ES TV’de yayınladığımız "Güray Ateş ile Ekmeğin Peşinde" programının yeni bölümü için bu kez rotamızı Eskişehir'in meşhur Çarşamba Pazarı'na, herkesin bildiği adıyla ÇARPA'ya çevirdik.

Deneyimli kameraman arkadaşım Mustafa Dizman ile birlikte daha şehir yeni uyanırken, sabah saat 06.00 civarında pazar yerindeydik.

Henüz alışveriş başlamamıştı...

Bir yanda kamyonlardan indirilen kasa kasa sebze ve meyveler, diğer yanda açılan brandalar, kurulan tezgahlar, fiyat etiketleri, koşturan insanlar...

Aslında vatandaşın birkaç saat sonra göreceği pazarın perde arkasında büyük bir emek vardı.

12 yaşındaki çıraktan 78 yaşındaki usta pazarcıya kadar onlarca esnafla sohbet ettik.

Kimisi çocuk yaşta başlamış bu mesleğe...

Kimisi ömrünü tezgah başında geçirmiş...

Bel-boyun fıtığı, bacaklarda varis gibi hastalıklar pazarcılar için çok rastlanır, sıradan rahatsızlıklar…

Kimisi ise halen ailesinin geçimini aynı mücadeleyle sağlamaya çalışıyor.

Ben de önlüğü giydim, tezgahın arkasına geçtim.

Bağırarak müşteri çağırmayı, ürün dizmeyi, tartmayı, pazarlığı ve gün boyu ayakta kalmanın ne kadar zor olduğunu birebir yaşamaya çalıştım.

Bir kez daha gördüm ki; pazarcılık sadece satış yapmak değil.

Sabır...Fiziksel güç...

İnsan ilişkileri...

Ve her şeyden önce alın teri...

Program boyunca pazarcı esnafının yaşadığı sıkıntıları, beklentilerini ve emeğin gerçek değerini ekranlara taşımaya gayret ettik.

Umarım başarabilmişizdir.

Pazar günü saat 20.00'de ES TV ekranlarında olacak...

Kaçırmayın derim.

KARAR ZAMANI

Eskişehir siyasetinde gözler önceki gün Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce'nin makamındaydı.

CHP'li belediye başkanları burada bir araya geldi.

Toplantının nedeni belliydi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in CHP'li belediye başkanları ve meclis üyelerine yaptığı istifa çağrısı...

Partisinin ilk açık grup toplantısında çağrısını net ifadelerle belirtti:

"Darbecilerden, butlancılardan, cuntacılardan kurtulun; YENİ Partimize buyurun" sözleri siyaset kulislerinde günün en çok konuşulan cümlelerinden biri oldu.

Toplantı başladı...Kapılar kapandı...

Biz gazeteciler de dışarıda beklemeye başladık.

Doğrusu, toplantı sonunda bir açıklama yapılmasını bekliyordum.

Hatta olası her senaryo için sorularımı da hazırlamıştım.

Ama beklediğimiz açıklama gelmedi.

Çay ve su ikramı ile yetindik…

Toplantı sona erdi.

İstifa kararı çıkmadı, dahası ne olacak bir şey belli olmadı…

Edindiğimiz bilgilere göre belediye başkanları bugün yeniden bir araya gelecek ve nihai kararlarını kamuoyuyla paylaşacak.

Biz de yine aynı heyecanla gelişmeleri takip edeceğiz.

Acaba Eskişehir'den dikkat çeken bir siyasi karar mı çıkacak?

KISSADAN HİSSE

Dostluk makam tanımaz…

Mustafa Kemal Atatürk'ün etrafında onu seven, ona büyük saygı duyan pek çok isim vardı.

Ancak o isimlerin arasında biri vardı ki, ne rütbe tanıyordu ne makam...

O, çocukluk arkadaşı Nuri Conker'di.

Herkesin "Paşam", "Cumhurbaşkanım" diye hitap ettiği yıllarda o sadece "Kemal" diyebiliyordu.

Çünkü dostlukları makamlarla başlamamıştı.

Selanik sokaklarında çocuklukla başlamış, Manastır Askeri İdadisinde güçlenmiş, Trablusgarp'tan Çanakkale'ye uzanan cephelerde sınanmıştı.

Nuri Conker, Atatürk'ün en rahat konuşabildiği, gerektiğinde kendisine takılabilen, en samimi dostuydu.

11 Ocak 1937 gecesi geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğinde ise Atatürk yalnızca bir silah arkadaşını değil, çocukluğunu ve gençliğini de kaybetti.

Bu acı onu öylesine derinden sarstı ki, ertesi gün düzenlenen cenaze törenine katılamadı.

Yakın tarih çalışmalarında ve dönemin tanıklıklarında, Nuri Conker'in kaybının Atatürk'ün son dönemindeki yalnızlık hissini ve moral dünyasını derinden etkilediği sıkça dile getirilir.

Popüler kültürde anlatılan bazı romantize edilmiş hikayelerin doğruluğu tartışmalı olsa da, iki isim arasındaki dostluğun büyüklüğü tarihi bir gerçektir.

Çünkü gerçek dostluk, makamla başlamaz...

Makam bitince de bitmez.