Sezon başından bu yana Eskişehirspor’da bir oyun düzeni olmadığını, bu futbolla şampiyonluğun zor olduğunu kaç kez yazdım…

Ben yazınca birileri “5-6 puan öndeyiz. Lideriz sen Eskişehirspor’a düşman mısın? Şampiyon olmasını istemiyor musun?” diye eleştirenler oldu...

Onların gözünde kara gözlükler olduğu için gerçekleri göremiyorlardı…

Gazetecilik mesleğine 1975 yılında başladım…

Daha 20 yaşında idim…

O yıllarda Eskişehirspor bugünkü süper lig olan TFF 1. Liginde idi…

49 yıldır Siyah-Kırmızılı takımın özellikle Eskişehir’deki hemen hemen tüm maçlarını izledim…

Zaman zaman da Süper, 1’inci, 2’inci ve 3’üncü liglerde mücadele ettiği yıllarda deplasmanlara da gittim…

Yıllarca başarıdan başarıya koşan, Anadolu takımı olarak süper ligde adından söz ettiren, bırakın Eskişehir’i Türkiye’de futbol severlerin de gönlüne girmeyi başaran Siyah-Kırmızılı Kulübün, 3. Lig’den BAL Ligine düştüğü gün, bugün lise son sınıfa giden, futbola 8 yaşında iken Eskişehirspor alt yapısında başlayan torunum Ada Çınar ile birlikte gözyaşlarına boğulmuştuk... 

İşte böylesine tutkulu bir Eskişehirspor taraftarıyız...

* * *

10 yıldır Siyah-Kırmızılı Kulübün alt yapılarını izledim…

Ne cevherler vardı…

Ancak onların arkasında emmisi-dayısı olmadığı için kulübe en faydalı olacakları dönemlerde harcandılar…

Doğru dürüst topa vurmasını bile beceremeyenler torpille önce U-17, U-18 takımlarında forma giydirdiler, daha sonra A takıma alınarak profesyonel yapıldılar…

1-2 yıl sürekli yedek kulübesinde tutulduktan sonra kadro şişkinliği gerekçesiyle lisansları bedelsiz verilerek gönderildiler…

Arkalarında kimsesi olmayan yetenekli çocukların futbol hayatlarını bitirdiler…

ESKİŞEHİRLİ TEKNİK DİREKTÖRLERE GÜVENMEDİLER

Yıllardır Eskişehirspor Kulübünün alt yapısından futbolcu yetişmiyor…

Neden? Çünkü alt yapı hocalarının çoğu da torpille geldiler…

Yeteneksiz alt yapı hocaları arkalarında onları gönderenlerden çekindikleri için başarısızlıklarına rağmen kulüpte tutuldular…

Eskişehirspor, Eskişehir Demirspor, Eskişehir Şekerspor veya amatör liglerde yıllarca futbol oynamış, daha sonra antrenörlük ve teknik direktörlük kurslarına giderek diploma almış isimler görmezden gelinerek çare hep Eskişehir dışından arandı…

Hatta elinde “Teknik Direktör Diploması” bile olmayan kulüp başkanı veya kulüp yöneticileriyle ahbap çavuş ilişkileri olan, hiçbir başarısı olmayan, her sezon 4-5 hafta takım çalıştıran hocalar getirildi…

Siyah-Kırmızlı Kulüpte 4-5 hafta kalıp beklenen başarı gelmeyince gönderildiler…

Üç kez büyük hata yapıldı

Birincisi Siyah-Kırmızılı Kulübün efsane olduğu yıllarda formasını giyen Çoşkun Demirbakan gibi bir hoca “bana başkanım demedi” diye takım iyi giderken gönderildi…

***

İkincisi Eskişehirspor’un 2. Ligden düşmesi nerede kesinleşmiş iken kendisine yapılan teklifi “Para benim için ikinci planda kalır. Eskişehirspor benim sevdam” diyen kulüpte nerede ise profesyonel futbolcu kalmadığı için U-17, U-18 takımlarındaki futbolcularla maçlara çıkmak zorunda kalan ve o çocuklara güvenen Cengiz Seçsev’de “Hocam çok gol yiyoruz” gerekçesiyle görevine son verildi...

Tam da yeri gelmişken değinmek isterim...

Cengiz Hoca, Eskişehirspor tarihinde çok kimsenin bilmediği bir özelliğe sahiptir...                           TFF 1 Lig’de “Mustafa Özer ile başlayan, İlhan Var ile devam eden 34 maç 377 gün galibiyete hasret kalan Eskişehirspor, 20 Şubat 2020 tarihinde 35. karşılaşmada Cengiz Seçsev, genç ve deneyimsiz oyuncuları ile Bandırmaspor’u 2-1 yenerek utanç serisine son vermişti...”                                         

***

Üçüncü olarak da “kurtarıcı” görülerek takımın başına getirilen, peş peşe aldığı galibiyetlerin ardından üst üste alınan 2 mağlubiyetten sonra gönderilen Emre Özbayer…

Eğer bu üç hata yapılmamış olsaydı Eskişehirspor bugün 2. Lig ya da en kötü 3. Ligde olabilirdi…

TORPİLİ OLANLAR A TAKIMA ALINDI

Eğer Cengiz Seçsev döneminde A takıma kazandırılan 100-200 bin TL’ye imza atan o genç ve yetenekli Eskişehir çocuklarına sahip çıkılsaydı bugünkü gibi bir sezonda 20-25 futbolcu transfer etmek, onların önüne 500-600 hatta 1 milyon TL para dökmeye gerek kalmazdı…

Kulüp BAL Ligine (amatöre) düşmüş yönetim yine çareyi yeni transfer edilen futbolcu ve teknik adamlarda aradı…

Pazar günü oynanan Alaplı Belediyespor karşısında sahaya çıkan ilk 11’e baktığımda bir tek Eskişehirli Hasan Alp Altınok vardı…

Diğerleri “Eskişehirspor’u şampiyon yap” diye dışarıdan kim ve kimler tarafından gönderildiklerini bilmediğim futbolculardı…

Çoğu da 600-700 ve 1 milyona imza attılar…

Alaplı Belediye karşısında alınan farklı yenilgiyle büyük ölçüde şampiyonluk hayalleri söndüğüne göre yaşları 34-35 olan yüksek rakamlarla sözleşme yapılan futbolcular da elde kalacak…

Zaten borç batağında olan kulüp birde o futbolculara borçlanmış olacak...

* * *

Yukarıda da yazdım…

Bu takım sezon başından bu yana “Şampiyonluğu hak edecek” futbol oynamıyordu…

Grubunda hemen hemen her takımın 4-5’den fazla gol attıkları şehrimizin kardeş kulüplerine 5-6 gol atan Eskişehirspor formasını giyen futbolcuları, gözlerine perde inmiş taraftarlar oynanan kötü futbolu görmezden gelerek avuçlarının içi patlayıncaya kadar dakikalarca alkışladılar…

Eleştiri beklerken övgüyle karşılanan futbolcular ise sanki UEFA Avrupa Liginde Sevilla’yı elemiş gibi gaza gelerek saha içerisinde çiftetelli oynadılar, göbek attılar…

* * *

Bir sezon daha heba edildi…

Şampiyonluk hedef konulmasına rağmen Alaplı yenilgisiyle büyük ölçüde şampiyonluk hayalleri suya düştü...

Neymiş efendim…

Alaplı maçında as takımdan 5 futbolcu sakatlıklar nedeniyle forma giyememişler…

Böyle bir mazeret olabilir mi? 

Siyah-Kırmızılı Kulüpte forma giyen her futbolcu as futbolcudur…

Kaldı ki saha içinde olanlara kulübede oturan oyuncular arasında öyle aman aman bir farkta yok!                                                                                                                Özetle; yapılan transferlerin, harcanan paraların karşılığı bu olmamalıydı…

KULUP BUGÜNKÜ KADAR SİYASETE BULAŞTIRILMAMIŞTI

Son sözümde Eskişehirspor Kulübü Başkanı ve yönetim kurulu üyelerine…

İki sezondur Siyah-Kırmızılı Kulüp bugünkü kadar siyasete bulaştırılmamıştı…

Arkanıza aldığınız sözde siyasi güçle şampiyon olacağınızı sanıyordunuz…

Ama olmadı işte!

Unutulmasın siyasetin iliklerine kadar girdiği hiçbir kurum başarı kazanamaz...

Çünkü siyasetin girdiği her yerde liyakatin yerini ne yazık ki biat ve itaat alır...

Onun bunun gönderdiği veya birilerinin önerdikleri futbolculara ve teknik adamlara imza attırdınız…

Eskişehirli futbolculara ve teknik adamlara güvenmediniz, güvendiklerinizin de kulübü hedefe ulaştıracağını sandınız…

Ama onlarda kulübün üzerine mart karı yağdırdı!

Olan yine taraftarlara oldu diyeceğim ama onu da diyemiyorum…

Çünkü onlar da yapılan yanlışları görmezden gelerek, kötü futbolu alkışladılar... Demirspor’u, Yunus Emrespor’u farklı yenince “Şampiyon olduk” sandılar…

Yanlışa çanak tuttular…

Şampiyonluktan büyük ölçüde uzaklaşılınca şimdi eleştirmeye başlamışlar...

Ona “Uyanda balığa gidelim” derler…

Bilmem anlatabildim mi?

* * *