Yüksek voltajda hayatta kalmak, yalnızlığın diline teşne durmak, Ekvator'da kar yağmak ve geceden siyahı çalıp çırılçıplak bırakmak düşleri. Elime mürekkep dökülse onlardan bilirim... Gök yarılsa da içine girmek gibi bir şey yollara düşmek sevgilinin dudağından koparak. Böylelikle büyüyeceğim sayın adressiz, böylece büyümekteyim. Hilmin Haşal önümüze seriyor zihnin en kıvrak büyüyüşünü, en uzak gökyüzünde en bildik dokunuşlarla uyandırıyor yıldızımıza. Sözcükleri can çekişen bir canlıya can sürmek tebessümle ve yol almak yine de ve yine de yol almak sessizce. Büyük ses katıyor şiire ve bilgelik sözcük sözcük akıyor yolumuza ve O hep kitaplığımızda. Üstada Eskişehir'den sevgiler, selamlar.
Hilmi Haşal 1954'te, Bulgaristan'ın Kırcali ili, Aşağı Tosçalı (Haşallar) köyünde doğdu. İlkokulu ve ortaokulu aynı köyde okudu, ardından, 'Kırcali, Hristo Smirnenski İnşaat Teknikum'u Jeodezi ve Kartografi Bölümü'nü bitirdi.
1973 yazında ailesiyle birlikte 'Serbest Göçmen' olarak Türkiye'ye geldi. Bursa'ya yerleştiler...
1968'den bu yana yazıyor. İlk ürünleri Bulgaristan'da yayımlandı. Şiirleri ve düzyazılarıyla; Oluşum, Dönemeç, Somut, Milliyet Sanat, Varlık, Şiir-lik, Biçem, Yeni Biçem, Dize, Akatalpa, Defter, Edebiyat ve Eleştiri, Kül, Kavram Karmaşa, E, Virgül, Yom Sanat, Kitap-lık, Ada, Mor Taka, İmgelem Çocuklar, Yazılıkaya vb. dergilerde görüldü.
………….
SALİH BOLAT
-Gravür-
bu dağlar o çok öldüğüm dağlar değil
eğri büğrü gülen bu çocuk
bu yamyassı rüzgar
kapının önünde uluyan bu gece
ufukta uyanan bu masmavi kadın cesedi deniz
bu yeni doğmuş tayın ıssız adımları
sığ sularda boğulan bu balık
o değil
bu umutsuzluğun gravürü
umutsuzluk: tabutuma çakılacak son çivi
…………
FELSEFE - FENOMENOLOJİ
Fenomenoloji ya da görüngübilim, kurucusu Edmund Husserl olan bir felsefe akımı. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde görülen bilimlerdeki ve düşüncedeki genel bunalım içinde doğup gelişen bir felsefe akımıdır. Husserlci fenomenoloji, bu bağlamda, Metafiziği sona erdirerek somut yaşantıya dönmek ve böylece tıkanmış olan felsefeye yeni bir başlangıç yapmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır.
Bir felsefe akımı olmaktan çok bir yöntem olarak tarif edilmesi yaygındır. Fenomenoloji, her şeyden önce, fenomeni, yani dolaysız olarak verilmiş olanı betimlemeye dayanan bir yöntemdir çünkü. Bunu nasıl yaptığı ya da yapıp yapamadığı, yani yöntemin iddiasını geçerli kılmak bakımından teorik düzlemdeki statüsü tartışılırdır. Öte yandan, fenomenoloji, bu yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir felsefe akımı da meydana getirir.
20. yüzyıl felsefesinde ve kuramsal tartışmalarında etkili ve belirleyici bir yere sahiptir fenomenoloji. Heidegger'den Sartre'a, Frankfurt Okulu'ndan Foucault'a ve postmodern düşünürlere kadar pek çok düşünür ve felsefe eğilimde etkisi görülür.