'65 Yaş üstü yurttaşlara ücretsiz veya indirimli ulaşım hakkı tanınması…' üzerine son günlerde Eskişehir'de ve ülkemiz genelinde yapılan utanç veren tartışmaları bilmem izliyor musunuz?

Ben çiçeği burnunda bir 65'lik olarak bu seviyesiz polemikleri içim sızlayarak izliyorum ve bu izlenimlerimi sizlerle paylaşarak sızılarımı biraz da olsa azaltmak istiyorum.

Uluslararası Belgelerde Yaşlı Hakları

İnsan yaşamının evrelerini sınıflandıran bilimsel çalışmalar genellikle 65 yaş ve sonrasını 'yaşlılık' olarak tanımlıyor.

Toplumsal yaşamda 'yaşlılara saygı göstermek' geleneği ise söylem olarak neredeyse insanlık tarihi kadar eskilere dayanıyor.

Ama 'yaşlı hakları' konusu yirminci yüzyılın bir kazanımıdır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 26 Temmuz- 6 Ağustos 1982 tarihlerinde Viyana'da toplanarak ilk kez 'Yaşlanma 1982- Yaşlılık İlkeleri' başlığı altında; 'yaşlı bireylerin bağımsızlık, katılım, bakım, kendini gerçekleştirme ve itibar haklarını…' belirleyen bir metin kabul etti.

1990 yılında da '1 Ekim' tarihi Birleşmiş Milletler tarafından 'Dünya Yaşlılar Günü' olarak kabul ve ilan edildi.

Nisan 2002'de Madrit'te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 'Yaşlanma 2002- Uluslararası Eylem Planı'nı saptadı.

Kabul edilen uluslararası belgelerin temel amacı; 'yaşlıların beslenme, barınma, sağlık, dinlenme, sosyal ve kültürel yaşam gibi gereksinimlerini karşılamak için sağlıklı yaşam alanları oluşturmak…' yani 'yaşlılara insan onuruna yakışır bir yaşam hakkı sağlamak…' olarak özetlenebilir.

Ve yaşlı haklarının evrensel ilkelerine göre, 'yaşlıların gereksinimlerinin karşılanması sorumluluğu sadece aileye değil, topluma ve devlete de aittir.'

Ülkemizde Durum

Ülkemizde anayasanın ilgili maddelerine göre: 'Yaşlılar, devletçe korunur…' ve 'Yaşlıların korunması için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz…'

Yani 'yaşlılar için pozitif ayrımcılık' anayasanın ve ilgili yasaların güvencesi altındadır. Ama uygulamada ülkemizde yaşlılarımıza sunulan ayrıcalıklı devlet hizmetleri yok denecek kadar azdır.

Toplumsal ve dinsel geleneklerimizdeki hamasi söylemlere göre de yaşlıların özel ve ayrıcalıklı bir yeri vardır… Ama yaşlılara verdiğimiz toplumsal destek de, 'sadaka' ya da 'hayır/hasenat işleri' çerçevesinde kalmaktadır.

Belediyelerimizin yaşlı haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda yaptıkları çalışmalar ise ne yazık ki siyaset malzemesi yapılmaktan öte geçemiyor. Bu konuda örnek olması gereken sosyal demokrat belediyelerimiz de dünya ölçeğine göre nal toplamaktadırlar…

Bu nedenlerle Türkiye'de 'yaşlılarımızın tüm sıkıntıları ya çocuklarının ve yakınlarının omuzlarına kalmakta' ya da 'birçok yaşlımız yalnızlığa terk edilmektedir…'

Özetle, zaten insanca yaşamanın zor olduğu ülkemizde 'yaşlı olmak' çok daha zor…

Yaşlılarımıza Tanınan Ulaşım Ayrıcalığı

Konumuzla ilgili olarak, 12 Temmuz 2013 tarihinde bir torba yasa düzenlemesi yapıldı. Daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 4 Mart 2014 tarihinde bir 'yönetmelik' çıkararak konunun ayrıntılarını belirledi. Bu konuda yapılan hukuksal düzenlemelere göre '65 yaş ve üstündeki Türk vatandaşlarına':

-Demiryolları ve denizyolları şehiriçi hatlarından,

-Belediyelere, belediye tarafından kurulan şirketlere, birlik, müessese ve işletmelere veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmetlerinden 'ücretsiz yararlanma hakkı',

-Demiryolları ve denizyollarının şehirlerarası hatlarından ise 'yüzde 50 indirimli yararlanma hakkı' getirilmiştir.

İlgili yönetmelikte; ücretsiz veya indirimli seyahat haklarının kullandırılmaması halinde uygulanacak cezalar ve bu haklarla yetkili kuruluşlar da açıkça belirtilmektedir.

Yani yapılan düzenleme, AKP iktidarının ender görülen olumlu işlerden birisidir.

Utanç Veren Tartışmalar

Yapılan yasal düzenlemelerle ilgili uygulamalara geçildiğinden beri toplumsal gündemimizde yapılan tartışmaları/ polemikleri ben şöyle özetlemek istiyorum:

-Bazı kentlerde ve Eskişehir'de 'belediye tarafından yetki verilen halk otobüsü işletmecilerinin yaşlılarımıza yönelik aşağılayıcı sözleri ve davranışları…' ayıptır, utanç vericidir. 'Dolmuş kültürü' ürünü olan bu görgüsüz densizlikler tüm yurttaşlar tarafından açıkça kınanmalıdır.

-Aslında yapılan düzenleme çok geç kalmış sosyal bir iş olduğu halde, AKP iktidarının sanki babasının malından pay vermiş gibi bu işi siyaset malzemesi yapması ve yandaş dolmuşçularının densizliklerine karşı sessiz kalması da aynı ayıplara ortak olmaktır.

-Yaşlılarımıza karşı saygısızlık yapan ve verilen bu yasal hakları kullanılmasını savsaklayan kişi ve kuruluşlara karşı gerekli yasal yaptırımlar, ilgili mülki ve belediye yetkilileri tarafından derhal yerine getirilmelidir.

Bu arada, üzerinde yaygara koparılan konunun sayısal ayrıntılarını da bilmek gerekiyor. Yapılan hesaplara göre ülkemizde 65 yaş ve üstündeki yurttaşlarımızın oranı yüzde 7 civarındadır. Bu orana göre örneğin Eskişehir'de yaşlılarımızın sayısı 50 bindir ve bu insanların en az yarısının 'zaten seyahat edemeyecek durumda olduğu' düşünüldüğünde bu sayı 25 bin kadardır. Koskoca kentte yüzde 3 civarındaki yaşlımıza bu yüzden densizce saygısızlık yapmak ayıbın da ötesindedir…

Sözün Özü

Unutmayalım ki 'yaşlılar', bir toplumda geçmiş ile geleceği birleştiren kişilerdir. Onun içindir ki çağdaş toplumlarda 'yaşamı yaşlılarla paylaşma bilinci' daha yüksektir.

Türkiye'nin duyarlı yurttaşları, yaşlılarımızı 'ikinci sınıf insan' ya da 'acınacak garip gurabalar' gibi gören çağdışı sapmalara karşı daha etkin önlemler almalıdır.

Yaşlılığın, herkes için gerçek bir 'ikinci bahar' olması dileğiyle.

Sevgiyle dostlukla.