İktidarın 20 yılı aşkın süredir yapmış olduğu her hamlenin altında bir şeyler aradık…

Aradık ve sonrasında maalesef korktuklarımız da başımıza geldi.

Mutlak butlan süreci de işte böyle başladı.

Her geçen gün bu hukuksuz kararın üzerine başka şeyler konulacağını biliyorduk.

Son olarak Siyasi Partiler Yasası masaya yatırıldı.

Bu da beklenen bir adımdı.

Çünkü neden bir seçim olması gerektiği gibi olsun ki…

MHP Lideri Devlet Bahçeli, fitili ateşledi ve birkaç gün önceki konuşmasında bu yasanın yeniden düzenlenmesi gerektiği çağrısında bulundu.

Sonrasında AK Parti’de hareketlenmeler olduğu konuşulmaya başlandı.

Erken seçim ihtimaline karşı ellerini çabuk tutma niyetindeler…

Planlar tıkır tıkır işliyor…

Ve eğer tahmin edilenler hayata geçirilirse bu işten karlı çıkacak taraf halk ya da ülkemiz değil, elbette iktidar ve paydaşları olacak.

İktidar kanadı bu düzenlemeleri “seçim sistemini daha net ve kurallı hale getirmek” olarak anlatacak.

Ancak bu hamle muhalefet partilerinin farklı yöntemlerle bir araya gelmesinin önünü kapatmaktan başka bir şey olmayacak.

Tabii doğrudan da yeni kurulan Yeni Parti’nin belki de seçime girmesi engellenecek.

Siyasette kurallar elbette değişebilir.

Fakat seçim kurallarının değiştirilmesinde temel ölçü, iktidarın veya muhalefetin o günkü siyasi pozisyonu değil, milletin iradesinin nasıl daha güçlü temsil edileceği olmalıdır.

Amaç iktidarın kendi geleceğini garanti altına almak olmamalıdır.

Ayrıca bu adım her mecrada adeta “hodri meydan” diyerek herkese meydan okuyan Cumhur İttifakı temsilcilerinin aslında ne kadar korktuklarının da kanıtıdır.

Ekonomiden eğitime kadar birçok alanda yetersiz kalan ve artık vatandaşın taleplerine cevap veremeyecek duruma gelmiş bir iktidarın her adımını iktidarda kalmak için attığının bir ispatıdır.

Kazanacağından emin olan, kendisine güvenen hiçbir iktidar böyle hesapların içine girmez.

Ki bu bırakın kazanıp kazanmamayı demokrasiye de aykırıdır.

Zaten uzun zamandır tartıştığımız hangi konu demokrasiye aykırı değil ki?

Hukukun ve anayasanın böylesine eğilip büküldüğü, insanların zindanlarda çürüdüğü, henüz zindana atılmayanlara sürekli aba altından sopa gösterildiği bir yerde hangi demokrasiden bahsedilebilir?

Gelir adaletsizliği yüzünden milyonlarca insan sadece yaşamaya çalışırken iktidara yakın olan küçük bir kesimin servetine servet kattığı bir düzenin sürdürmek istenmesi hangi demokrasi ile bağdaşır?

Bunun cevabını bulursanız, hayata geçirilmek istenen seçim sisteminin de hangi demokrasiye hizmet ettiğini anlarsınız.

Siz demokrasinizi nasıl arzu edersiniz?


(Sonhaber Gazetesi'nden alıntıdır.)