9’uncu gün…

Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik emekçileri, ben bu köşe yazısını yazarken açlık grevlerinin 9’uncu gününü geride bıraktı.

İşçiler maaşlarını ve haklarını alabilmek için Ankara Kurtuluş Parkı’nda direnişe devam ediyor.

Onlar haklarını alana kadar bu köşede sadece onlar yazılacak.

Son olarak 9 gündür insanların aç kalmasına göz yumanlar, paralar hesaba yatacak diye bir açıklama yaptı.

Ancak şu ana kadar henüz dedikleri gibi hesaba yatan bir para yok.

Durum öyle bir hal aldı ki hesaba paralar yatırılsa dahi büyük bir sevinç yaşayamayacağız.

Çünkü direniş esnasında yaşananlar unutulmamak üzere hafızalarımıza kazındı.

Önceki gün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isteyen madenciler polis engeline takıldı.

Bu engel öyle acımasızdı ki…

Madencileri itip kakmalar, biber gazıyla müdahale etmeler…

“Onlar da emir kulu” cümlesinin arkasına sığınıp madencinin yüzüne biber gazı sıkmak mı polislik?

Sesini duyurmaya çalışan işçiye tekme atmak mı polislik?

Elindeki gücü kötüye kullanmak mı polislik?

Polise verilen emir bu mu?

“İşçilere eziyet edebilirsiniz” mi denildi?

Onurlu bir duruş için de mi emir verilmesi gerek?

Bu insanlar sadece haklarını istiyor!

Düşmanca tutum niye?

Yürüyüş yapılmasından neden bu kadar korkuluyor?

Hatırlayın…

İşçisine maaş ödemeyen Yıldızlar SSS Holding’in sahibi Sebahattin Yıldız’ın, 2020 yılında 2.Abdülhamit’in cep saatine 183 bin dolar ödediği ortaya çıkmıştı.

Patron, işçinin emeğiyle servetine servet katarken…

Aynı işçi cebinde pazar listesiyle dolaşıyor, 1 kilo domatesi, 1 kilo soğanı alamıyor…

Saate yüz binlerce euro para veren patronun maaşını vermediği işçisi pazar alışverişi dahi yapamadığı için açlık grevinde!

Ve ne yazık ki…

Devletin polisi, işçinin değil patronun yanında!