Darbeler cuntacılar tarafından devletlerin, hükümetlerin sosyal görevleri yerine getirememesi nedeni ağırlıklı olmak üzere yaptıklarını mazeret gösterdiği girişimler. Peki, darbe - demokrasi skalasında çizgi medeniyetten yana nasıl bir eğri içeriyor? Darbeler Şili'den Venezuela'ya kadar tüm dünyada farklı yapılar içinde olmuş olsa da müdahale genelde halkın kimyasını bozan bir olgu haline dönüşüyor. Demokrasi kararlı bir şekilde ilerlemek ve bireysel özgürlüklere hem ekonomik hem sosyal anlamda ulaşmak hedefindedir. İleri demokrasi naralarının atıldığı zamanlarda da, aldanarak ya da zamanın şartları gereği görmeyerek gelinen ve getirilen son noktada ileri demokrasi zaten darbeler alıyorken şimdi tamamen yerlere düşmüştür.

Peki gerekli olan darbe diye bir kavram var mı? Bunu çıkar için yer değiştiren, halktan uzak sosyolojide ve ekonomiden uzak vicdandaki kalemler ya da aracı tabiriyle tanımlanabilecek şahıslar savunabilirler. Halkın iyiliğini savunan bir askeri darbe olamaz, olsa da adı savaş olur ki o zaman darbe değil topyekûn hareket olur ve hükümet ve asker zaten beraber olur. Tam burada aslında yıllardır yazmak istediğim ve tartışmak istediğim bir dilemma da söz konusudur. Sol örgütlenmeleri düşünelim ve gerilla usulü yapılanmayı benimseyen yapıları düşünelim. Üniversiteliler in olduğu bir ortamda zamanında Che Guevara sevgisi sahibi gençler- ki çoğumuz bu başkaldırıyı takdir ederiz - bir noktada kaybolmuşlardı. O da her askeri müdahaleyi bir mantıklı yapılanma olarak gören zihinlerin kendi haklı çıkarmak istemesi. Bu kavram kargaşası, örgütlenme kavramının yanlış anlaşılması sonucuyla her ülkenin farklı sosyopolitik yapısı gereği oluşan girişimlerin benzeşmesi sonucuyla çıkar.

Her toplumsal devinim özellikle ülkemizin olduğu kozmopolit yapılarda farklıdır. Osmanlı sonu ve Cumhuriyet başlangıcıyla bizde gelinen karmaşada irtica, antilaik, laiklik ve Atatürkçülük savunucularının savaşına sahne olan siyaset ve ekonomi tekeri militer zihniyetlere sempatinin körüklendiği yılları ve yoğun milliyetçilik söylemlerini de gördü. Halk istemek ve itiraz etmek kavramından soğutuldu, kitaplar yakıldı, aydınlar yakıldı ve sonuçta mağdur olma politikasıyla çetrefilli yollar buralara kadar geldi. Kelle kesen işi de bir kaç öfkeli genç diyenler bence en az şimdi halka silah doğrultanlar kadar suçludur .

Mustafa Kemal karşıtlığı, din düşmanlığı gibi alakasız kavramları birbirine karıştıran rant peşindekiler bu Anadolu ve Mezopotamya halklarını rencide edip ayrıca suçlamak girişiminde bulunabilirler.

Sonuç: darbe demokrasiye vurulan kilittir. Darbe en az din sömürüsü ve milliyetçilik sömürüsü kadar tehlikelidir.