Dün yine hüzün kapladı içimi. Ve o şarkı gün boyu dilime takıldı durdu:
'Bir bahar günüydü, bıraktın ellerimi…/ Dedin ki aşkından daha güzel hasretin…'
Şu güzel ülkemde yıllardan beri '1 MAYIS' o kadar mıncıklandı ki, 'birlik içinde ve özgür bir biçimde emek bayramı kutlama hasretimiz', o bayramın aşkını gölgede bırakır oldu.
1 Mayıs Sabahından Damlalar
Evet, dün 1 Mayıs'tı. Gün, sanki 'işçi ve emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü' ya da 'emek bayramı' değil de 'baskı, zulüm ve ayrılık günü' idi.
Dün benim yazı günüm olduğu için sabahın erken saatlerinde kalktım. Bir yandan tv'lerde dolaşarak memleket haberlerini izlerken, bir yandan da neler yazacağımı planlamaya çalıştım.
Mis gibi bir bahar sabahında, gönlüm bahar gözlü insanlarla birlikte coşkuyla bayram kutlamak istiyordu. Ancak daha sabahın ilk saatlerinde ortalığı ağır bir '1 Mayıs gerginliği' kaplamıştı.
Herkes gibi ben de önce gözümü ve kulağımı Taksim'e çevirdim. Ama ne yazık ki daha sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, AKP'nin yarattığı 'Taksim paranoyasının' karanlıkları çökmüştü Taksim ve çevresine…
Bir yandan da Eskişehir'de 'üçe taksim edilmiş bayram kutlamalarının' nasıl geçeceğini merak ediyordum.
Onun için, önce Eskişehir ve Türkiye meydanlarını gözleyip sonra yazımı tamamlamak üzere yazmaya ara verdim.
Ve Sabahtan Sonrası…
1 Mayıs sabahı saat 10.30'dan sonra, 1 Mayıs doğumlu olan eşimle birlikte, tıpkı 43 yıldır yaptığımız gibi elele tutuşarak çifte bayramımızı kutlamak üzere sokağa attık kendimizi.
Daha sonra EĞİT- DER'li arkadaşlarımız Emin DAĞLI, Perihan- Hamit TÜRKMEN, Hayriye- Ercan SAV ile buluştuk ve 'Tüm 1 Mayıs meydanları bizimdir!' şiarıyla meydanları dolaşmaya başladık.
İlk durağımız Tepebaşı Belediyesi çağrısıyla saat 11.00'de 'Söğütönü Taksim Anıtı Meydanı'ndaki etkinlik oldu. Başta TÜRK- İŞ, DİSK, KESK ve CHP olmak üzere birçok örgüt temsilcisinin katıldığı bu buluşmada 'kitlesellik' yoktu ama 'birliktelik' vardı. Birlikteliği sağlayan da 'Taksim' ve 'Ahmet ATAÇ' simgelerinin birleştirici güçleriydi.
Saat 13.00'te Sıhhiye Meydanı'nda TÜRK- İŞ öncülüğünde yapılan mitingin belirgin özellikleri 'işçi katılımının fazla ve disiplinli' olmasıydı. Ancak ne yazık ki çokseslilik ve coşku yok denecek kadar azdı.
KESK, DİSK, TMMOB, TTB ile birçok gençlik örgütü ve siyasal partinin çağrısıyla Odunpazarı Meydanı'nda saat 14.00'te yapılan miting ise 'genç ve kadın katılımının fazlalığı, coşkunun ve çoksesliliğin yüksek olması' ile dikkati çekti.
Bence Eskişehir'de ve Türkiye'nin birçok yerinde '1 Mayıs kutlamalarının ayrı meydanlarda yapılmasının altında yatan temel neden, emeğin ulusal ve evrensel değerleri arasındaki hassas dengelerin iyi korunamamasıdır.' Ve bu ayrılıkları kışkırtan kişi ve örgütlerin hiçbir haklılığı yoktur…
Gün boyunca Taksim'den ve yurdun çeşitli yerlerinden gelen bazı haberler ise mide bulandırıcıydı.
Devlet görevlileri tarafından birçok yerde kent ulaşımının durdurulması, yollara barikat kurulması, kitleler üzerine tazyikli su ve biber gazı sıkılması, bazı meydanların savaş alanına döndürülmesi… gibi çağdışı uygulamalar bu güzel ülkeye, insanımıza ve 1 Mayıs ruhuna hiç ama hiç yakışmıyor.
Sözün özü, ne yazık ki bu yıl da 1 Mayıs'ta 'özgürlük, coşku ve birlik ' yoktu. Ve bu eksiklikler, dolaştığımız meydanlarda karşılaştığımız onlarca dostun ortak kaygılarıydı.
***
1 Mayıs 1998 Anılarına Ek
'Yaşadığım 1 Mayıslar' başlıklı önceki yazımda değindiğim 1 Mayıs 1998 tarihinde Odunpazarı Meydanı'nda yapılan mitingin tertip komitesinde Emine DAĞLI arkadaşımız da yer aldığı halde, adı benim yazıda çıkmamış.
Ayrıca o mitingin sunuculuğu da eğitimci Sedat SÜMBÜL tarafından yapılmıştı.
Demokratik öğretmen hareketinde uzun yıllar yol arkadaşlığı yaptığımız bu arkadaşların ve okurlarımın hoş görmesi dileğiyle bu eklemeleri yapmayı görev bildim.
***
A.Ü. Eğitim Fakültesi'nde Görev Değişimi
Prof. Dr. Coşkun BAYRAK, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak göreve başladı.
Uzun yıllardan beri bilimsel ve demokratik eğitime önemli katkılar vermiş olan Sayın Coşkun BAYRAK'ı kutluyor ve başarılar diliyorum.
Dekanlık görevine Sayın Bayrak'a devreden ve geçtiğimiz üç yılda kendisiyle birçok ortak etkinlik yaptığımız Prof. Dr. Gül DURMUŞOĞLU KÖSE'ye de bundan sonraki yaşamında başarılar ve mutluluklar diliyorum.
Sevgiyle dostlukla.