Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yenikapı Miting Alanı'nda düzenlenen 'Demokrasi ve Şehitler Mitingi'ne hep birlikte katılarak, darbelere karşı tek vücut olduklarını dosta ve düşmanı verdi. Yaklaşık 5 milyon insanın katıldığı mitingde liderler yaptıkları konuşmalarla birlik ve beraberlik mesajlarını verdi. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin bu mitinge katılmasını eleştirenler çok. Ancak ben Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin mitinge katılarak, en doğru olanı yaptıklarına inanıyorum. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli Dünyaya 30 derece açıyla bakanların eleştiri ve tepkilerine aldırmadan mitinge katılarak, devlet adamlıklarını tescillediler. Cumhurbaşkanı Erdoğan'da darbe kalkışması ve sonrasındaki konuşmaları ve hamleleriyle iyi bir liderlik sınavı verdi. Kılıçdaroğlu'nun mitingde 'Camiye, kışlaya, adliyeye siyaseti sokmayalım. Camiye sokarsak toplumu böleriz. Adliyeye sokarsak adaleti bulamayız. Kışlaya sokarsak darbeyi önleyemeyiz. Devletin inşasında liyakat sistemini esas almalıyız' uyarısı bundan sonraki süreçte mutlaka dikkate alınmalı. Umarım Cumhurbaşkanı Erdoğan bundan sonraki süreçte sadece AK Partililerin değil, tüm halkın Cumhurbaşkanı olur. Devlet kademelerinin başka cemaatler tarafından doldurulmasına izin vermez. Kamuya personel alımlarında, atama ve terfilerde liyakat sistemini hayata geçirir.
**
ODUNPAZARI BELEDİYESİ'NE
GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ UYARISI
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla sohbet edip, günün stresinden uzaklaşmak için Çağdaş Gazeteciler Lokali'ne uğradım. Ancak lokale 50 metre uzaklıkta bulunan bir otelin bahçesinde yapılan düğündeki müzik gürültüsü nedeniyle aynı masada birbirimizin sesini anlamakta zorluk çektik. Lokalin İşletmeciliğini yapan aynı zamanda kentimizin yetiştirdiği önemli yazarlardan olan İbrahim Bilek, otel bahçesinde yapılan düğünler nedeniyle çok müşteri kaybettiğini belirterek; 'Odunpazarı Belediyesi'ne defalarca şikayet ettik. Ancak bir sonuç alamadık. Köprübaşında böyle müzik gürültülü düğünlere nasıl izin veriliyor? Madem bu gürültü kirliliğine izin verilecekti de neden sokak düğünleri yasaklandı? Eskiden bu denetimleri Çevre Müdürlüğü yapıyordu. Şimdi denetimler belediyelere verilmiş. Şikayetlerimize rağmen Belediye ekipleri neden ses ölçümü yapmadı? Sadece biz değil, bu bölgede işletmesi olan tüm esnaflar düğün günleri yaşanan gürültü kirliliği yüzünden müşteri kaybediyor. Devletine vergi ödeyen insanlar olarak yaşadığımız zararları kim ödeyecek?' dedi. İbrahim Bilek şikayetinde haklı. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un bu olaya el koyacağına inanıyorum. Zabıta ekiplerine gereken denetimleri yaptıracağını düşünüyorum.
*
SADOKO'NUN TURNALARI
Hiroşimalı binlerce küçük kızdan biridir Sadako Sasaki. 1945'te ABD'nin atom bombası Hiroşima'daki evlerinin bir mil uzağında patladığında iki yaşındaymış henüz.
KANATLARINA
HUZUR YAZDI
Yaralanmamış, hastalanmamış. Okuluna gidiyormuş güzel güzel. Ancak 12 yaşına geldiğinde hastalanmış birdenbire. Doktorlar, Sadako'ya 'atom bombası hastalığı' adı verilen kan kanseri teşhisi koyduğunda; uzun yaşamı, umudu, şansı ve mutluluğu simgeleyen turnaların efsanesi canlanmış yeniden. 'Kağıttan Bin Turna Kuşu' efsanesine göre, hasta birisi eğer kağıttan 1000 adet turna kuşu yaparsa, tanrılar bu kişinin dileğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır. Bunun üzerine Sadako, hastalığını cesaretle karşılayıp, kağıt turnaları katlamaya koyulmuş. Katlarken de konuşmuş turnalarıyla: 'Kanatlarınıza 'huzur' yazacağım. Böylece tüm dünyada uçabileceksiniz.' Ancak küçük Japon kızın kısacık yaşamı 1000 turnayı katlamaya yetmez. 25 Ekim 1955 günü 644 kağıttan turnayı, 645'e tamamlayamadan ölür. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.
'BU BİZİM DUAMIZ'
O günden bu yana turna kuşu barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesi olur. Arkadaşları Sadako'nun ve atom bombasından ölen bütün çocukların anısına bir anıt hayal etmeye başlarlar. Gençler ülkenin her yanında bu proje için para toplar. Sonunda hayalleri gerçek olur ve 1958'de Hiroşima'da Barış Parkı'nda Sadako'nun anıtı törenle açılır. O günden bu yana her yıl Barış Günü olan 6 Ağustos'ta dünyanın dört bir yanından çocuklar yaptıkları kağıttan bin turna kuşunu Sadako'nun Hiroşima'daki anıtına gönderirler. Çünkü Sadako'nun anıtındaki yalvarış, aynı zamanda tüm çocukların ortak duygusudur: 'Bu bizim duamız, dünyada barış istiyoruz.' Meydan meydan, cadde cadde, sokak sokak, ev ev uçuşan, alanlarda 'Savaşa hayır' diye haykıran, evlerin ampullerinde barış için bir dakika karanlık olan turna kuşları tüm dünyadaki yandaşları gibi 'Biz bu savaşı durdurabiliriz', 'Savaşı halka sor' diyerek belki de şimdiye kadar yapılan özgüveni en güçlü bir eylem sürecini gerçekleştiriyorlar.
HİROŞİMA
Kapıları çalan benim, kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem, göze görünmez ölüler.
Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki kaat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler
N.HİKMET
**
FOTO ŞAKA
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Eskişehir'de aldığımız oy oranını tüm Türkiye genelinde toplayarak, iktidar olacağız.
CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel: CHP'nin iktidar olmasını gerçekten istiyorsan, Genel Başkanlık koltuğunu Büyükerşen'e bırak, yeter.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer: CHP Genel Başkanlığı Ahmet Ataç'a çok yakışır. Ataç Başbakan ben Dışişleri Bakanı. Bunun hayali bile güzel be mübarek…