Koronavirüsün (Covid-19) Türkiye'ye de girmesiyle Mart ayı sonlarında, salgının bulaş riskini azaltmak adına tüm eğitim kurumlarında eğitimlere ara verildi. Yaklaşık 6 aydan beri de kapalılar. Yüz yüze eğitim durdu.
Öğrenciler bilgisayardan veya EBA TV'den derslerini takip ediyorlar.
Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitim-öğretime ana sınıflar ve birinci sınıflar bugün itibariyle belirlenen kurallar çerçevesinde 2020-2021 dönemine başlasa da diğer sınıfların ne zaman okula gideceği kesinleşmedi.
Daha doğrusu, bugün okulla ilk kez buluşacak olan birinci sınıf öğrencilerinde geçecek üç hafta sonunda Koranavirüsden dolayı herhangi bir sıkıntı yaşanmaz ise, önceden belirlenen kurallar çerçevesinde diğer sınıfların öğrencileri de eğitim-öğretime başlayacaklar.
Ancak okullar büyük öğrencilere henüz daha kapılarını açmazken, kurs merkezlerinde 1,5 ay önce kurslar başladı.
Arifiye Mahallesi'nde yoğunlaşan kurs merkezlerinin önünden geçerken okullar gibi bahçesi olmadığı için, teneffüslerde öğrencileri maske, mesafe kurallarına uymadan kapı önlerinde beklediklerini görüyorum.
Milli Eğitim Bakanı Selçuk, 'Tüm önlemleri aldık. Ekim'in 12'sinde okulları eğitim-öğretime açabiliriz' deyince velilerin, 'Virüsün daha da yaygınlaştığı bir dönemde ben çocuğumu okula göndermem. Virüs kapıp gelebilir. Evde hepimize bulaştırır' diye homurdandıklarını duyuyorum.
Ama göz bebeğimiz, geleceğimiz olan çocuklarımızın etüt merkezlerine gitmelerinde bir sakınca görmüyorlar.
Bu durum Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Muammer Karaman'ında dikkatini çekmiş olmalı ki;
önceki gün gazetecilerle bir araya gelerek yeni eğitim öğretim dönemini değerlendirirken, 'Ortaokul ve lise çağındaki yüzlerce öğrencinin kurslara gittiğini görüyorum. Etrafındaki kafeteryaların kaldırımlara taşan sandalyelerinde sosyal mesafe tanımaksızın oturup sohbet ediyorlar. Özel eğitim kurslarının yoğun bulunduğu bu mahallede hiçbir önlemin alınmadığına da tanık oluyorum' demiş.
Haklı.
Oysaki Odunpazarı İlçesinin en hareketli bölgelerinden birisi burası.
Valiliğe, Odunpazarı Kaymakamlığına, Odunpazarı İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne çok yakın bir bölge olmasına rağmen kimsenin dikkatini çekmiyor.
Karaman, daha önemli bir konuyu da gündeme taşımış;
'Bildiğimiz kadarıyla bu özel öğretim kurumları kısa çalışma ödeneğinden yararlandılar. Yani çalışanlarını işe getirmediklerini söyleyip devletten destek aldılar ve almaya devam ediyorlar. Peki, öğretmenleri kuruma gelmiyorsa bu çocuklar kurslara neden gidiyor ve kimlerden ders alıyor? Bu konunun mutlaka araştırılması gerektiğini düşünüyorum.'
Bu iddia doğru mu, bilemem.
Ama titizlikle araştırılması gereken bir durum…
Bu iddiayı ortaya atan öyle sıradan bir vatandaş değil.
Öğretmenlerin üye oldukları eğitim sendikasının şube başkanı.
Muammer Karaman'ın iddiası doğru ise kurs merkezlerine giden öğrencilere kim veya kimler ders veriyor?
Bu iddiaların doğruluğunu ya da yanlışlığını öncelikle araştırması gereken kurum Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüdür.
* * *
Bir puana razı olduk…
Lige Ankaraspor yenilgisiyle başlayan Eskişehirspor, Cuma akşamı evinde oynadığı Adanaspor karşılaşmasında bir puana razı oldu.
Maçtan önce siyah-kırmızılı kulübün başkanı Mustafa Akgören ile Teknik Direktör Mustafa Özer, Ankaraspor mağlubiyetini Adanaspor galibiyetiyle telafi edeceklerini söylemişlerdi.
Geçen sezona dönüp baktığımda Ankaraspor da, Adanaspor da Eskişehirspor gibi çok sıkıntılar yaşadılar.
Her iki kulüpte Eskişehirspor ile birlikte 1. Lig'den düşmüştü.
TFF'nin yaşanan Covid-19 salgını nedeniyle liglerde düşmeyi kaldırmasıyla yeniden 1. Ligde mücadele etmeye hak kazandılar.
Ligin ilk haftasında Ankara'da karşı karşıya geldiğimiz Ankaraspor'un da, transfer tahtası kapalı olduğu için takıma takviye yapamadılar.
Yaşları siyah-kırmızılı formayı giyen futbolculardan daha küçük ve tecrübesiz futbolcusu sayısı çok olmasına rağmen, sırtlarına giydikleri formanın hakkını aldıkları galibiyetle verdiler.
Bu beklenmedik mağlubiyet canımızı acıttı.
Ancak tıpkı Mustafa Özer gibi düşünerek! 'Adanaspor maçında telafi ederiz' dedik.
14 haftadır galibiyete hasrettik.
Ankaraspor karşısında alınan mağlubiyetle hasretimiz devam etti.
Adanaspor maçında da diğer maçlarda olduğu gibi yine hayal kırıklığına uğradık!
Adanaspor'u da elimizden kaçırdık!
Futbol olarak iki takımın da vasatı aşamadığı maçta Eskişehirspor evinde Adanaspor'u da yenemeyerek galibiyet hasretini 15 maça çıkardı.
Siyah-Kırmızılar son galibiyetini 8 Şubat'ta Altınordu karşısında 3-0'lık skorla almıştı. O tarihten bu yana geçen 222 gündür galibiyet hasretine de son veremedi.
Yalnızca rakibi durdurmaya yönelik futbol anlayışıyla sahada mücadele eden Eskişehirspor'un taktiksel anlamda bir B planının olmadığı çok net şekilde bir kez daha görüldü. Geceden bize kalan tek teselli ise Ankaraspor maçına oranla daha iyi mücadele eden bir takım görüntüsü idi.
Gerek Ankaraspor gerekse Adanaspor karşısında vasatı aşamayan bu futbolcular, hafta sonu karşılaşacakları Altay'ı mı? Yoksa gelecek hafta Eskişehir'de konuk edeceği Ümraniyespor'u mu mağlup edecekler?
Bu sezon galibiyet hasretimiz bir süre daha devam edecek gibi…
Artık daha güçlü ve transferlerle eksikliklerini tamamlamış ekipler ile karşı karşıya geleceğiz.
Eğer Boffen Siyah-Kırmızılı takımı düşürme kararı aldırmaz ise, TFF'nin sürpriz kararı ile düşmekten kurtulduğu 2. Lig'in yolunu tekrar tutar.
Yeri gelmişken birkaç kelime de Teknik Direktör Mustafa Özer'den söz etmeliyim.
Eskişehirspor Kulübü Başkanı Mustafa Akgören, Çoşkun Demirbakan ile yolları ayırıp teknik patron olarak Mustafa Özer'i getirdi.
Özer'in elinde sihirli değnek var da, takımı ligde tutacaktı.
15 maç takımın başında teknik direktör olarak çıktı, 13'ünde mağlup oldu ve takımı 1. Ligde tutamadı.
13 maç kaybeden bir teknik direktör takımın başında kalmaz, kalamaz.
Kendisi istifa etmese bile ya kulüp yöneticileri işine son verir ya da taraftar baskısı ile görevi bırakmak zorunda kalır.
Mustafa Özer, geçen sezon 13, bu sezonda 2 maç kazanamamasına rağmen takımın başında duruyorsa bundan en çok zarar gören Başkan Mustafa Akgören olur.
Ki homurdanmalar başladı.
'Mustafa Akgören, Mustafa Hoca'yı arkadaşı olduğu için mi işine son vermiyor. Koruyor mu?' diyenlerin sayısı giderek artıyor.
Bence Mustafa Akgören takımın başına teknik patron olarak Eskişehir'den birisini getirmiş olsaydı Özer'den daha başarılı olurdu.
Başkan Akgören ve siyah-kırmızılı takımın yöneticileri hiç vakit kaybetmeden Mustafa Hoca ile yolları hemen ayırmalı, eğer illaki bir Pro Lisanslı Teknik Direktör arıyorlarsa Eskişehir'de bildiğim kadarıyla bu lisansa sahip 4 kişi var.
Bunlardan birisini takımın başına getirilirse Mustafa Özer'den daha başarılı olur.