Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Seyitgazi Belediyesi iş birliğiyle geçtiğimiz günlerde Taşlık köyünde damızlık koç dağıttı.

Kırsal kalkınma konusunda tek tip bakış açısını aşarak bölgenin ihtiyacına göre başarılı projeler üreten Büyükşehir, bu çalışmalar kapsamında Taşlık köyünde de küçükbaş hayvancılığı destekliyor…

İşin içinde bir de kadın üreticiler boyutu var…

Projenin tarım hayvancılıkta kritik öneme sahip olan kadın üreticiler üzerinden değerlendirilmesi, kırsal kalkınmanın yalnızca ekonomik değil sosyal yönünü de güçlendiriyor.

*

Büyükşehir’in kırsal kalkınmaya dönük hayata geçirdiği işleri özellikle dikkatle okuyorum. Burada gözüme ilk ilişen nokta 30 üreticiden yalnızca 3’ünün kadın olması. Kadın emeğine yönelik desteğin üzerinde durulduğu halde…

Elbette bu zayıflıkta Büyükşehir ya da Seyitgazi belediyelerini direkt eleştirmek çözümcü bir yaklaşım değil. Fakat, rakamlar kadın emeğinin günümüzde hala görünmez olduğunun bir ispatı. Üstelik çağdaş şehrimizde!

*

Üstelik biliyoruz ki, kırsalda kadın olmadan üretim yapmak neredeyse mümkün değil.

Günümüzün endüstriyel üretimi destekleyen politikalarına karşı Anadolu’da tarım ve hayvancılık hala aile emeği ile sürdürülüyor.Bu nedenle küçük üreticiyi destekleyen politikaları ve Anadolu kültürünün yaşatılmasını son derece stratejik ve kıymetli buluyorum.

Ancak takıldığım şu ‘3’ rakamı köylerde üretim üzerindeki erkek egemen yapının ne kadar güçlü olduğunu bana bir kez daha hatırlattı…

Büyükşehir eliyle yürütülen böyle profesyonel bir destekte bile kadınların varlığı hala sınırlı kalıyor, hala sorgulanıyor. Ve hatta var edilemiyor!

*

Oysa kadınlar kırsalda sadece ev içi üretimde değil; tarlanın, ahırın, bağın ve bahçenin yükünü omuzlarında bir miras gibi taşıyor. Üretimin asli kaynağı olmalarına rağmen resmi kayıtlarda, destek projelerinde ve kürsülerde aynı ölçüde yer bulamıyor…

Yaz ve kışın çetin şartlarda alın teri döken kadın üreticiler, eşlerinin üzerinden idame ettirdikleri hayatlarına şükrediyor…

Öte yandan sadece 3 kadının resmi olarak varoluşunun kabul edildiği ve emeğinin kutsandığı projede ‘girişimcilik’ değil geleneksel emek olmasına rağmen ‘kadın girişimciliği’ övülüyor.

*

Kadınların Çiftçi Kayıt Sistemi’ne, Tarım Kredi Kooperatiflerine, ziraat odalarına üye olması sadece ‘pozitif ayrımcılık’la gelen avantajlardan yararlanmakla ya da eşlerinin temsiliyetiyle kalmasın. Çünkü sorun kadınların üretime katılması değil, her alanda varlığının ‘meşru’ kılınmaması.

*

Kadın emeği konusunda kentimizin ilk kadın belediye başkanı Ayşe Ünlüce döneminde, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin daha iddialı adımlar atabileceğine inanıyorum. Ünlüce başkanlığındaki yerel yönetim tarihinde kadının meşruluğu öncül hale getirilmezse, ‘kadın başkan’ sıfatıyla nasıl övünebiliriz?

*

Büyükşehir Belediyesi’nin bundan sonraki süreçte kadınların mevcut sistemdeki görünmezliğini azaltması için çabalaması gerekiyor. Politikalarının samimiyeti sahaya, rakamlara ve sonuçlarada yansımalı… Taşlık’ta sınırlanan kadın sayısını kırsalın geleneksel yapısına yüklemekle açıklama yapmak yeterli değil.

Çünkü yerel yönetimin politikaları sadece bültenlere ve sloganlara sığacak kadar daralırsamevcut eşitsizliğin devamına hizmet eder. Aksi halde iyi niyetli görünen her proje, hayatımızdaki gerçekliği değiştirmek yerine vitrine dönüştürür!