Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım KURT, geçtiğimiz Cuma günü yaptığı basın toplantısında 'ilk 100 gün içinde gerçekleştirdikleri çalışmalar' hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.

Yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler yerel medyamızda ayrıntılarıyla duyuruldu ve çeşitli açılardan irdelendi. Gerçi aradan birkaç gün geçtiği için konu biraz soğudu, ama ben yapılan çalışmaları 'sosyal demokrat belediyecilik' açısından değerlendirmeye çalışarak bazı önerilerimi de sizlerle paylaşacağım.

Umutlara Cansuyu Veren 100 Gün

Eskişehir'de son 15 yılda belediyecilik alanında gerçekleştirilen çalışmaların Türkiye'ye ve dünyaya örnek olduğu, ama bu durumdan Odunpazarı'nın yoksun kaldığı bilinen bir gerçekliktir. Odunpazarı halkının 15 yıldır 'sosyal demokrat belediyeciliği umutla beklediği' de gerçekliğin başka bir boyutudur.

Onun için bu belediyede son 100 günde yapılan çalışmaları öncelikle bazı 'sosyal demokrat belediyecilik ilkeleri' açısından irdelememiz gerekiyor:

1. Katılımcılık: Sosyal demokrat belediyeciliğin adeta simgesi olan bu ilke, söylemde pek karşı çıkılmayan ama uygulamada olumlu örnekleri çok az olan ilkedir. Özellikle 'popülizm (ucuz halkçılık)' ile gerçek anlamda 'demokratik katılımcılık' birbirine çok karıştırılır.

Odunpazarı'nın ilk 100 gününde katılımcılık doğrultusunda önemli adımlar atıldı. Örneğin; mahalle muhtarlarıyla ilişkilerin geliştirilmesi, stratejik plan hazırlanırken STK'larla ortak toplantılar yapılması, kent konseyinin ve mahalle meclislerinin oluşturulması, memurlarla sosyal denge sözleşmesi imzalanması gibi.

2. Şeffaflık/ Açıklık: Kentle ilgili kararların kapalı kapılar arkasındaki meclislerde ya da otoriter başkanların kafasında alındığı geleneksel belediyecilik anlayışının sosyal demokrat belediyecilikte hiçbir yeri yoktur/ olmamalıdır.

Bu bağlamda, Odunpazarı'nda belediye meclisi toplantılarının tv'lerde naklen yayımlanması, dönemsel hesap özetlerinin açıkça ilan edilmesi, çalışanlara açıkça 'iş güvencesi' sözü verilmesi gibi uygulamalar şeffaflığın olumlu örnekleridir.

3. Sosyal Belediyecilik: 'Belediye çalışmalarında önceliğin toplum çıkarlarına uygun sosyal ve kültürel yatırımlara verilmesi…' biçiminde özetlenebilen 'sosyal belediyecilik' anlayışı, dünyaya ve Türkiye'ye sosyal demokrasi tarafından kazandırılmıştır.

Odunpazarı'nın ilk 100 gününde çocuklara, kadınlara ve yoksullara yönelik bazı projelerin başlatılması, bu konuda umut verici örneklerdir. Yaşlılara yönelik çalışmalar da geliştirilmelidir.

4. Sürdürülebilirlik: Tüm belediye çalışmalarının çevreye ve insanların yaşam kalitesine zarar vermeden ve uygulanabilir bir biçimde gerçekleştirilmesidir. Bu anlayışta ütopik ve gereksiz projelere de yer yoktur.

Gerçi bizim Odunpazarı'nın ilk 100 günlük raporunda 'Odunpazarı'nı uçuracağız!' ve 'Odunpazarı'nın geleceği eğitimle kurulacak!' gibi ütopik sayılabilecek sloganlar var. Ama bunların siyasal ajitasyon amaçlı söylenmiş olduğunu bilerek uygulamaya baktığımızda sürdürülebilirlik açısından önemli örnekler görüyoruz: Kiralama yerine belediye kaynaklarının etkin biçimde kullanılması kararı alınması, ulaşım alanındaki araçların azaltılması, AB projeleri kapsamında yeni kaynaklar aranması, borçlar için gerçekçi ödeme planları yapılması gibi…

Özetle, bence Odunpazarı Belediyesi'nin ilk 100 günlük karnesinde 'umutlara can suyu veren uygulamalar ağırlıktadır.' Ve bilindiği gibi halk arasında 'can suyu verilmiş fidan 'tutmuş' sayılır…'

Gelecek 100 Günler İçin Öneriler

Tutmuş bir fidanın daha sağlıklı gelişebilmesi için elbette ki yapılması gereken çok şey var. Bu konuda başta Başkan Kazım KURT ve çalışma arkadaşları olmak üzere tüm Eskişehirlilerin daha duyarlı olması gerekiyor. Ben bu duyarlılıkla hazırladığım bazı önerileri de sizlerle paylaşmak istiyorum:

1. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Tepebaşı Belediyesi ile daha sıkı eşgüdüm sağlanmalı, daha sıcak ilişkiler kurulmalıdır.

Odunpazarı'nın gerçek anlamda 'uçabilmesi' için gerekli olan ilk iş; 'son 15 yılda Eskişehir'de belediyecilik alanında Türkiye'ye ve dünyaya kanıtlanmış olan başarılı çalışmalar zinciriyle en kısa sürede bütünleşmektir.'

Bu bütünleşmeye zarar vermek için aportta bekleyen muhalif siyasal ve medyatik kaynaklara fırsat verecek söylem ve davranışlardan uzak durulmalıdır.

Örneğin, 'kent konseyi çalışmaları' mutlaka bütünleştirilmelidir…

2. İlgili meslek kuruluşlarının ve STK'ların daha somut ve aktif katılımları sağlanmalıdır.

Bu yaklaşım, 'belediye çalışmalarına kenttaşların sağlıklı katılımı nasıl sağlanır?' konusunda dünya öğretisinde ve uygulamasında (özellikle sosyal demokrat çevrelerde) en çok kabul gören eğilimdir.

Bu yöntem, belediye çalışmaları için'siyasal yandaşlardan' ya da 'uzmanlık ve temsil özellikleri olmayan gönüllülerden' oluşturulacak komitelerden daha sağlıklıdır ve daha demokratiktir. Üstelik böylece uzmanlık gerektiren konularda belediye kaynakları daha doğru kullanılabilir.

Örneğin, eğitim örgütleriyle birlikte üretilecek eğitim projelerinin başarı olasılığı daha yüksektir…

3. Odunpazarı'ndaki kültür varlıkları için somut projeler üretilmelidir.

Bilindiği gibi Odunpazarı'nda Türkiye ve dünya mirası açısından çok önemli olan kültür varlıkları yer alıyor. Bu kültür varlıklarının korunması ve geliştirilmesi için büyükşehir ile eşgüdüm içinde çağdaş ve işlevsel projeler üretilmesi ve projelerin öncelikli görevler olarak gerçekleştirilmesi gerekiyor.

4. Kadrolaşmada öncelikle liyakat ve deneyim aranmalıdır.

Belediye yönetimlerinde her başkan değiştiğinde kadroların da değiştirilmesi temel bir sorundur. Bu yüzden her dönemde kaliteli ve deneyimli kadro sıkıntısı çekilir.

Kadrolaşma konusunda ilk 100 günde olduğundan daha titiz davranılmalı; özellikle başkan yardımcılığı ve daire müdürlüğü gibi görevler 'siyasal ve öznel tercihlerden uzak tutulmalıdır…'

Yapmaya çalıştığım değerlendirme ve önerilerin yaklaşık elli yıllık bir deneyimden ve bir 'abi' sorumluluğundan kaynaklandığının bilinmesi dileğiyle.

Sevgiyle dostlukla.