Bu hafta aslında başka bir konuda yazmayı düşünüyordum. Ancak gelen acı haber bütün planlarımı değiştirdi. Eskişehir bisiklet camiası bugün en kıymetli isimlerinden birini, Mustafa Ertan’ı kaybetti.
Biz ona sadece Mustafa Abi derdik.
Tanışmamız 10-15 yıl kadar öncesine uzanır. Bir Nisan günü küçük bir grupla Kızılinler’e doğru pedal çeviriyoruz. Önümüzde giden iki bisikletliyi gördük. "Yetişiriz" diye düşündük. Biraz hızlandık ama aradaki mesafe kapanmıyor. Büyük aynaya geçtik, yine olmuyor. Sonunda bir rampa yetişti imdadımıza, tepenin üzerinde yanlarına ulaştık.
Karşılaştığım manzarayı bugün bile unutamam.
Karşımda yaşları benim neredeyse iki katı olan iki delikanlı. Rampayı bizden önce, sanki düz yolda gidiyormuş gibi çıkmışlardı. Tanıştık. Meğer Türkiye bisiklet tarihinin yaşayan efsanelerinden Ertan kardeşlerle karşılaşmışız.
Molada sohbet uzadıkça uzadı. Kitaplardan okuyamayacağımız bir tarihi, onu yaşayan insanların ağzından dinledik. Eski yarışları, uzun turları, yokluk içindeki mücadeleleri ve hiç eksilmeyen bisiklet sevgisini anlattılar. O gün sadece pedal çevirmedik; bisiklet tarihinin içinde kısa bir yolculuğa çıktık.
Mustafa Ertan, 1934 yılında doğdu. Henüz on sekiz yaşındayken, 1952 yılında Eskişehir Demirspor’da bisiklet sporuna başladı. O yıllarda Demirspor ve Eskişehir, Türkiye bisikletinin en güçlü merkezlerinden biriydi. 1948 Londra Olimpiyatları’na Eskişehir’den Ali Çetiner ve Enver Osmalı gönderilmiş, 1950'li yılların önemli başarılarının büyük bölümü bu şehirden çıkmıştı.
Mustafa Abi de işte bu başarı ikliminin önemli isimlerinden biri oldu.
1950'li yıllar boyunca birçok takım ve bireysel başarı kazandı. 1958 Mısır Turu'nda ay-yıldızlı formayı taşıdı, 1959 yılında Beyrut Akdeniz Oyunları'nda ülkemizi temsil etti. Sporculuk yaşamının zirvesindeyken yarışları bıraktı.
Fakat bisikletten hiç kopmadı.
Hakemlik yaptı, antrenörlük yaptı, deneyimini genç kuşaklara aktardı. Birçok sporcunun yetişmesine katkı sundu. En başarılı öğrencilerinden biri de kardeşi Osman Ertan oldu.
Onun en büyük özelliği ise bilgisini ve sevgisini paylaşmaktan hiç vazgeçmemesiydi.
2018 yılında, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı çatısı altında yürüttüğümüz bir bisiklet eğitimi projesinde yüzlerce çocuğun bisikletle tanışmasına katkı sunduk. O yaşında hiçbir karşılık beklemeden etkinliğe gelirdi, 7-8 yaşındaki çocuklarla saatlerce vakit geçirirdi. Onlara sadece bisiklet sürmeyi değil, bisiklet sevgisini anlattı. Çocukların gözlerindeki heyecanı görünce en az onlar kadar mutlu oluyordu.
Belki de gerçek şampiyonluk, kazanılan madalyalardan çok dokunulan hayatlarda saklıdır.
2021 yılında kendisiyle ilgili bir yazı kaleme alırken, en büyük özleminin yeniden uzun uzun pedal çevirmek olduğunu yazmıştım. Bisiklet sevgisi yaş aldıkça eksilmiyor, sadece daha derin bir hatıraya dönüşüyordu.
Bugün Eskişehir yalnızca eski bir milli sporcusunu kaybetmedi. Bisiklet kültürünün yaşayan hafızasını, gençlere ilham veren bir ağabeyini uğurladı.
Bazı insanlar ardında kupalar bırakır. Bazıları ise insanlar yetiştirir, çocukların hayatına dokunur ve bir şehrin hafızasında iz bırakır.
Mustafa Ertan işte o ikinci gruptandı.
Bizler için o hep yokuşlarda en önde giden, yılların tecrübesini tevazuyla paylaşan ve çocukların gözlerinde bisiklet coşkusunu yeniden gören "Bisikletin Ağabeyi" olarak kalacak.
Pedalın daim olsun Mustafa Abi…
Eskişehir seni unutmayacak.