Eski BOTAŞ Gaz Alımı Daire Başkanı Ali Arif Aktürk ve GazDay Genel Müdürü Mehmet Doğan, önümüzdeki aylarda doğalgaz ve dolaylı olarak da elektriğe büyük zam gelmesini beklediklerini söyledi.
Eski Botaş Gaz Alımı Daire Başkanı Ali Arif Aktürk ve GazDay Genel Müdürü Mehmet Doğan, doğalgaz ve elektrik fiyatlarındaki olası gelişmeleri değerlerdi.
Yılbaşından bu yana yüzde 18,8 zam gelen doğalgaza, dolar kuru yatay seyretse bile bu kış yaklaşık 40 daha zam olasılığını belirtiyor.
Şu an 238 dolar olan Botaş'ın Rus gazı alım fiyatının 2021'in son çeyreğinde yaklaşık 270 dolara yükselebileceğini, 2022'nin ilk çeyreğinde daha da artmasının beklendiğini ifade ediyor.
Türkiye'nin kış döneminde artan talebin bir kısmını şu an çok daha yüksek fiyatta olan spot LNG ile karşılamak zorunda olduğunu ve ithalat maliyetinin daha da artacağı, 2022 yaz aylarına kadar yüksek fiyatların görülmeye devam edeceği dile getiriliyor.
Zam yüzde 40'ı bulabilir
Geçen sene nisan da 20 doların altına gerileyen petrol fiyatlarının bu yıl 70 doların üzerine çıktığına işaret eden Aktürk, Türkiye'nin boru gazı ithalat fiyatlarının da petrol fiyatlarına endeksli olduğunu hatırlattı.
Bu sene yaz döneminde yüksek sıcaklıklar nedeniyle özellikle aşırı klima kullanımı etkisiyle elektrik tüketiminin rekor kırdığını ve kuraklık nedeniyle hidroelektrik santrallerden üretilen elektriğin azaldığını hatırlatan Aktürk, artan talebin doğalgaz çevrim santrallerinden karşılandığını ve bunun da Türkiye'nin doğalgaz ithalat miktarını artırdığını belirtti.
Aktürk, Türkiye'de de doğalgazda ekim ayında yüzde 15, yıl sonunda da yüzde 20'lik zam beklediğini, toplam zam oranının yaklaşık 40'ı bulabileceğini belirtti.
Mehmet Doğan, Avrupa'da yeşil enerji dönüşümü kapsamında karbon fiyatlarının yüksekliği, hızla artan talebin kömür yerine daha çok doğalgazla karşılanması, stok ve arz sorunları ve Rusların gaz akışını kısması nedeniyle fiyatların rekor seviyelere çıktığını belirtti.
Doğan, Türkiye'nin yılbaşında 170 dolar olan bin metreküp Rus gazı ithalat maliyetinin 2022 başında 300 doların üzerine çıkacağını, artan talebin önemli bir bölümünün de fiyatı çok daha yüksek durumdaki LNG ile karşılanacağını belirtti. Doğan, Botaş'ın çok büyük zam yapmak zorunda kalabileceğini ya da zam yapmazsa da tarihi zararla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.
Bin metreküp doğalgaza denk LNG fiyatının bugün yaklaşık 560 dolara yakın olduğunu ve boru hattı gazı alımındaki olası sorunlar durumunda LNG alımının da artabileceğini belirten Doğan, elektrik üretimindeki yüksek doğalgaz payı nedeniyle elektrik fiyatlarına da ciddi oranda zam gelmesinin gündeme geleceğini dile getirdi.
Dolar/TL'deki olası artış, doğalgaz ve elektrikte olası zam oranlarını daha da artırabilir.
Ucuz gaz dönemi sona erdi
Doğalgaz fiyatlarındaki sert yükseliş, dünyanın gündeminde. ABD merkezli finans ajansı Bloomberg TV'de dün yayımlanan 'Fiyatlar yüzde 1000 oranında artarken ucuz gaz dönemi bitti' başlıklı haberde, doğalgaz fiyatlarındaki artışın başta enflasyon olmak üzere küresel ekonomide önemli etkileri olacağına işaret etti.
* * *
Haberi özetleyerek yazdım.
Bu haber doğru ise, Eski BOTAŞ Gaz Alımı Daire Başkanı Ali Arif Aktürk ve GazDay Genel Müdürü Mehmet Doğan'ın açıklamalarına göre doğru bu kış geçen kış döneminde ödediğimiz yakıt fiyatları ikiye belki de üçe katlanacak.
Kombi ile ısınanlar ortalama geçen kış 400 ile 600 TL arasında doğalgaz faturası ödedi.
Daha yüksek ödeyenler de var.
Türkiye'de de doğalgazda ekim ayında yüzde 15, yılsonunda da yüzde 20'lik zam beklediğini, toplam zam oranının yaklaşık 40'ı bulabileceği söylemleri gerçekleşirse büyük çoğunluk yeniden kömüre dönmenin hesaplarını yapacaktır.
Başta emekliler, asgari ücretle geçinenler, dar gelirliler eski gibi herkes ayrı ayrı odalarda oturup yatma yerine yıllar önce olduğu gibi tek bir odaya sığınmayı çare olarak görecekler.
* * *
'KOLTUĞA GELENLER KALKMAK BİLMİYOR'
Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, hem Eskişehir'in hem de Türkiye'nin temel sorunlarından birisine dikkat çekmiş.
Bakın ne demiş Kesikbaş?
'Eskişehir'de bir koltuğa gelenler, iktidara gelenler, neyse işte bir kurumun başına gelenler buradan kalkmak bilmiyorlar. Kalkmak bilmedikleri için de bir jenerasyon iki jenerasyon yok olup gidiyor. Bakın Eskişehir'de bu makamları hak eden 3-5 bin Celalettin Kesikbaş var, ciddi söylüyorum. Ve hepsi ya sindirilmiş ya korkutulmuş ya kızdırılmış ya da küstürülmüş. Bunları kazanmak gerekiyor. Diyelim ki ben burada 30 yıl kaldım, düşünsenize benimle birlikte bu işe 30 yaşında başlayan ve 30 yıl bu koltukta kalan 2 jenerasyon bu koltuğu göremeyecek. Ya da burası için mücadele etmeyecek. Ya da mücadele ederken bu çabayı göstermeyecek. Çünkü nasıl olsa düzen kurulmuş, sistem kurulmuş. Tabii bu durum sadece burası için geçerli değil, kentin geneli böyle. O nedenle bu konuyla ilgili insanları biraz daha cesaretlendirmek gerekiyor. Onların özvarlıklarının çok kıymetli olduğunu sürekli anlatmak gerekiyor. Ben bunu fırsat bulduğum her ortamda üstüne basa basa anlatıyorum. Bu makamların onlar tarafından da yönetilebileceğini bu adamlara anlatmamız gerekiyor. Eskişehir'in entelektüel olarak altyapısı çok sağlam ama maalesef böyle bir sorunu var.'
ÇOK HAKLI
Şimdi Sayın Kesikbaş'ın Sağlı-Sollu Haber Sitesi'nden Arif Anbar'a verdiği röportajındaki bu sözlerini okuyanlar hemen yorumlara geçecekler.
'Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i mi kastediyor, yoksa Ahmet Ataç'ı mı?' diye.
Celalettin Kesikbaş bu sözü söylerken ne Yılmaz Hoca'yı ne Ahmet Ataç'ı kastetmemiş.
Söylemlerin bu isimlere yorumlanacağını bilmesine rağmen konuşmaktan da imtina etmemiş.
Çünkü bu nedenle eleştiriler alacağını biliyor
Asıl kastettiği belediye başkanları değil Sivil Toplum Kuruluşları yani STK'ların başındakiler.
STK'ların başındakileri kastederken kendisini de ayırmıyor.
Kendisinin yıllarca o koltukta kalmayacağının mesajını veriyor.
Eskişehir'de yıllardır aynı koltukta oturanlar yok mu?
O koltuğa yapışmışlar kalkmak istemiyorlar.
Sanki o koltuktan kalkınca yerine gelenler koltuğu dolduramayacak.
Oysa bu ülkede, bu kentte yaşayan ne cevherler var.
Yeter ki onlara bu fırsat tanınsın.
'STK BOLLUĞU VAR'
Celalettin Kesikbaş bu konuya da dikkat çekmiş ve şöyle yorum yapmış:
'Aynı konuyla ilgili normalde bir STK ya da iki STK olması gerekirken Eskişehir'de 40 tane aynı konuyla ilgili STK var. Ahmet'in STK'sı, Mehmet'in STK'sına dönüyor iş. Onun yandaşlarının STK'sı, bunun yandaşlarının STK'sı. Halbuki neticede tüzüğünü okuduğun zaman aslında aynı amaca hizmet ediyor ama bu bence Eskişehir'e özel bir durum. Bunun sosyolojik olarak incelenmesi gerekiyor gerçekten de.'
* * *
Doğru değil mi?
Gerçekten de tüzükleri birbirlerinin hemen hemen aynı.
Araya birkaç farklılıklar yerleştirmişler.
Sonra da 5 veya 7 kişi bir araya gelmiş STK kurmuş.
Örneğin Seyitgazililer, Sivrihisarlılar, Alpulular, Mihalıççıklılar dernekleri var.
Bunların yanı sıra o ilçelerin köy dernekleri de kurulmuş.
Oysa ilçe dernekleriyle o ilçelerin köy dernekleri de tek çatı altında olsalar daha güçlü olmazlar mı?
Bir ilçenin sorunuyla o ilçenin köyünün sorunu birbirinden çok mu farklı?
* * *
TEHLİKE ÇANLARI YENİDEN ÇALMAYA BAŞLADI
Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan 9 Ağustos tarihli Türkiye'nin korona virüs tablosuna bakınca haziran ayında 5-6 binlere kadar düşen günlük vaka sayısının 24 bine yaklaştığını gördüğümde 'önümüz yine karanlık' diye yorumladım.
30'lara kadar düşen vefat sayısı ise 117'ye yükselmiş.
Türkiye'nin birçok şehri yine korona virüs haritasında kızarmaya başlamış.
Bu rakamları görünce Hayat Eve Sığar 'HES' uygulamasına girerek Eskişehir'in durumuna baktım.
Eskişehir'de de vaka sayıları ciddi oranda artmaya başlamış.
Bu nedenle de Eskişehir'in birçok bölgesi yeniden yeşilden kırmızıya dönmüş.
HES uygulamasından gittiğim mahallelerdeki risk durumuna baktığımda; 'çok yüksek riskli bölgedesiniz' uyarısı yapıyor.
Zaten Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan da salgına ilişkin dikkat çeken bir uyarı geldi.
'Vaka sayılarının artış hızının durağan hale gelmesi ve vaka sayılarının azalması için önümüzdeki 10 gün çok önemli. Tedbirlere uymalı ve aşı olmayı ihmal etmemeliyiz'.
* * *
Yani önümüzdeki 10 gün içerisinde uyarıları dikkate almaz, aşı olmazsak daha vahim bir tablonun bizi beklediğinin mesajını vermiş.
Bu ne demek?
'Yeniden kısıtlamalar gelebilir'.
Küçük esnafın tekrar kapanmaya hiç ama hiç tahammülü yok.
Bu onların sonu olabilir.
Diğer tarafta ise vaka sayılarının yükselişe geçmesi yeni bir tehlikenin işareti…
* * *
Vaka sayılarının tırmanışa geçmesinin nedeni tehlike bitmeden, insanlar birinci ve ikinci doz aşılarını olmadan turizm bölgelerinin açılması.
Bayram tatilinin 10 güne çıkarılması.
Türkiye'nin bir yanından öbür yanına insanlar akın ettiler.
Aynı otobüslerde aşı olanlarla olmayanlar seyahat etti.
Memleketine gitti.
Anne, baba, kardeş ve yakınlarıyla sarmaş dolaş bayramlaştı.
Virüs taşıdığını bilmeden girmedik kapı bırakmadı!
Sahillerde şezlonglar arasında 1,5 metre mesafesi kaldırıldı.
İnsanlar aynı sahilde adeta sırt sırta güneşlendi.
On binlerce insan denizin içindeydi.
* * *
Yani virüs devamlı hareket halindeydi.
Öyle olunca insanlar birbirine bulaştırdı.
Şimdi tek çare küçük esnafın kapanmasının önüne geçmek adına AVM'lere, marketlere, lokantalara, restoranlara, kahvelere, kafelere, sinemalara, eğlence yerlerine en az iki doz aşı olmayan kişilerin alınmaması.
Hiç olmazsa bu sayede küçük esnaf korunmuş olur.
* * *
Bu konuda İçişleri Bakanlığı genelge mi yayınlar veya cumhurbaşkanı kararname mi çıkarır.
Kim ne yapacaksa biran evvel yapmalıdır.
Yoksa artan tehlikenin boyutunu, tahribatını düşünmek bile istemiyorum.
* * *
HAYAT BÖYLEDİR İŞTE
Bir adam, Afrika'da yürürken arkasından bir aslanın koştuğunu görür. Hızla kaçarken tam önünde bir kuyu görür ve hızla kuyuya iner. İpe sarılıp kuyuya inerken, alt tarafta büyük bir yılan görür. Yılan hızla buna doğru yükselirken 'Ne yapacağım' der.
Üstte aslan altta yılan…
O sırada iki tane fare biri beyaz diğeri siyah ipi kemirmeye başlar. Her yerden başı belada iken bir anda bir yüzünde ıslak bir şey hisseder. Bir arı bir damla balı yüzüne bırakır ve balın tadı damağında iken uyanır ve 'OH BE RÜYA İMİŞ' der.
Bir seyyide anlatır.
'Rüyamın yorumu ne diye?' diye sorar.
Seyyid gülerek, 'Anlamadın mı?'.
'Peşinden koşan aslan ölüm meleğidir. İçinde yılan bulunan kuyu senin mezarındır.
Sarıldığın ip senin hayatındır. Beyaz ve siyah fare gece ile gündüzdür ömrünü kemirirler. Peki ya o bal nedir dersen? Dünyanın geçici lezzetidir.'
(alıntı)
* * * *