciler hem de Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beylikova’daki nadir toprak elementlerine dair açıklamaları oluyor.
Bu açıklamaları dinleyen bazı vatandaşlarımızın adeta milli duyguları tavan yapıyor.
Beylikova’nın rezerv alanı olduğu doğru, burada nadir toprak elementlerine dair atılmış adımlar da var.
Ancak en önemli detay şu ki; burada bulunan nadir toprak elementlerini işleyemediğimiz takdirde bir anlam ifade etmiyor.
Üstelik yeni bir tartışma konusunu da doğuruyor.
İşleyecek kapasitemiz yoksa eğer, farklı bir ülkeye ham madde olarak satar mıyız?
CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan’a çağrımdır; nadir toprak elementlerinin sadece devlet tarafından işleneceğinin, hammadde olarak satılamayacağının, Türkiye’de değerini bulması için kanun teklifini komisyona sunuyoruz. Var mısın, yok musun?” diyerek konuyu gündeme getirmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Beylikova'daki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir. Her kim bunu iddia ediyorsa kendi ülkesine iftira atıyor demektir” yanıtını vermişti.
Bilimin İzinde’de Prof. Dr. Feridun Ay’a Beylikova’daki rezervlerin durumunu, ne anlama geldiğini sordum.
Konuyla ilgili adımların atıldığını söyleyen Ay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bir birim kurduğunu fakat pilot üretim ve rezerv verileriyle ilgili herhangi bir netlik olmadığını söyledi.
Ay, “Burada önemli olan, ayrıştırma ve saflaştırma süreçlerindeki yöntem bilimi ve “know-how” dediğimiz teknik bilgi birikiminin mevcut olmasıdır. Şu anda bunun başka bir alternatifi yok. O ülkede çeşitli girişimler yapılmış olsa da, bunların sonuçlandırıldığına dair net bir bilgi bulunmuyor” dedi.
Nadir toprak elementlerinin “kısa” sürede kalkınmaya vesile olacak bir konu olmadığını vurgulayan Ay: “Ancak uzun vadede, doğru adımların atılması ve rezervin varlığıyla birlikte; ayrıştırma, rafinasyon ve yüksek teknoloji uygulamalarından oluşan dört ana aşama, birbirini besleyen bir yapı içinde ve uzun vadeli bir plan çerçevesinde ele alınırsa, Eskişehir’de önemli bir fark yaratma potansiyeline sahiptir.”
Şimdi yapacağımız yatırımların meyvelerini 40-50 yıl sonra toplayacağımızı söyleyen Ay: “İşin zor kısmı bu. Yatırımı şimdi yapıp doğrudan halka getiri hemen gösterilemediği zaman bunun izahı zor oluyor ülkemizde. Fakat bunun göze alınması gerekiyor. Ülkenin bekası söz konusu. Hem ticari hem bilimsel anlamda hem de bağımsızlık anlamında. Kritik kurumların devreye girmesi gerekiyor.”
Tablo net. Rezervimiz var, girişimler var ancak şu an neler olduğuna dair kimsenin bir fikri yok.
Dolayısıyla kafamızda deli sorular…
Özgür Özel’in işaret ettiği gibi hammadde olarak satılacak mı?
Yapılan yatırımlarda hangi noktaya gelindi?
Üretim ne durumda?
Belli bir aşamaya gelindiyse eğer, soru işaretlerimize bir yenisi daha ekleniyor…
Biliyorsunuz Eskişehirliler doğayı katletme projelerine karşı sergilediği dik duruşla tanınıyor.
Feridun Hoca, “Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, ayrıştırma ve saflaştırma süreçlerinde çevreyle olan etkileşimin en üst düzeyde kontrol altında tutulmasıdır. Bu konuda önemli bir sorumluluğun Eskişehirlilere düştüğünü düşünüyorum” diyerek oluşabilecek çevresel sorunlara karşısorumluluğumuzu da hatırlattı.
Konuyla ilgili ilk net açıklama yaklaşık 4 yıl önce yapılmıştı…
Dolayısıyla nadir toprak elementleriyle ilgili yapılan konuşmaların daha anlamlı hale gelmesi için artık somut verilere ihtiyacımız var…