Gecenin getirecekleri belli değil, gün saatlerce sırtında taşımış bizi; gecenin kucağında buluyorum kendimi, tiyatro kokusu şehrin bazı insanlarını çağırıyor. Gidiyoruz. Sevgili Zehra Çam öyle diyor; oyunlar, yazanlar, oynayanlar ve yeni oyunlar ve sahne... Bildiğimiz bir oyun, tanıdık bir eve misafirliğe gidiyoruz. Elimizdeki kutulardaki şekerler o an için yürek cebimize konmuş. Tatlı bir koşuşturma, ah geldin mi Zehra, peki koşalım!..
***
Muzaffer İzgü'nün 'Sınır' adlı oyunu belli bir coğrafyaya ve tanımlı iki ülkeye referans vermeyen; hayali karakter ve ülke isimleri kullandığı ve bu sayede dünya üzerinde herhangi bir sınırda ve herhangi iki düşman ülke arasında gerçekleşebilecek evrensellikte bir metne sahip.
Halklarına birbirlerini düşman belletmiş herhangi iki ülke arasındaki bir sınırda geçiyor oyun. İki taraftan birer asker: Nevinyalı Mati ile Sevinyalı Yuan belli ki sınır boyunda geçirdikleri zaman içerisinde 'canciğer dost' olmuşlar; birinin ailesinin yolladığı sucukla diğerinin ailesinin yolladığı şarabı tam sınır çizgisinde oturup beraber tüketiyorlar; birbirlerine eşlerinden, çocuklarından, askerlikleri bittikten sonra birbirlerini ziyaret etmekten bahsediyorlar. Öyle anlar geliyor ki, sınır çizgisini ihlal de ediyorlar,'diğer tarafa' geçiyorlar; bazen bilinçli olarak bazense fark etmeden. Duvara asılı asık suratlı komutanların suçu yok bunda belki de; onlar da, daha üst mercilerin emir kulu.
Esas marifet emri verenlere, politikacılara ait. Hiç yoktan korku unsuru yaratmak; bununla beslenmek, palazlanmak. Siren sesleri, hoparlörlerden baskıcı tonda verilen siyasi demeçler, kritik anlarda çığıran telefon sesleri… Sahne tasarımında genel olarak ise; oyun mekanı ortadan ikiye ayrılmış; simetrik, birbirinin aynasına dönüştürülmüş iki taraf yaratılmış. Aksesuarlarda da ayna fikri, tersyüz etme hali kullanılmış; örneğin bayraklar ve kostümlerde. Bu sayede; iki tarafın ying ve yang gibi birbirinin karşıtı gibi gözükmesine rağmen, aslında birbirini tamamladığı ve birbirinden çok da farklı olmadığı vurgulanıyor. Özenli sahne ve kostüm tasarımı Tülay Kale'ye ait. Mustafa Kala ışıkları harika hazırlamış ve Cemal Öztürk sesleri milimetrik zamanlamayla sundu. Emre Basalak ve Emre Demirci yaklaşık 80 dakikalık oyunu, tempoyu düşürmeden, dikkati dağıtmadan ve heyecanı kaybettirmeden sona kadar getiriyorlar. Çıkışta ufak çaplı travma yaşayan zihinlerin yüzlerini görmedim desem yalan olur. Kara mizah tanımlı 'Sınır', bir iki yerde kahkaha derecesinde güldürüyor ama esas düşündürüyor. Hele de; dört bir tarafımız tarihlerimizden yemeklerimize, duygularımızı dışa vurma şekillerimizden müziklerimize çok benzer olduğumuz ama bize düşman belletilmiş komşularımızla çevrili yaşadığımız bu coğrafyada! Yöneten Murat Danacı ve ekibe tebrik ve teşekkür ile. Sevgili Zehra Çam ile bu oyunu izlemek büyük keyif verdi; hüzne, iyi oyuna, şiirlere gark olduk sonunda.