Geçen yazımda 1 Kasımın kaybedenlerinin 7 Hazirandaki oyunu arttırmasına rağmen CHP dahil tüm muhalefet partilerinin olduğunu belirtmiştim. Kaybeden partilerin kendi iç dinamikleri doğal olarak kaybetme nedenlerini tartışmaya başladılar. Ancak her zaman olduğu gibi tartışmaya yine yanlış yerden başlayarak başarısızlığı sadece başkanlarının değişmesi noktasına indirgediler. Türk siyasi hareketinde ve siyasi partilerde tarihi hataların başında bu gelmektedir. Sadece başkanların değişmesi ile oyların artacağı ve yenilginin sorumlusunun onlar olduğu kendi tabanlarına parti iç muhaliflerince verilmek istenen bir mesajdır. Ancak siyasetin biraz ilmi kısmı ile uğraşan her insan bilir ki evet başkanlar etkilidir ama tek sebep değildir. Siyasi partilerin gelenekleri, ideolojileri, programları partilerin genel durumunu belirler. O nedenle özellikle ülkemizde siyasi partiler yasası değiştirilmeden, demokratik iradenin yansımasına engel olan delegelik sistemi ortadan kaldırılmadan, demokratik olduğunu ifade eden partilerin kapılarını halka açarak başkanlarını belirlemede direk rol oynayan kişiler yapılmadan, sivil toplum örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini benimsemeden ve partiye üye olmak isteyen herkesi özgürce hareket etmelerini sağlayacak ortam oluşturmadan, başkanlığın ayrı liderliğin ayrı şey olduğunu anlamadan sadece başkanlarını değiştirerek başarının geleceğine inanmak siyasi dar görüşlülükten başka bir şey değildir. Sistem aynı olduğu sürece değişen bir şey olmayacak şu anki başkan gidecek yerine kısa sürede gitmek üzere başka bir başkan gelecektir. 1 Kasım seçimlerinde oyları az olan partileri saymaz meclise giren muhalefet 3 partiyi dikkate alırsak Kılıçdaroğlunun'da, Bahçelinin'de, Demirtaşın'da başarısız olduğu nettir ve tartışılmaz. Bunu gören başkanların aslında şu ana kadar görevi kendiliğinden bırakmalarını beklemek bizim demokrasimiz için zannedersem hayal. hatalı bir bakış açısı olsa da bir kabul yapıp genel başkanların değişmesi başarıyı getirecektir diyelim. Bunu dediğimiz an şu gerçek yüzümüze çarpacaktır ki o da şudur, var olan siyasi partilerdeki delege sistemi ile şu an ki başkanları yıkmak ve karşılarına aday olmak neredeyse imkansızdır. Bu nedenle olağan olsun olağan üstü olsun kongre talebinde bulunmanın hiçbir anlamı bulunmamaktadır. İşte bu nedenle siyaseten dar olan bu görüşle uğraşmaktan daha önemli olan partilerin yapısını ve herkesin enayi yerine konulduğu delegelik sistemini mutlak kaldırmak ve herhangi bir siyasi partiye üye olan herkesin direk oyuyla genel başkan seçmektir. ancak bu şekilde olursa partiler başkan değil lider seçmiş olurlar ve demokrasiye büyük katkı sağlayarak başarılı olurlar. Genel başkanın belirlediği delegeler genel başkanı seçtiği için ne kadar başarısız olursa olsun yerinden oynatamazlar. Yerinden oynatamadıkları başkanlarda partilerini oligarşik bir yapıya büründürür. Evet seçim sistemimiz sorunludur. Evet %10 barajı olması sorunludur. Evet lider oligarşisi sorunludur. Ancak bunlarla mücadele etmek bu ülkeyi seven demokrasinin gelişmesi isteyen herkesin boynun borcudur.