Tüm inançlara ve değerlere saygı duyduğumu belirterek bu haftaki tartışma konusuna girelim: İnanç sistemlerinde zenginliğin yeri ne?

Dini hususlarda haddimizi bilerek, ancak insanlığın bir güce inanma ihtiyacının arkasındaki nedenleri göz önüne alarak bir tartışma yürütmek gerek.

İnsanlık, belirsizliğe karşı güvence ve korunma ihtiyacını ilkel kabilelerden beri hissediyor. Söz konusu belirsizlik, dünyayla sınırlı değil. Ölümle birlikte beden yok olurken ruhun akıbeti konusundaki belirsizlik, insanlığı tarih boyunca bir inanç sistemine bağlı olmaya teşvik etti.

Bugün dünya üzerinde en yaygın inanç sitemleri, tek tanrılı dinler. Gerek tek tanrılı gerekse çok tanrılı dinlere ya da belirli inanç sitemlerinin doğasındaki ortak noktaysa, dünyadaki servet birikimine karşı olmak.

Bizim ait olduğumuz coğrafyada egemen din olan İslamiyet’te birçok ayet ve hadise göre servet biriktirmek, “komşusu açken tok yatmak”, birilerinin emeği üzerinden zenginleşmek reddediliyor. Konunun uzmanı olmamakla beraber İlahiyat ve İslam hukukuyla ilgilenen hocaları dinlediğimizde bu sonuca kolaylıkla varabiliyoruz.

Ancak ne yazık ki İslamiyet’in şekli kuralları konusunda gösterilen hassasiyetin esası, özü ya da ruhu konusunda gösterilmediği apaçık ortada. İslam ülkelerinde sermaye birikimine ve debdebeli yaşamlara yapılan yatırımlar, coğrafyamızda mazlum milletler kan ağlarken ABD-İsrail emperyalizmiyle iş tutmak gibi birçok davranış biçimi bunu tüm açıklığıyla gösteriyor.

Ülkemizde ve İslam coğrafyasının genelinde emek ucuz, insan değersiz ve mülkiyet en büyük değer olarak görülüyor. Oysa bağlı olduğumuz dini kurallara göre “Mülk Allah’ın” ve büyük filozof Yunus Emre’nin deyişiyle “mal da yalan mülk de yalan…”

Fakat bizler bu felsefe yerine şekli unsurlarla yetinmeyi tercih eden toplumlarız. Öyle ki BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, geçtiğimiz günlerde sadece “işçileri insan yerine koymayı öğrenin” dediği için tutuklandı.

İşçinin alnının teri kurumadan hakkıödenmesi gereken bir toplum modelinde, Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik işçileri aylardır haklarını alamıyorlar… Emek Partisi’nden İskender Bayhan konuyu gündeme taşıdı. Ramazan ayında ve bayram öncesinde yaşanan bu sorunlar, İslamiyet’e daha sadık olduğunu iddia eden kesimler tarafındansa hiç görülmedi bile.

Öyleyse Kemal Tahir’in “Rahmet Yolları Kesti” romanında yer alan “para kısmını gavur kazanır, Müslüman harcar” önermesi nereye gitti?

Buradan hareketle son olarak, İslam dünyası için büyük anlam taşıyan Ramazan ayı tamamlanmadan şöyle bir temennide bulunmak isterim: Allah kimseyi zengin etmesin, amin! İyi bayramlar.