Bugün Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ölümünün 77. Yıldönümü.

ATATÜRK gibi, ölümünün üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen ülkesini ve dünyayı hala yoğun olarak etkileyebilen devlet adamı sayısı pek fazla kalmadı.

Çünkü özellikle son yüz yıldır bilimin ve teknolojinin çok hızlı gelişmesine koşut olarak toplumsal değer yargılarının da hızlı bir değişkenlik göstermesi, devlet adamlarını/ toplum liderlerini hallaç pamuğu gibi attı.

Ama Atatürk'ün ortaya koyduğu düşünceler ve gerçekleştirdiği toplumsal devrimler hala güncelliğini koruyor.

Diğer yandan, günümüz Türkiye'sinde 'Atatürk düşmanlığının ürkütücü boyutlara ulaşması', duyarlı yurttaşlarımızı çok derinden üzüyor.

Hatta 'Aktrollerin' sosyal medyada '29 Ekim'de yas tutacağız, 10 Kasım'da bayram yapacağız…' diye paylaştıkları saçmalıklar; duyarlı yurttaşlara üzülmenin de ötesinde güncel görevler yüklüyor. Bu görevlerin başında da 'Atatürk'ü daha iyi anlamak ve sahip çıkmak' geliyor.

ATATÜRK'ÜN EVRENSEL ETKİLERİ SÜRÜYOR

1920'lerde Türkiye'de gerçekleştirilen Atatürk Devrimi'nin 'antiemperyalist, laik ve demokratik Cumhuriyet' özellikleri, o yıllarda Asya'dan Afrika'ya ve Güney Amerika'ya kadar birçok ülkedeki devrimleri doğrudan etkilemiştir.

Bilindiği gibi UNESCO, Atatürk'ün 100. Doğum yılı olan 1981'i 'Atatürk Yılı' ilan etmiştir. UNESCO bu kararın gerekçesini dünyaya şöyle duyurmuştur:

· 'Sömürgecilik ve emperyalizme karşı çıkan savaşların ilk lideri,

· Tüm yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen bir uyum ve işbirliği çağının doğacağına inanan,

· Eylemi her zaman barış, uluslararası anlayış ve insan haklarına saygı yönünde gerçekleşen,

· Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Olağanüstü bir devrimci…'

Koskoca dünya Atatürk'ü böyle tanımlarken, ülkemizdeki bazı kuş beyinlilerin O'nu

ANLAYAMAMALARINI, çağdaş insanlığın anlaması elbette mümkün değildir…

Sözün özü, Atatürk'ün 'bağımsızlıkçı, halkçı/devrimci, laik ve demokratik cumhuriyetçi, barışçı' düşünceleri ve eylemleri evrensel boyutta güncelliğini sürdürüyor.

O, BİR 'BAĞIMSIZLIK VE DEMOKRASİ' SİMGESİDİR

UNESCO kararında belirtildiği gibi 'Sömürgecilik ve emperyalizme karşı çıkan savaşların ilk lideri' olan Atatürk, mazlum ülkelerin kurtuluşu hareketine öncülük etmiştir.

Özellikle Doğulu uluslar, 'ulusal değerlerini yitirmeden yeni durumlara nasıl uyum sağlanabileceği' konusunda Atatürk'ten etkilenmişlerdir. İşte bazı örnekler:

1. İran (Rıza Şah ve Musaddık) ve Hindistan (Gandi ve Nehru) devrimlerinde Atatürk Devrimi'nin doğrudan etkisi vardır.

2. 1935'teki 'Uzun Yürüyüş' öncesinde Şanghay Meydanı'nda toplanan binlerce kişiye seslenen Mao'nun ilk sözleri'Ben Çin'in Atatürk'üyüm…' olmuştur.

3. İslam ülkelerinin bağımsızlık ve demokrasi mücadelelerinde Atatürk izleri çok belirgindir.

4. Güney Amerika ülkelerinde bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin öncüleri olan Che Guevara ve Fidel Castro'nun Atatürk'ten (özellikle Nutuk'tan) çok etkilendikleri dünyaca bilinmektedir.

O, BİR 'ÇAĞDAŞLAŞMA' ÖNDERİDİR

Atatürk öncülüğünde gerçekleştirilen Türk Devrimi bir 'çağdaşlaşma' modelidir.

'Din ideolojisinin baskısından arındırılmış birey ve toplum' olarak hedeflenen 'LAİKLİK' ise Türk Devrimi'nin getirdiği çağdaşlaşmanın 'özüdür.'

O'nun saygın bir önder olmasını sağlayan 'Benim manevi mirasım bilim ve akıldır…' diyen 'bilimin yol göstericiliği' de çağdaşlaşmanın harcıdır.

Gerçekleştirilen Atatürk Devrimleri (Saltanatın ve Halifeliğin kaldırılması, Cumhuriyetin İlan edilmesi, hukuk ve kültür alanlarında çağdaş düzenlemeler yapılması…) ilerici niteliktedir.

Türkiye'de bu ilkeler doğrultusunda Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen 'laik ve demokratik Cumhuriyet' örneği, özellikle İslam ülkelerini doğrudan etkilemiştir. Batı dünyasında ise saygıyla ve gıptayla karşılanmıştır.

Atatürk Devrimini günümüzün demokrasi öğretisi açısından irdelediğimizde 'bir çağdaş değerler dizgesi olduğu' açıkça görülür.

ATATÜRK KARŞITLIĞININ DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Ülkemizde kendilerini 'muhazafakar/milliyetçi olarak tanımlayan dinci, ırkçı ve gerici çevreler' başından beri Atatürk'e ve düşüncelerine karşı hep 'reddiyeci' olmuşlardır.

Özellikle laikliği İslam dinine aykırı gören bu çevrelerin Atatürk karşıtlığı; 'dinsizlik, dayatmacılık, yabancılaşma…' gibi iftiralarla özetlenebilir.

Bugün ülkemizde özellikle 'siyasal İslam' tarafından sözde dinsel savunma kılıfı altında sürdürülen 'Atatürk düşmanlığı', tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

Günümüzde emperyalizmin etkisi altındaki İslam ülkelerinde 'bağımsız ve laik Cumhuriyet değerlerine karşı İslam dininin terör malzemesi olarak kullanılması' ise insanlığın temel sorunu haline gelmiştir.

Durum böylesine vahimken, kimi sözde demokrat ve sol çevreler tarafından Atatürk Devrimine karşı yöneltilen; 'küçük bir azınlığın tepeden inmeci uygulaması, Batı taklitçisi, sivil toplum karşıtı, emek-sermaye çelişkisinin gizleyicisi…' gibi suçlamalar ise bilimsel temelden yoksundur.

Atatürk'ün bazı faşist liderlere benzetilmesi ise kapkara bir aymazlıktır.

Bugün 'Atatürk'ü aşağılayarak RET'yi ya da Apo'yu kahraman yapmaya çalışmak' ise aymazlığın daniskasıdır...

Atatürk'ün evrensel özelliğini sol/ sosyalist düşünce açısından değerlendirdiğimizde, solun evrensel değerleri olan'bağımsızlık, demokrasi, ilericilik, bilimin rehberliği, barış' gibi birçok ilkenin Atatürkçü Düşünce ile 'çakıştığını' görüyoruz.

Bugün nasıl Rusya'da Lenin, Çin'de Mao, Arnavutluk'ta Enver Hoca, Yugoslavya'da Tito, Bulgaristan'da Dimitrov, Küba ve Güney Amerika'da Che ile Castro yok sayılarak 'solculuk' yapılamazsa; Türkiye'de de Atatürk'ü yok sayarak ya da aşağılayarak solculuk yapılamaz.

İşte bunun içindir ki evrensel boyuttaki bilimsel düşünceye dayalı sol hareket, Atatürk'ün tarihsel ve düşünsel konumuna saygıda kusur etmemektedir.

Bugün dünya insanlığına malolmuş Atatürk'ün; başta ülkemizdeki ve dünyadaki düşmanlarından, O'nu aştığını sanan sığ düşüncelerden ve O'nun arkasına sığınarak siyasal ve toplumsal rant sağlamaya çalışan çıkarcı çevrelerden 'korunması ve geliştirilmesi' gerekiyor.

Sağlıkla, sevgiyle ve dostlukla…